Uzmanlar, Yunanistan’ın, Batı Trakya Türk azınlığına yönelik hak ihlalleri ve baskıcı politikalarının birçok kez Avrupa Birliği’nin (AB) gündemine taşındığını, buna rağmen Yunanistan’a yönelik şu ana kadar bir müdahalenin olmadığını belirtti.

Batı Trakya’da 2020-2021 eğitim öğretim yılı kapsamında 8 okulun kapatılmasına ilişkin AA muhabirine değerlendirmelerde bulunan uzmanlar, Yunanistan‘ın azınlık okullarını statüsüne bakmadan, ekonomik tasarruflar ve öğrenci sayısını bahane ederek kapatmasının Lozan Antlaşması’na aykırı olduğunu vurguladı.

İstanbul Üniversitesi Atatürk İlkeleri ve İnkılap Tarihi Enstitüsü Öğretim Üyesi Doç. Dr. Nilüfer Erdem, Batı Trakya Türk azınlığının son dönemlerde baskıcı birçok uygulamayla karşı karşıya kaldığını, okulların kapatılmasının bu sürecin sadece bir parçası olduğunu ifade etti.

Yunanistan’ın ekonomik krizi ve öğrenci sayılarının yetersizliğini bahane ederek okulları kapattığını anlatan Erdem, “Kapatılan okullar arasında çok büyük okullar olduğunu da biliyoruz. Rodop Dağları’nın göbeğine kurulmuş, Türkçe konuşulan, nüfus yoğunluğu fazla ve en eski Balkan köyü olan Hemetli’de de okullar kapatıldı.” dedi.

Erdem, Yunanistan’ın Batı Trakya Türklerini “Helen Müslümanlar” olarak lanse ettiğini, buna yönelik uygulamalarını yıllardır sürdürdüğünü belirterek, “Okul kapatma, Yunanistan’ın Batı Ege ve 12 adada uyguladığı kültürel asimilasyonun bir parçası. Bu uygulamalar son günlerdeki gelişmelerle daha görünür hale geldi, hız kazandı.” şeklinde konuştu.

“Kalan 115 okulu da kapatacak”

Yunanistan’ın, son 25 yıldır Batı Trakya’daki azınlığa danışmadan sistematik olarak “geçici durdurma” yoluyla okulları kapattığını anlatan Erdem, şunları kaydetti:

“Yunanistan en son azınlığa ait 8 ilkokulu daha kapattı. Son kapattığı okullarla, 25 yıl önce 231 olan Türk azınlık ilkokullarının sayısı 115’e indi ve korkarım bir süre sonra bu okulları da kapatacaktır. Yunanistan’ın bu uygulaması, Batı Trakya Türk azınlığına yönelik yılardır sürdürdüğü baskı politikasının bir parçasıdır. Hatta Batı Trakya basınında İskeçe’de bir köyde askeri manevra, tatbikat yapıldığı haberi yayınlandı. Bu olayın son günlerdeki gelişmelerle ilgili olduğunu düşünüyorum. 1970’lerde, 80’lerdeki baskıların döndüğünü söyleyebiliriz.” 

“AB’nin Yunanistan’a yönelik bir müdahalesini hiç görmedik”

Batı Trakya Öğretmenler Birliği Başkanı Ahmet Aydın, 2010’da ekonomik krize giren Yunanistan’ın tasarruf önlemlerini bahane ederek Batı Trakya Türk azınlığı okullarını kapattığını söyledi.

Batı Trakya’da 1994-95 eğitim öğretim yıllından bu yana 116 okulun kapatılarak, Türk azınlığa ait okulların sayısının yarı yarıya azaltıldığını hatırlatan Aydın, “Bu yıl 8 okulumuz daha kapatıldı. Tabii Yunanistan, bunu ‘kapatma’ değil ‘askıya alma’ şeklinde lanse etmeye çalışıyor. Ama askıya alınan hiçbir okul geri açılmadı.” diye konuştu.

Aydın, gelecek yıllarda kalan 115 okulu da koruyamayacaklarını düşündüğünü kaydetti.

Lozan Antlaşması’nda Batı Trakya Türk azınlığına inanç ve eğitim özerkliği tanındığını, azınlığa ait okullarda önceden öğretmenleri encümenlerin tayin ettiğini, ücretlerini velilerin ödediğini anlatan Aydın, “Yunanistan, önce encümenlerin yetkilerini kısıtladı, daha sonra bu yetkiyi tamamen ellerinden aldı. Selanik’te açtığı bir akademide yetiştirdiği öğretmenleri bizim okullarımıza tayin etmeye başladı. Dolayısıyla her geçen gün Batı Trakya Türk azınlığının kendi okulları üzerindeki etkisi azaldı.” değerlendirmesinde bulundu.

Lozan gereği Batı Trakya Türk azınlığının garantörü olan Türkiye’nin, Yunanistan’ın uygulamalarına karşı duruşunun önemine dikkati çeken Aydın, Yunanistan’ın, Avrupa Birliği (AB) nezdinde kendini kurtarmak için okullarla ilgili kararlarında ekonomik tedbirleri bahane ettiğini vurguladı.

