Bosna Hersek’in Zenica şehrinde yaşayan Mufid Kozlic, önce sağ ardından sol gözünün görme yetisini kaybetmesine rağmen çocukluğundan beri ilgi duyduğu ahşap işlerine sarılarak hayata tutunmayı başardı.


Vukotici köyündeki evinin bodrum katını atölyeye dönüştüren Kozlic, 13 yıldır tamamen karanlık olan dünyasını yapıp sattığı ahşap cami maketleri ile aydınlatıyor.


Okul çağlarında arkadaşlarıyla oynadığı bir oyun sırasında sağ gözüne gelen taşla görme yetisinin yüzde 50’sini kaybeden Kozlic, 25 yaşındayken retina yırtılması sebebiyle sağ gözünün görme yetisini tamamen kaybetti.


Bosna’daki savaşın ardından marangoz atölyesinde çalışmaya başlayan Kozlic, 2007 yılında sol gözünde de retina yırtılması yaşaması sonucu diğer gözünü de kaybetti.


AA muhabirine konuşan 50 yaşındaki Kozlic, çocuk yaşta tek gözünü büyük ölçüde kaybetmiş olmanın çok zor olduğunu belirterek, “Gözlerimin biri görüyor, diğeri görmüyordu. Tüm zorluklara rağmen ortaokulu bitirdim ancak okumaya devam edemedim.” ifadelerini kullandı.


O dönemde sağ gözündeki sorun nedeniyle askere de alınmadığını anlatan Kozlic, Bosna’daki savaşın (1992-1995) ardından evlenip bir marangozda çalışmaya başladığını aktardı.


2007 yılında sol gözünde yaşanan retina yırtılması sonrası her şeyin değiştiğini belirten Kozlic, “Tam 9 ameliyat geçirdim. Hiçbiri fayda etmedi. İki gözümde de görme yetimi kaybettim.” diye konuştu.


Kozlic, gökyüzünün maviliğini, ormanların yeşilliğini ve daha birçok güzel şeyi görebildiği bir dünyadan karanlık bir dünyaya geçmenin kendisi için çok ağır olduğunu ifade etti.


Çocukluktan beri ahşaba ilgim vardı


Ahşap işlerine çocukluğundan beri ilgisi olduğunu anlatan Kozlic, “Ahşabın kokusunu ve ondan ortaya bir eşya çıkarmayı seviyorum.” dedi.


Kozlic, görme engelli bir ahşap ustası olmanın çok zorlu bir süreç olduğunu vurgulayarak, küçük odun parçalarını işleyerek başladığı bu işte artık bir usta olduğunu ve bundan gurur duyduğunu ifade etti.


Görme yetisini henüz tam olarak kaybetmediği dönemde çalıştığı atölyede makineleri yakından tanıma imkanı bulduğunu aktaran Kozlic, “Görme yetimi kaybettiğimde, dokunduğum eşyaların resmini düşüncelerimde çizdim. Testere, çekiç ya da penseye dokunduğumda onların görselini beynimde kodluyorum. Sadece renkleri hissedemiyorum.” diye konuştu.

Kozlic, daha önce ahşaptan cami yaptığını anlatarak, “Caminin kubbesi ve minaresinin neye benzediğini biliyorum. Kapı ve pencereleri de makineleri kullanabildiğim ölçüde kendime göre uyarlıyorum.” ifadelerini kullandı.


Makineye geçmeden önce her şeyi neşterle yaptığını belirten Kozlic, “Aslında her şey bir hobi olarak başladı. Amacım sadece bir şeylerle uğraşmaktı.” dedi.


Detaylar onu olumsuz düşüncelerden uzaklaştırıyor


Kozlic, her geçen gün daha güzel camiler yapmaya başladığını ve insanların bu camileri satın almak istediğini anlatarak, siparişleri daha hızlı yetiştirmek için iki makineye daha ihtiyaç duyduğunu söyledi.


Yurt dışındaki bir arkadaşının Braille alfabesine uygun çizim materyalleri hediye etmesiyle işinin çok hafiflediğini dile getiren Kozlic, “Bazıları müzik dinleyerek bazıları da televizyon izleyerek rahatlar. Ben de atölyemde vakit geçirerek rahatlıyorum.” dedi.


Kozlic, geçmişe dair “Neden?” sorusunu kendine asla sormadığını belirterek, “Bu soru sadece psikolojimi bozar. Atölyede olduğum zamanlar tek düşündüğüm ahşaba işlediğim cami detayları oluyor. Duvarları nasıl olsun? Minaresi nasıl görünsün? Başka şeyleri düşünmeye de zamanım olmuyor.” şeklinde konuştu.


Çalışma notlarını kağıtlar yerine beynine kaydettiğini söyleyen Kozlic, “Biz görme engelliler, kitap da okuyabiliyoruz, yazı da yazabiliyoruz ve hatta çalışabiliyoruz da. Allah bizi farklı olaylarla sınar ancak hepsi için bir çözüm de sunar.” ifadelerini kullandı.

AA

Önceki Haber

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Oktay ve Arnavutluk Başbakanı Rama, ASELSAN’ı ziyaret etti

Sonraki Haber

Yunus Emre Enstitüsü salgın döneminde de Bosna Hersek okullarına desteğini kesmedi