Farkındalık

İnsanoğlu, modern zaman kavramıyla birlikte, günlük hayatın getirdiklerini dolu-dizgin yaşarken kaçırdıklarının farkında bile değil. Ve giden azmana gülerek ağlıyoruz aslında.

Ünlü düşünürlerin hayatı yorumlamalarına baktığımız zaman, karşımıza şöyle bir tablo çıkmaktadır: İçinde bulunduğun dünden, yarından, bugünden ve hatta saniyelerden sorumlusun diye ifade ederler. Ancak bugünün insanı, geçmişe korkuyla bakarak yaşamaya çalışanlar bir tarafa, gelecek endişesiyle ızdırap çekenler başka tarafa mı dersin? Bugünü yaşayamıyoruz bile maalesef.

Bunun üstüne eklenen diğer unsurlarda bir araya gelince psikolojik bozukluklar kaçınılmaz oluyor. Toplumsal ve ruhsal bunalımların yanında, politikayı da takip edeceğiz derken, kaçırdığımız keçilerin haddi hesabı yok! Elbette gündemden haberdar olup gelecek adına fikir beyan edeceğiz. Çünkü söylenecek sözümüz var.

Lakin insanın hayal dünyasını gündemdeki politik söylemler tahrip etmektedir. Politika bir sanattır. Kendini halkın vekili olarak görenler, konuştuklarını tartıp biçmeden laf olsun diye sarf ediyorlar gibi geliyor insana. Şöyle ifade edecek olursak eğer “Öyle boş laflar vardır ki, içinde bütün bir millet esir olabilir.” Diye ifade ediyor Stanislaw Jerzy Lec.

Bu da geleceğin liderlerine iyi örnek teşkil etmemektedir.

Günümüzde görselin ön plana çıktığı, film ve diziler de insanı ciddi bir şekilde yormaktadır. Bu olaylar insan beynini meşgul etmektedir. İnsanı insan olarak, yorumlayamayan bazı kalemler günlük dertlerle boğuyor beşeriyeti.

Duymak ile bilmenin farkına varıp. Realist düşünce etrafında hayatı yaşamaya çalışmak her anın sıkıntısını değil, tadını çıkarmayı bilenlerin işi olsa gerek. Hava çok soğuk, yağmurda yağıyor diyerek, yağmurdan sonra gelen o güzelim kokuyu fark edememek bir kayıp değil mi?

Her yağmur bir tohuma can verir. Her sıkıntı, bir bahara gebedir. İnsan farkında olup hayata farkındalık getirmek gereği duymaz mı? İşte bu soru etrafında hecelemeye çalıştığımız, her şey insan için, bir iki hususa değinerek hulasa yapmaya çalıştığım mesele, hayat geçerken geri gelmeyen zamanlarımızı kaybediyoruz. Şuurlu bir şekilde hayatı yaşamak dileğiyle, diyerek sözlerimi bitiriyorum.

Başka bir fasılda görüşünceye dek, kalın sağlıcakla.

Read Previous

Ensar Yurtlarının İstanbul ve Bursa gezisi

Read Next

Makedonya 3. Kick Box Turnuvasının şampiyonu bir Türk

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *