Balkan kültürünün müzik geleneğine daha çok bağlı olduğunu belirten Gayda İstanbul solisti Fehmiye Çelik, konserlerindeki o sıcak atmosfer içinde Balkan dağlarındaki buzlarını eritip yaz bahar aylarının pırıl pırıl ırmaklarına dönüştüğü hissini bol bol yaşadığını belirtti. TİMEBALKAN portalına özel röportaj veren Fehmiye Çelik, “Balkanlardan Gelen Hep Soğuk Hava Olmaz A!” albümü dışında çok sayıda türkü düzenlemesi ve beste çalışmaları yaptıklarını vurguladı.
Hüsamettin Gina
“Gayda İstanbul” grubu nasıl doğdu ve neden bu ismi seçtiniz?
Makedonya göçmeni bir ailede, beş erkek kardeşin ardından altıncı ve tek kız çocuğu olarak, Türkiye’de dünyaya geldim. Sokağımızda Makedonya göçmenleri oturuyordu ama Makedonca öğrenemedim; çünkü sokakta da, evde de Türkçe konuşuluyordu. Makedonca bilgim, birkaç kelimenin ötesine geçemedi hiçbir zaman. Fakat Makedonya’dan göç etmemize rağmen beraberimizde getirdiğimiz ve asla göçemediğimiz kültürel iklimi çocukluğum boyunca hem evimde hem de sokağımda yaşadım. Bayramlar, düğünler, hıdrellezler… Her şey, ailemin oralarda yaşadığı zamanlarda yaptıkları gibiydi. Ve müzik, çocukluğuma renk katan güzelliklerin başında geliyordu. Üniversite çağıma geldiğimde, İstanbul Boğaziçi Üniversitesi’ni kazandım ve okulumdaki müzikal faaliyetlere geniş zaman ayırma fırsatı buldum. Müzikle bağım yıllar içinde daha da güçlendi. Bilgim, görgüm arttıkça ve sanırım yaşım da ilerledikçe, içinden geldiğim Balkan kültürünün müzik geleneğine daha çok bağlandım. Müzisyen arkadaşlarım arasında gitarıyla, besteci ve düzenlemeci kimliğiyle her zaman yanımda olan sevgili dostum Ayhan Akkaya ile birlikte GAYDA İSTANBUL adıyla bir topluluk kurduk. “Gayda”, Balkanlarda kullanılan ve kökü çok eskilere dayanan bir enstrümandı. Köklü oluşu ve tınısının bugüne kadar gelmesi, bizi etkiledi. Öyle ki, bugün Balkanlara özgü bazı müzikal formlar bile “Gayda” tabiriyle anılıyordu. Trakya Gaydası, Bergama Gaydası gibi… Kaide, nağme, ezgi gibi anlamsal göndermeleri de barındırıyordu… “İstanbul” dememizin nedenine gelince… Yaklaşık otuz yıldır İstanbul’da yaşıyoruz. Bu şehrin keşmekeşine, bu şehrin sokaklarına, insanlarına da karıştık artık. Kısacası, Gayda İstanbul’un müziği Balkan müziğine, yaşadığımız İstanbul şehri içinden bir selam duruşudur.

“Balkanlardan gelen hep soğuk hava olmaz a!..” sloganı ile yola koyuldunuz. Grubunuz Balkanlar’dan gelen “soğuk havayı” dağıtmayı başardı mı?
Müzikal çalışmalarımız boyunca Balkan ülkelerini çok gezdik ve gördük ki o konuda rivayetler muhtelif. Yani, Balkanlara gittiğimizde, “Anadolu’dan gelen soğuk hava!” bakışıyla da çok karşılaştık biz. (Gülüyor) Tabii bu biraz işin şakası… Balkanlar ne kadar bizim parçamızsa, biz de o kadar Balkanların parçasıyız. Yüzyıllar süren paylaşılmış bir tarihimiz var ve daha nice yıllar sürecek ortak bir geleceğimiz söz konusu. Yüksek siyaset perdesinde kara bulutlar, soğuk rüzgârlar her zaman esti, esecek; ama halklar düzeyinde daima kalıcı bir barış iklimi yaşanmalı. Halklar, düşmanlığa, kin ve nefrete asla geçit vermemeli. Bunun yolu da, birbirini biraz daha yakından tanımaktan geçiyor ve bu anlamda müziğin güçlü bir birleştirici yönü var. Şahsen ben, konserlerimizdeki o sıcak atmosfer içinde Balkan dağlarındaki buzlarının eriyip yaz bahar aylarının pırıl pırıl ırmaklarına dönüştüğü hissini bol bol yaşıyorum.