“Yunanistan’ın Batı Trakya Türk azınlığına yönelik uygulamalarını AB Parlamentosunun gündemine yıllardan beri taşıyoruz. Ama AB Konseyi bir kez dahi Yunanistan’a ‘Sen bu kararları neden uygulamıyorsun?’ diye hesap sormadı. Şu anda haklarımızı koruyan, savunan tek ülke Türkiye.” diyen Aydın, AB İnsan Hakları Mahkemesinin azınlıklara yönelik olumlu kararlarına rağmen, AB’nin şu ana kadar bu konuyu sorgulamadığını ve egemen güç Yunanistan’a müdahale etmediğini söyledi.

“Batı Trakya’daki her politika Türkiye’yi ilgilendiriyor”

Londra Middlesex Üniversitesi öğretim elemanı Dr. Sebahattin Abdurrahman, Yunanistan’ın, Türkçe eğitimin iyileştirilmesi konusunda yeterli inisiyatif almadığını, okulların yetersizliğini bahane ederek algı operasyonu yaptığını ve azınlık çocuklarını Yunan devlet okullarına gitmeye özendirdiğini belirtti.

“Azınlık okulları kötü, çocuklarınızın geleceğini heba etmeyin.” algısıyla ailelerin yönlendirildiğini vurgulayan Abdurrahman, “Azınlık eğitiminin temelinde çocukların dil ve kültür gelişimi en önemli etkenlerden biridir. Dolayısıyla bu gelişimi engelleyen, önünü açmayan her hareket, azınlık haklarının ihlali anlamına geliyor.” değerlendirmesinde bulundu.

Abdurrahman, Batı Trakya’da eğitimle ilgili yapılacak düzenlemelerin velilerin konsensüsü ile yapılması gerektiğine işaret ederek, “Lozan Antlaşması, azınlığa kendi okulunu kurma, yönetme ve denetleme yetkisi vermiştir. Dolayısıyla Yunanistan’da aileyi, toplum temsilcilerini ve kurumları dışlayan her inisiyatif, her karar azınlık haklarının işgali anlamına geliyor.” ifadelerini kullandı.

Yunanistan’ın, Batı Trakya Türk azınlığına yönelik uygulamalarına Türk hükümetinin yaklaşımını da değerlendiren Abdurrahman, şöyle devam etti:

“1968’de imzalanan Türk Yunan Kültür Protokolu ile Türkiye, azınlık eğitimine (dil, din ve kültür) hukuken dahil olmuştur. Azınlık okullarındaki Türkçe müfredat kitapları bile Türkiye’den geliyor. Dolayısıyla Batı Trakya’da kültür ve dil erozyonuna sebep olan her politika Türkiye’yi ilgilendiriyor. Buradaki Türk kültürünün yaşaması Türkiye’nin öncelliklerinden biridir.”

“Son 30 yılda okullar özerkliklerini kaybettiler”

Trakya Üniversitesi Balkan Araştırma Enstitüsü Dr. Öğretim Üyesi Ali Hüseyinoğlu, Yunanistan’ın, Batı Trakya Türk azınlığı ailelerinin çocuklarını Yunan okullarına göndermesinin sürece katkı sağladığı eleştirisinde bulundu.

“Azınlık aileler çocuklarını Türk okullarına gönderseydi okulların yüzde 80’i belki de kapanmamış olacaktı.” diyen Hüseyinoğlu, diğer yandan Batı Trakya’da uzun zamandır yaşanan iç göçle ailelerin artık çok çocuklu olmamasının kapanmada etkisi bulunduğunu ifade etti.

Hüseyinoğlu, “En büyük sorun, iki dilli azınlık okullarının son 30-40 yılda Yunan devlet makamları tarafından yapılan müdahalelerle kendi özel ve özerk statüsünü kaybetmesi. 6 yıllık eğitimde ana dil Türkçe. Yunanca, yabancı dil ve temel İslam eğitiminden oluşan müfredat tam anlamıyla hiçbir zaman uygulanmadı. Yıllar içinde yapılan müdahaleler sonucunda ailelerin bir kısmı yavaş yavaş ilkokuldan itibaren çocuklarını Yunan okullarına göndermeye başladı.” ifadelerini kullandı.

Sadece Türk okulu olan bazı köylerdeki ailelerin bile çocuklarını 3-5 kilometre uzaktaki Yunan okuluna göndermesiyle Türk azınlık okullarının kapandığını dile getiren Hüseyinoğlu, şunları kaydetti:

“Ailelerin gerekçesi ‘Azınlık okulu iyi eğitim vermiyor.’ Biliyoruz ki gönderdikleri Yunan okulu da kolej eğitimi vermiyor. Çok mu kaliteli? Hayır. Yunanistan’ın azınlık okullarıyla ilgili oluşturduğu negatif algı çalışmaları maalesef başarılı oldu ve birçok ailenin kriterleri ve tercihleri değişti. Bugün o müdahaleler olmasaydı, azınlık okullarında iyi bir eğitim verilmiş olsaydı, bu okullar bu denli kapanmayacaktı.” 

AA

Önceki Haber

Cumhurbaşkanı Erdoğan: Oruç Reis’e saldıracak olursanız bedelini ağır ödersiniz dedik ve ilk cevabı aldılar

Sonraki Haber

Yunanistan’da Kovid-19 vakalarının artması nedeniyle tedbirler sıkılaştırılıyor