Kuzey Makedonya Meclisi’nde görüşülen “Adil ve Uygun Temsil Yasa Tasarısı”, kamu kurumlarında etnik toplulukların temsilini düzenlemeyi amaçlasa da, özellikle Türkler başta olmak üzere Arnavut, Boşnak ve diğer azınlıklar açısından ciddi tartışmaları beraberinde getirdi.
Uzmanlara göre yasa, görünürde eşitlik ve liyakat dengesini kurmayı hedeflese de, uygulamada azınlıkların kazanılmış haklarını zayıflatabilecek boşluklar içeriyor.
Liyakat Vurgusu Azınlık Temsilini Geriye Mi Götürüyor?
Yasa tasarısında, işe alımlarda temel kriterin “liyakat ve profesyonellik” olduğu açıkça belirtilirken, etnik aidiyet yalnızca eşit nitelik durumunda “ikincil kriter” olarak kabul ediliyor. Bu yaklaşım, özellikle sayıca küçük topluluklar açısından dezavantaj yaratabilir.
Türkler, Boşnaklar ve diğer küçük azınlıklar, zaten sınırlı sayıda adayla temsil edilirken, liyakat vurgusunun bu grupların kamudaki görünürlüğünü daha da azaltabileceği değerlendiriliyor.
Kota Sisteminin Fiilen Ortadan Kalkması
Tasarı, açık şekilde “otomatik etnik kotaların uygulanamayacağını” belirtiyor. Bu durum, Ohri Çerçeve Anlaşması sonrası oluşturulan temsil dengesinin fiilen zayıflatılması olarak yorumlanıyor.
Özellikle Arnavutlar için yıllardır uygulanan oransal temsil mekanizmalarının yerini daha belirsiz ve yoruma açık bir sistemin alması, siyasi tartışmaların merkezinde yer alıyor.
Badinter Mekanizmasının Yerini Doldurmuyor
Kuzey Makedonya Anayasa Mahkemesi’nin daha önce kaldırdığı “Badinter çoğunluğu” ilkesinin yarattığı boşluk, bu yasa ile doldurulmuyor.
Badinter ilkesi, azınlıkları ilgilendiren konularda sadece genel çoğunluk değil, aynı zamanda azınlık temsilcilerinin de onayını gerektiriyordu. Yeni yasa ise bu tür bir koruyucu mekanizma içermiyor.
Bu durum, azınlıkların kendilerini doğrudan ilgilendiren karar süreçlerinde etkisiz kalabileceği endişesini güçlendiriyor.
Uygulama Mekanizmaları Zayıf ve Siyasi Etkiye Açık
Tasarıyla bir “Koordinasyon Kurulu” kurulması öngörülse de, bu yapının bağlayıcı karar alma yetkisi bulunmuyor. Kurulun daha çok raporlama ve öneri düzeyinde kalması, uygulamanın siyasi iradeye bağlı olacağı anlamına geliyor.
Bu da özellikle küçük azınlıklar açısından, hakların kağıt üzerinde kalma riskini artırıyor.
Nüfus Sayımı Verilerine Aşırı Bağımlılık
Yasa, temsilin belirlenmesinde son nüfus sayımı verilerini esas alıyor. Ancak bu verilerin tartışmalı olması ve bazı toplulukların eksik sayıldığı iddiaları, temsil adaletini zedeleyebilir.
Türkler ve diğer küçük topluluklar açısından bu durum, zaten sınırlı olan hakların daha da daralmasına yol açabilir.
Azınlıklar İçin Neden Yetersiz?
Genel değerlendirmelere göre yasa;
- Küçük azınlıkların korunmasına yönelik özel mekanizmalar içermiyor
- Etnik dengeyi garanti altına almıyor
- Siyasi iradeye fazla bağımlı
- Bağlayıcı yaptırım mekanizmaları zayıf
- Badinter benzeri veto/koruma sistemi sunmuyor
Bu nedenlerle, yasa tasarısı “eşitlik” söylemine rağmen, pratikte çoğunluk lehine bir yapı oluşturma riski taşıyor.
Nasıl İyileştirilebilir?
Uzmanlar, yasanın daha kapsayıcı hale gelmesi için şu önerileri dile getiriyor:
- Küçük azınlıklar için asgari temsil güvencesi getirilmeli
- Badinter benzeri çifte çoğunluk mekanizması yeniden tanımlanmalı
- Koordinasyon Kurulu’na bağlayıcı yetkiler verilmelidir
- Nüfus sayımı dışında esnek temsil kriterleri oluşturulmalı
- Ayrımcılık durumunda uygulanacak yaptırımlar açıkça düzenlenmeli
Sonuç: Reform mu, Geri Adım mı?
“Adil ve Uygun Temsil” yasa tasarısı, teoride modern ve Avrupa standartlarına uyumlu bir çerçeve sunsa da, mevcut haliyle özellikle Türkler, Boşnaklar ve diğer küçük azınlıklar açısından yeterli güvence sağlamıyor.
Bu yönüyle yasa, bazı çevreler tarafından bir reformdan ziyade, azınlık haklarında “sessiz bir geri adım” olarak değerlendiriliyor.












