Saraybosna Üniversitesi Öğrenci Parlamentosu (SPUS), Sırp Cumhuriyeti entitesindeki öğrenci kuruluşlarının Srebrenitsa soykırımı ve savaş suçlarından hüküm giymiş komutanlarla ilgili açıklamalarına sert tepki gösterdi.
SPUS, Sırp Cumhuriyeti Öğrenci Birliği ile Doğu Saraybosna Üniversitesi Öğrenci Parlamentosunun ortak toplantısında kabul edilen kararları ve 15 Ekim’de Doğu Yeni Saraybosna’da düzenlenmesi planlanan öğrenci toplantısını eleştirdi.
SPUS Başkanı Ali Jusović ve öğrenci rektör yardımcısı Jusuf Bukva imzasıyla yayımlanan açıklamada, söz konusu kararların kamuoyuna verdiği mesajlardan derin endişe duyulduğu belirtildi.
Tartışmaya neden olan kararlardan birinde, “Sırp Cumhuriyeti soykırım sonucu kurulmuş bir yapı değildir” ifadesi yer aldı.
Saraybosna Üniversitesi öğrencileri, bu tür açıklamaların Srebrenitsa’da soykırım işlendiğini ortaya koyan kesinleşmiş mahkeme kararlarını ve hüküm giyen kişilerin bireysel sorumluluklarını tartışmaya açamayacağını vurguladı.
SPUS, öğrenci kuruluşlarının “Generallerin savaş suçlusu olduğunu reddediyoruz” şeklindeki kararını da eleştirdi.
Açıklamada, eski Bosna Sırp Ordusu Komutanı Ratko Mladić ile eski Sırp Cumhuriyeti Başkanı Radovan Karadžić’in soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarından ömür boyu hapis cezasına çarptırıldığı hatırlatıldı.
SPUS, kesinleşmiş yargı kararlarına saygı gösterilmesinin mağdurlara, ailelerine ve topluma karşı bir sorumluluk olduğunu belirtti.
Öğrenci Parlamentosu ayrıca “Drina bir sınır değil, omurgadır” şeklindeki ifadeye de tepki gösterdi. Açıklamada, bu sözlerin Bosna Hersek’in uluslararası alanda tanınan sınırlarının sorgulanması şeklinde yorumlanabileceği ifade edildi.
Her toplumun kimliğini, kültürünü ve geleneklerini koruma hakkına saygı duyduklarını belirten SPUS temsilcileri, bunun Bosna Hersek’in egemenliği, toprak bütünlüğü ve anayasal düzenine saygıyla birlikte yürütülmesi gerektiğini vurguladı.
SPUS, yetkili kurumlardan konuyla ilgili gerekli adımları atmalarını ve kamuoyunu şeffaf biçimde bilgilendirmelerini istedi.
Açıklamada, Bosna Hersek Ceza Kanunu’nun 145a maddesinin üçüncü fıkrasına dikkat çekilerek kesinleşmiş mahkeme kararlarıyla tespit edilen soykırım, insanlığa karşı suçlar ve savaş suçlarının kamuoyu önünde onaylanması, inkâr edilmesi, ağır biçimde küçümsenmesi veya haklı gösterilmeye çalışılmasının cezai sorumluluk doğurduğu hatırlatıldı.










