Türk Tarih Kurumu (TTK) tarafından hazırlanmış ve Erzurum’un Börekli (Mahanda) Köyü’nde çekilmiş “Ermeni Mezalimi” isimli kısa belgesel filmi izlerken aklıma geldi böyle bir yazı yazmak!

Filmdeki köy sakinlerinden İsmail Hakkı Çetres ile Hasan Şeker, Ermenilerin gerçekleştirdiği katliamlarda hayatta kalmayı başaran yakınlarından duyduklarını aktarıyor.

Rusya’daki çarlık rejimi devrilirken buradaki askerlerinin de geri çekildiğini anlatan İsmail Hakkı Çetres, 1915 yılının 11 Mart’ını 12 Mart’a bağlayan gece köye birçok Ermeni çetenin geldiğini ve erzak vereceklerini söyleyerek köylüleri topladıklarını söylüyor.

Köyün eski muhtarı Hasan Şeker ise erkekleri bir yerde kadınları da başka bir yerde toplayan bu çetelerin, daha sonra kapıları kilitleyip gaz yağı dökerek bu masum insanları yaktıklarına dikkati çekiyor.

100 yıl sonra bugün, geldiğimiz notada Ermeniler Türkiye’yi 1915 yılında soykırım yapmakla suçluyor ve birçok ülke de tarihi gerçekleri bir kenara koyup Ermeni tezlerine destek veriyor!

İşte tam da bu noktada, Bosna Hersek’te 1990’larda yaşanan katliamlara parantez açmak istedim.

Srebrenica, Prijedor, Ahmici, Foca ya da Visegrad’da yaşananlar bugün herkesin hafızasında çok taze… 1990’larda Sırpların ve Hırvatların Müslüman Boşnak nüfusa yönelik katliamlarına ve soykırımına tanıklık edenler bugün hala hayatta… O dönemde çocuk yaşta olan, ancak hayatta kalan anne ya da babasından duyduğu hikayelerle büyüyenler, belki bir süre daha yapılanları hatırlayacak.

Peki ama sonra?

Savaşın mağdur ettikleri, katliam ve soykırımda hayatta kalmayı başaran isimler hala yaşıyorlarken mutlaka konuşturulmalı, anlattıkları kayıt altına alınmalı, belgesel filmleri ya da sözlü tarih çalışmaları yapılmalı!

Daha her şey bu kadar tazeyken, başkent Saraybosna’daki pazaryeri katliamlarında Boşnakların kendilerini öldürdüğünü söyleme cüreti edebilen Sırpların, bundan 100 yıl sonra daha nelere cüret edebileceğini siz düşünün!

Bugün Ermenilerin yaptığı gibi arkalarına birkaç büyük devleti alıp tezlerini haklı göstermeye çalışırlarsa, ki bu çok mümkün, 100 yıl sonra aslında Sırpların masum, saldıranların ise Boşnaklar olduğunu duymak çok daha hayali olmayacak.

Bosna Hersek’te yıllardır “Savaşı kim başlattı?” tartışmalarının da devam ettiğini hatırlatmakta fayda var.

Bu yüzden bu isimler hayattayken değerlendirilmeli, bildikleri farklı metotlarla gelecek nesillere mutlaka aktarılmalıdır!

Yoksa 100 yıl sonra, bugün Türkiye’nin ve Türk halkının verdiği haklı mücadeleyi, Boşnak halkı ve Bosna Hersek vermek zorunda kalacaktır.

Kaynak: Balkan News

Önceki Haber

Hırvatistan Rallisi’nde zafer Rovanpera’nın

Sonraki Haber

Fransa’da sandık çıkış anketlerine göre, Macron yeniden cumhurbaşkanı oldu