Kosova’da 2 Temmuz 1990 Anayasal Deklarasyonu’nun 36. yıl dönümünde, ülke liderleri söz konusu belgenin devletleşme sürecindeki tarihi önemine dikkat çekti.
Kosova Cumhurbaşkanlığı görevini vekaleten yürüten Albulena Haxhiu ile görevdeki Başbakan Albin Kurti, yaptıkları açıklamalarda Deklarasyon’u Kosova’nın bağımsızlık yolculuğundaki en önemli dönüm noktalarından biri olarak nitelendirdi.
Haxhiu, o dönemde Kosova’nın hareket alanının son derece sınırlı olduğunu ancak Sırbistan’a bağlı bir eyalet olarak muamele görmeyi kabul etmediğini vurguladı. 2 Temmuz Deklarasyonu ile Kosova’nın kendi adına konuşmaya ve özgürlük talep etmeye çalıştığını belirten Haxhiu, “O gün Kosovalı delegeler, Meclis salonunun dışında da Kosova adına konuşarak tarihe geçti. Rejim bir oturumu engellediğini düşünüyordu, ancak geride Kosova’nın asla unutmayacağı bir sahne bıraktı: Salonun dışında duran ama tarihin içine giren delegeler” ifadelerini kullandı.
Sırbistan’ın yalnızca Kosova’yı yönetmekle kalmayıp, onu siyasi olarak susturmayı ve bağımsız bir özne olarak ortaya çıkmasını engellemeyi hedeflediğini dile getiren Haxhiu, 2 Temmuz Deklarasyonu’nun bu anlayışa karşı bir duruş olduğunu söyledi.
Görevdeki Başbakan Albin Kurti ise 2 Temmuz 1990 Deklarasyonu’nu Kosova Cumhuriyeti’nin “hukuki ve normatif ilanı” olarak tanımladı. Kurti, Priştine’de kabul edilen bu belgenin ve sonrasında gelen anayasal-siyasi gelişmelerin “direniş cumhuriyetinin” başlangıcını oluşturduğunu ve Kosova’nın devlet temellerini attığını ifade etti.
Kurti, “1990’daki Kosova Cumhuriyeti ve onu izleyen diğer adımlar olmasaydı, 2008’de bağımsızlığımızı ilan edemezdik” diyerek, bağımsızlığa giden sürecin o dönemin kararları ve fedakârlıkları üzerine inşa edildiğini vurguladı.
2 Temmuz 1990 Anayasal Deklarasyonu, dönemin Kosova Meclisi milletvekilleri tarafından Priştine’de Meclis binası önünde kabul edilmişti. Sırp yetkililerin binaya girişe izin vermemesi üzerine açık alanda gerçekleştirilen bu tarihi adımla Kosova, Yugoslavya Federasyonu içinde eşit bir birim olduğunu ilan etmiş ve Slobodan Miloşeviç yönetiminin özerkliği kaldırma kararına karşı çıkmıştı.
Söz konusu deklarasyon, Kosova’nın devletleşme sürecinin kurucu belgelerinden biri olarak kabul edilirken, 7 Eylül 1990’da Kaçanik Anayasası’nın kabul edilmesinin de önünü açmıştı.











