“SU HAYATTIR”
Bir ülke düşünün…
Avrupa’nın tam ortasında.
Takvim 21. Yüzyılı gösteriyor.
Yapay zeka çağındayız.
Robotlar ameliyat yapıyor, sürücüsüz araçlar trafikte dolaşıyor.
Biz ise musluğu açmadan önce dua edecek hale getirildik.
“Bugün su mu akacak, yoksa mikrop mu?”
Gostivar’da yüzlerce kişi…
Aralarında çocuklar da var.
Mide bulantısı, kusma, ishal…
İddialara göre içme suyu şebekesine kirli su karışmış.
Demek ki artık su bile saf gelmiyor.
Bazı ülkeler suyu minerallerle zenginleştiriyor.
Biz ise bakterilerle.
Çeşmeden akan su değil…
Bahtına ne çıkarsa.
İçiyorsun…
Şanslıysan susuzluğun geçiyor.
Şanssızsan serumun takılıyor.
Ardından değişmeyen senaryo…
“İnceleme başlatıldı.”
Bu cümle artık o kadar sıradanlaştı ki.
Bir olay olur.
İnceleme başlatılır.
Numuneler alınır.
Dosyalar hazırlanır.
Sonra…
O dosyalar da sanki kirli suya karışır. Bir daha kimse sonucunu duymaz.
Çünkü bizde sorunlar çözülmez.
Sadece eskir.
Gündem değişince, mikrop da unutulur sanılır.
Oysa mikrop, gündemi takip etmez.
Musluğu takip eder.
En ilginç olanı ise şu…
Temiz su istemek artık ayrıcalık sayılıyor.
Oysa istenen çok basit:
Musluğu açınca su aksın. Su içilebilir olsun.
Hastane randevusu değildir istenen.
Sonra yetkili biri kameraların karşısına geçiyor.
“Her şey kontrol altında.”
Doğru…
Kontrol altında olan tek şey bu cümlenin ezbere söylenmesi.
Çünkü kontrol altında olmayan suyun kendisi.
Ve suyun güven vermediği yerde hiçbir açıklama güven vermez.
Çünkü su sadece hayat değildir.
Su, yerel yönetimin vatandaşına verdiği en temel güven sözüdür.
O söz kirlenirse…
Sadece su değil, güven de bulanır.
Güven de kirlenirse, arıtması imkansız olur.