Balkan müziği konusunda araştırmalarınız var mı?
Bir işe başlamadan önce, söz gelimi mutfakta basit bir çorba pişirmeye başlamadan önce bile, ön hazırlık yaparsınız değil mi? En azından pazara gidip gerekli malzemeleri alırsınız, yıkayıp paklarsınız vs. Dolayısıyla elbette bizim de araştırma dönemimiz oldu. Zaten ben Balkan kültürünün içinde doğduğum bir ortamda büyüdüm. Derken müziğe gönül verince ve kafamızda “Gayda İstanbul” topluluğu şekillenmeye başladığında, sırf araştırma yapmak amacıyla, yolunu dilini bilmeden, karda kıyamette Üsküp’e, Gostivar’a, Kumanova’ya gelmişliğimiz vardır. Sonrasında da çeşitli vesilelerle çok geldik Balkanlara. Derneklerle bir araya geldik, sohbetlerimiz oldu, gösterilerini izledik. Değerli büyüğümüz şairimiz İlhami Emin’le, Prof. Dr. Aida İslam hocamızla saatlerce sohbet ettik. Toni Kitanovski, Dragan Dautovski, Cengiz İbrahim gibi, burada ismini saymakla bitiremeyeceğimiz değerli müzisyenlerle tanışma, sohbet etme fırsatlarımız oldu. Bazılarıyla müzik atölyesi çalışmaları, bazılarıyla da çekimler gerçekleştirdik. Çarşı pazarından antolojik kasetler, eski plaklar, kitaplar satın aldık. Üsküp Radyosu’nda Afçe Hanım’ın programına konuk olduk. Ve hatta bugün, bütün bu birikimlerimizi kitaplaştırmak istiyoruz. Balkan coğrafyası, her şeyin her yerde aynı olduğu yekpare bir coğrafya değil; kültür de, müzik de bölgelere göre, halklara göre çeşitleniyor. Bosna’ya gidiyorsunuz sevdalinka dinliyorsunuz; Makedonya’da oro’lar var, çalgiya’lar var; Pomak müziğinde sedenka’lar var; Yunan müziğinde zeybekiko’lar var… Şarkı formları, enstrümanlar çeşit çeşit… Öğrendiklerimizi gelecekte bu konularda bilgi edinmek isteyen herkesle paylaşmayı istiyoruz.

Dinleyicilerinizle buluşma imkanlarınız neler? Yeni proje, albüm, beste çalışmalarınız var mı?
Konser salonları, festivaller, üniversite öğrenci şenlikleri, derneklerin etkinlikleri… Ne kadar çok konser verebilirsek, buluşma imkanımız o kadar çoğalıyor. GAYDA İSTANBUL, “Balkanlardan Gelen Hep Soğuk Hava Olmaz A!” albümümüzün ardından çok sayıda türkü düzenlemesi ve beste çalışmalarımız oldu. Bunları TRT Müzik’te, kendimiz hazırlayıp sunduğumuz televizyon programı YÜZYIL DA GEÇSE’de icra ediyoruz ya da konuk olduğumuz programlarda çalıyoruz. Youtube’ta çok sayıda paylaşımımız mevcut. Bizi youtube’tan ya da Gaida İstanbul facebook sayfamızdan takip edebilirsiniz. Herkese çok selamlar.












