Bayrak Kültürü ve İnsanlar

Geçen hafta Makedonya’nın Kalkandelen (Tetova)  şehrinde bir bayrak krizi yaşandı. Kalkandelen’de, Makedon, Türk ve Arnavutlar yaşamakta. İkinci Dünya Savaşından sonra saydığım bu milletler neşeyi, acıyı, sevinci, hüznü beraber paylaştı. Örnek bir yaşamdı aslında. Ancak kendini bilmezler kişiler her zaman olduğu gibi bugünlerde de bazı çirkef olaylarla ilgi toplamaya bayılıyorlar. Aslında, Emperyalistlerin oyuncağı olan böylesi kişi ya da kişiler bir ülkenin huzurunu bozup onlara hizmet etmiş oluyorlar.  Bazı hayallere kapılan bu kişiler gerçekten de özgürlüğün kışkırtıcıları olarak boy vermekteler…

Kalkandelen’in bir evin kapısında asılı olan Türk Bayrağını biri ya da birileri tarafından çekilip çöpe atılması Makedonyalılar arasında tepkiye yol açtı… Bu olayı Kalkandelen’in Birleşik Arnavut Hareket Eylemi temsilcisi tarafından ‘-Arnavutluk Tetovası’nda Eski Türk İstilacılarının Kalıntılarını Temizledik-‘ paylaşımı aslında oralarda bazı kimselerin özgürlük yaşamının göze battığını da ortaya atmaktadır. Önce bu Arnavutluk Tetovası, neyin nesidir, böyle söylemlere neden göz yumulduğunu da anlamak zor. Kalkandelen’in Arnavutluk sınırları içine alınmış bir durumu mu var da bilmiyoruz?! Gerçekten de hayal dünyasında olan bu kişiler önce kendi geçmişlerine bir bakıp da sonra kimlerin kalıntı olduklarının yanıtını almış olur. Ağır konuşmak istemem ancak, böyle görüntüler oradaki beraberliğin de bozulmasına yol açma imkanının olduğunu da vurgulamaktayımdır. Ancak ve ancak Türk milleti yüksek kültüre sahip olduğundan dolayı böyle çirkef provokasyonlara aldırış etmeden yaşamlarına en güzel ve değerli başarılarıyla devam etmekteler…

Böyle çirkef bir durumu okuduğumda geçmişten hatıramda kalan bir olayı anlatmayı uygun buldum… Yıllar öncesi, Üsküp’te ikamet ettiğim dönemlerde, eşimin Abisi, ailesi ve bir de küçük oğlu Besim Eskişehir’den misafirimiz oldular. Misafirlik dönemleri Ağustos Ayının ilk haftasına denk gelmişti. O dönemde 2 Ağustos, Devlet Bayramı   –İlinden Ayaklanması- kutlanıyordu, mutlaka şimdi de kutlanır. Her yıl andığım tarihte  -İlinden Ayaklanması- Filmi televizyonlarda yayınlanırdı. Bazen filmi seyreder bazen da geçiştirirdik. Ancak Misafirlerimizin geldiği dönemin 2 Ağustos tarihindeki –İlinden Ayaklanması- filmini izlerken benim hatıramdan hiç ama hiç çıkmayan bir olay oldu. Filmin bir sahnesinde Osmanlı Bayrağının yerlere atılıp ayaklananlar tarafından ezildiğini, fark eden küçük Besim ,- bu nasıl olur ya Bayrak böyle ezilir mi, Bayrak ezildiğinde milleti ezmiş olursun, çığlıklı, ağlamaklı sesler çıkarmaya başladı. Bir türlü sakinleştiremiyoruz oğlanı,- bunlar ne biçim insanlar- bağırmaklı sözlerle çıkışmaya başladı… Televizyonu kapattık, oğlanı sakinleştirmeye başladık. Neyse lafı uzatmadan Besim’i sakinleştirdik ancak oğlan- buralarda fazla kalmak istemiyorum, ülkemize dönelim, sözleri hala kulaklarımda çınlamakta…

O olaydan sonra, inanın ki Biz ailece hiçbir 2 Ağustos tarihinde oralarda kalmadık. Tatillerimiz hep Ağustos ayında olurdu biz de ana vatanımız Türkiye, de geçirirdik istirahat zamanımızı…

Şimdi Kalkandelen’deki olan bu çirkef olay eski duygularımı depreştirdi… Ancak ne yazık ki herkes Bayrak Kültürü denen saygıyı içinde barındıramıyor, böyle durumlar en çok kendilerini bu kültürden yoksun olanlarda belirmektedir…

….Derken,10 Eylül 1922 y. Mustafa Kemal İzmir’dedir. Dinlenmesi için hazırlanan konağa girerken önüne serilmiş Yunan Bayrağını görür. Bu nedir? Yunan Bayrağı Paşam. Bu eve yerleşen Yunan Kralı Konstantin Bu Taşlığa Serilen Türk Bayrağını çiğneyerek geçmişti’..

…’O hata etmiş. Ben bu hatayı tekrar edemem’. Devamında,-Bayrak bir milletin özgürlük alametidir. Düşmanın da olsa hürmet lazımdır. Bayrak Milletlerin şerefidir. Ne olursa olsun Bayraklara saygılı davranmalıyız… Türk Bayrağı Türk Devleti’nin Türk Milleti’nin onurunu temsil ettiğinden onu korumak her Türk’ün görevidir- sözleriyle Bayrak hakkındaki düşüncesini söylemiştir.

