Bosna Hersekli uzmanlar, Macaristan’da 12 Nisan’da yapılan seçimin galibi Saygı ve Özgürlük Partisi (Tisza) lideri Peter Magyar’ın iktidara gelişiyle Balkanlar’daki ilişkilerin “kişisel” bağlardan daha çok ortaklık seviyesinde ilerleyeceğini belirtiyor.
Macaristan’daki genel seçimde Viktor Orban’ın mağlup olmasıyla gözler Balkanlar’da gelişecek yeni ilişkilere çevrilirken, Orban’ın bölgede oldukça iyi ilişkilere sahip olduğu bilinen Sırbistan ile kurulacak yeni bağlar da en çok merak edilen konulardan oldu.
Saraybosna Üniversitesi Siyasi Bilimler Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Damir Kapidzic, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Macaristan’daki seçimi ülkede son 16 yılın en büyük değişimi şeklinde değerlendirerek, “Seçim sonucuyla Macaristan’ın hem Avrupa hem de Balkanlar düzeyindeki ilişkilerinin değişim yaşayacağını söyleyebiliriz.” dedi.
Orban’ın bölgede Sırbistan ve Bosna Hersek’in iki entitesinden biri olan Sırp Cumhuriyeti (RS) ile geliştirdiği “kişisel ilişkilerin” de değişeceğini aktaran Kapidzic, “Bundan sonraki dönemde Balkanlar, Macaristan’ın ekonomik anlamda daha çok işbirliği yapacağı bir bölge haline gelebilir.” diye konuştu.
Kapidzic, Macaristan’ın Balkan ülkelerindeki AB üyelik süreçlerinde daha “destekleyici” olacağını belirterek, “Balkan liderlerinin birçoğu bundan sonra Macaristan için ‘en büyük destekçimiz’ ifadelerini kullanmayabilir. Özellikle Sırbistan ve RS için ilişkiler kişiselden öte ticaret, yatırım ve ekonomi odaklı olacaktır.” ifadelerini kullandı.
Macaristan’daki yeni yönetimin bölgedeki Rus etkisine karşı da etkili olacağına dikkati çeken Kapidzic, Magyar’ın Rusya ile enerji ve ekonomi işbirliğine ılımlı yaklaştığını ancak siyasi etki söz konusu olduğunda buna karşı olduğunu söyledi.
Kapidzic, dış politika söz konusu olduğunda Macaristan’ın Balkanlar ile yeni ilişkilerine zamanla tanık olunacağına işaret etti.
“Sırbistan ile ilişkiler gerilebilir”
Uluslararası Saraybosna Üniversitesi (IUS) Siyaset Bilimi ve Uluslararası İlişkiler Bölümü Öğretim Üyesi Dr. Mustafa Krupalija da Macaristan’da yeni hükümetin yıllarca devam etmiş bir sistemi tek bir gecede değiştiremeyeceğini, yeni hükümetin iç siyasetteki en büyük engelinin “kökleşmiş kurumsal engeller” olabileceğini dile getirdi.
Macaristan’ın son yıllarda bölgede Sırbistan ile oldukça yüksek seviyede ilişkiler kurduğuna dikkati çeken Krupalija, bunda Orban ile Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic arasındaki kişisel dostluğun da büyük etkisi olduğunun altını çizdi.
Krupalija, Vucic’in Magyar ile doğrudan sözlü çatışmaya girmekten de kaçınmadığını anımsatarak, “Macaristan-Sırbistan ilişkilerinin niteliğinin aynı kalacağı kanaatindeyim. Yani kişisel ilişkiler hala kilit önemde, ancak bir farkla. Bu ilişkiler eskiden yakınlık içerirken yeni dönemde gerilime yol açabilir gibi görünüyor.” şeklinde konuştu.
Sırbistan’ın Orban döneminde önemli bir “uluslararası destekçi” rolünün de bulunduğuna dikkati çeken Krupalija, Avrupa Birliği (AB) politikalarına daha yakın bir çizgi çizen Magyar’ın gelişiyle ikili ilişkilerin “soğuma” dönemine girebileceği değerlendirmesinde bulundu.
Krupalija, Macaristan’ın Balkanlar’a sırtını dönmeyeceğini vurgulayarak, “Bu bağlamda daha gerçekçi bir beklenti şu olabilir: Macaristan güçlü kişisel bağlara dayanan mevcut modelinden uzaklaşıp, Avrupa çerçevesinde bir tür arabulucu ve sözcü olarak diplomatik konumunu güçlendirebilir.” dedi.
“Orban olmadan AB bölgeye daha farklı yaklaşabilir”
Bosna Hersek ile Orban döneminde sadece RS ile ilişkilerin geliştirildiğini belirten Krupalija, bu yaklaşımın Bosna Hersek’te genellikle tepkiyle karşılandığını anımsattı.
Krupalija, Bosna Hersek’te ayrılıkçı söylemleriyle tanınan eski RS Başkanı Milorad Dodik’in Orban tarafından her zaman korunduğunu söyleyerek, “Yeni hükümetin belirgin AB yanlısı tutumu, Bosna Hersek’te farklı bir güç dengesinin oluşmasına olanak sağlayabilir. Bu ilişkilerin kişisel bazlı olmaması da Bosna Hersek’in AB üyelik sürecine katkı sağlayabilir.” diye konuştu.
Orban’ın mağlubiyetiyle yeni bir iyimserlik dalgası oluştuğunu aktaran Krupalija, “(Magyar’ın zaferi) AB’nin nihayet daha büyük bir iç uyum ve siyasi kapasite sergileyebileceği beklentilerine zemin hazırladı.” ifadesini kullandı.
Krupalija, AB’nin, daha önce Orban’ın “genişlemeye destek vermediği” gerekçesiyle bölge ülkelerine karşı çekingen bir tutum sergilediğine değinerek, şunları kaydetti:
“Şimdi Orbansız bir AB, bölge ülkelerine genişleme açısından daha farklı yaklaşabilir. ‘Suçu attıkları biri’ olmadan AB bölgeye olan bağlılığın gerçek düzeyini gösterme fırsatı bulabilir. Ancak yeniden bir tıkanma ve bunun nedenleri konuşulmaya başlanırsa o zaman AB’nin ilgili ve etkili bir aktör olarak hareket etme sorusu gündeme gelecektir. Bu da AB’nin bölgeyle ilişkisini doğrudan etkileyecektir.”
AA