Türk Milleti’nin, Dünya’daki her devletin ve Milletin Bayrağına saygısı büyüktür. Ben burada bunca yıl ikamet ettiğim süre içinde bir devletin Bayrağına çirkef söz, davranış asla görmedim. Gerçekten de böyle bir milletten geldiğim için mutlu ve gururluyum. Aynı zamanda aile kültürü ve İnsanoğlunun hangi ortamda yetiştiği çok önemlidir…  Çocuklar sevgi, saygı kültürünü aileden alır. Sonraları da eğitim aldığı ortamlar da insanın yaşamında çok etki yapar…

Ancak bizim oralarda, memleketim Makedonya’da ne yazık ki Bayrak’a saygı kültüründen yoksun kalınmışlık var. Yazımda  -İlinden Ayaklanması- olayını anlattım.  Bundan hareketle, oradaki bazı ortamların Bayrak Kültüründen yoksun olduğu da apaçık. Filmi hazırlayanlar pek tabi ki Bayrak Kültüründen yoksun olmamış olsalardı öyle bir sahneyi asla ve asla çekmezlerdi… Bizler ve Bizleri Mecliste temsil eden siyasilerimiz yıllar yılı o filmi izlerken böylesi görüntülere göz yumarak görmezden gelmişiz.  Böyle ve buna benzer filmlerin gösteriminden sonra tabi ki bazı kendini bilmezler Türk Bayrağına çirkef davranışlarda bulunurlar. Sonra da Birleşik Arnavut Hareket Eylemcileri kalkıp da  – Arnavut Tetovası’ndan Eski Türk İstilacılarının kalıntılarını temizledik- cümlesini kullanacaklar… Bunu söyleyenlerin seviyesine düşmek istemem, ancak,  şunu kendilerine hatırlatmak isterdim, Kalkandelen maalesef Arnavutluk değil ve hiçbir zaman olmamıştır. Oraları Osmanlı Devletinin himayesi altında 6oo yıl kalmış bir bölgedir.  Bugün bile Türkiye Cumhuriyeti’nden gelen yardımlarla ayakta durabiliyorsanız, saygılarınızı Bayrak ezmekle değil de o Bayrağa sarılarak teşekkür etmenizi bileceksiniz…

Bu tür davranışların başta amacı provokasyona yol açmaktır. Emperyalistlerin de böyle hayallere kapılan kişileri kullanarak kendi amaçlarını istedikleri gibi ortaya atıp o bölgeleri karıştırmaktır. Ancak bir gerçeği unutan emperyalistlere ve onların kullandıkları hayalperest kişilere şunu hatırlatmak isterdim ki, Türkiye Cumhuriyeti güçlü bir Devlettir, onu yıkmaya kimsenin ama kimsenin gücü yetmez. Oralarda yaşamın daha güzel ve mutlu, huzurlu geçmesi için güçlü Türkiye Cumhuriyeti’nden yardım bekleyenlere böyle davranışlar hiç ama hiç yakışmıyor…

….. Derken şunu belirteyim ki Yugoslavya Devletini parçalayanlar, küçücük devletçiklere bölenlerin faydası olmuştur mutlak. Ancak Eski Yugoslavya’da yaşayan bugün de küçücük Devletçiklerde yaşayanlar arasındaki fark ortada. Bir zamanlar mutlu huzurlu yaşayanların hayatlarını işte böyle kendini bilmezlerin hayalleri ne yazık ki bozarak o bölgeyi günümüzdeki durumuna itmişlerdir. Hele hele Kosova’nın Cumhuriyet olma hayalini ortaya atan ve böylesi düşünceleri için oralarını kan gölüne çevirenler bugün mutlular mı?  Sorusu kendiliğinden beliriyor. Görünen köy kılavuz istemez, Ata Sözünden hareketle, pek de mutlu oldukları görünmüyor, Cumhuriyet hayalleri de tabi ki gerçekleşmedi, çünkü dünyada Kosova’yı Türkiye Cumhuriyeti dışında tanıyan olmadı…

… Böylece, bu tür hayaller peşinden koşanlar bilsinler ki, düşündüklerini asla ve asla gerçekleştiremeyecekler. Türkiye Cumhuriyeti güçlü bir devlettir bunu da unutmasınlar. Yeri gelmişken, şunu da ortaya atmak isterdim ki, Memleketim Makedonya’da yaşayan Türkler böyle provokasyonlara gelmeyip, bu tür seviyesiz davranışlara aldırmayıp,  beraber ve birlikte yaşamakla en güzel ve yakışır yanıtı verebilirler. Bugüne kadar da olduğu gibi tüm yapılan provokasyonlara hemşerilerim faaliyetindeki başarılarıyla yanıtını vermişlerdir. Zaten Türk Milleti Zeki ve Akıllıdır… Kalkandelen olayın da üstesinden birbirlerine kenetlenerek saygılı davranışlarıyla düşman çatlatarak hayatlarına en güzel şekilde dünyaya birlikteliğin mesajını vermiş olurlar…

 

 

 

 

Read Previous

Karadağ’da “Güvensizlik” gösterisi düzenlendi

Read Next

Türkiye-Rusya-İran Üçlü Zirvesi gerçekleşti

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *