Makedonya Türk Edebiyatında Bir Çocuk Kalbi: Necati Zekeriya

38 yıl önce bugün, 10 Haziran 1988 tarihinde vefat eden Balkan ve Makedonya Türk edebiyatının duayen yazarlarından merhum Necati Zekeriya’yı rahmet ve minnetle yad ediyoruz.

Kanat SÖZKESEN / TIMEBALKAN ÖZEL

Hayatı Boyunca içinde taşıdığı çocuk kalbini satırlarına nakşeden Necati Zekeriya, Nesiller boyunca okunan eserleriyle Makedonya Türk edebiyatının gözde ve unutulmaz şahsiyetleri arasında yer almakta.

Balkanlar, asırlar boyunca medeniyetlerin, mücadelelerin ve kültürel etkileşimlerin şekillendirdiği zengin bir tarihî birikime ev sahipliği yapmıştır. “Balkanlar Tarihinde Bugün” köşesinde, bölgenin geçmişine yön veren önemli olayları, iz bırakan şahsiyetleri ve kolektif hafızada yer etmiş dönüm noktalarını gün gün ele alacağız. Tarihin satır aralarında kalan ayrıntıları gün yüzüne çıkarmayı amaçlayan bu köşe, Balkanların çok katmanlı geçmişine ışık tutmayı hedeflemektedir. Bu çerçevede siz okuyucularımıza tarihî olayları ve gelişmeleri düzenli olarak sunacağız.

Necati Zekeriya, çocuklara olan bağı ve karakterin iç dünyasını yansıtan eserleriyle tanınır; nitekim Sokağın Çocukları serisinin baş karakteri Orhan, bu yaklaşımın temsilidir. Orhan, çocuk bir kalbin yetişkin bir ruhla betimlenmesidir. Hikâye ise Orhan’ın yeni yaşamına adım attığı ilk günlerle başlar.

Orhan: Küçük Bir Kalpte Büyük Merak

Orhan, yeni mahallesindeki apartmanın dokuzuncu katındaki dairesine taşınır. İlk günlerde yalnızca pencereye yanaşıp çevreyi izlemekle yetinir. Bir gün merakına yenik düşer ve heyecanla aşağı inerek tanımadığı çocukların arasına karışır. Zamanla hepsiyle tanışır. Her arkadaşına bir lakap takar; kimine Fıçı, kimine Kürdan der. Ancak bir kişi hariçtir: Sevil. Orhan’ın ağzından yalnızca onun adını duyarız. Sevil, bizi Orhan’ın iç dünyasına götürürken diğer arkadaşları onun dış dünyasını şekillendirir. Zaman geçtikçe aralarındaki bağ arkadaşlığın ötesine geçer. Her ne kadar öğrenimleri onları farklı yollara sürüklese de birbirlerinden kopmazlar. Mahallede başlayan arkadaşlıkları zamanla Romeo ve Jüliyet’i andıran bir hikâyeye dönüşür.

Orhan’ın Eski Sokağın Çocukları ile başlayan hikâyesi, Bizim Sokağın Romeo ve Jüliyet’i ile sona erer. Ancak Necati Zekeriya, her satırında Orhan’ın çocuk kalbini büyütmeyi sürdürür. Nitekim Orhan da bizi kendi çocukluğumuzla yüzleştirerek büyütür.

Necati Zekeriya Kimdir?

11 Kasım 1928’de, dönemin Yugoslavya Krallığı’na bağlı olan Üsküp’te hayata gözlerini açar. Çocukluk yılları savaşlar ve iç karışıklıkların gölgesinde geçer. O döneme baktığımızda neden düzenli eğitim alamadığını anlarız; fakat yine de ilköğrenimine bir hocadan aldığı derslerle başlar. Sonrasında eğitim dili Sırpça olan, krallığa bağlı bir ilkokulda devam eder. II. Dünya Savaşı’nın patlak vermesiyle birlikte eğitimine ara vermek zorunda kalır. Savaşın sona ermesiyle beraber eğitimine öğretmenlik kurslarına katılarak devam eder. Yükseköğrenimini ise Kiril ve Metodiy Üniversitesinin Felsefe Fakültesinde tamamlar.

Kısa bir süre öğretmenlik yaptıktan sonra, 1950 yılında “Piyoner” adlı çocuk dergisine yayın yönetmeni olarak atanır. Sonrasında dergi isim değişikliğine giderek “Sevinç” adını alır. Nitekim 1957 yılında yayın hayatına başlayan “Tomurcuk” adlı çocuk dergisinde de yayın yönetmenliğine getirilir. Bu dergilerdeki görevini, başyazarlık derecesine yükselerek uzun yıllar boyunca eş zamanlı şekilde sürdürür.

1969 yılında gazetecilik alanında kendini kanıtlayacağı “Birlik” gazetesinin başyazarı olur. Bu görevi 1973 yılına dek sürdürür. Dört yıllık dönemi süresince gazeteye bağlı olan “Birlik Yayınları”nı kurar. Necati Zekeriya dönemi sonrasında “Birlik”, sadece gazete olma niteliğinden Çıkarak Makedonya Türk Edebiyatının ana aklı ve ekolü niteliğini kazanır. 1975 yılında rotasını kuzeye çevirerek Priştine’ye gider. “Tan” gazetesinin Üsküp muhabirliğiyle beraber eş zamanlı olarakta “Kuş” dergisinin yayın yönetmenliğini üstlenir. 80’li yılların ilk çeyreğinden sonra sağlığı kötüye gider ve 10 Haziran 1988 yılında, 60 yaşındayken hayatını kaybeder.

Vefatından önce hastanede yazdığı son mektup şöyle:

“Arkadaşlar merhaba! İlk kez çok çok yorgunum… Ölüm korkusunu çoktan silip attım üzerimden. Yeni bir şey öğrendim burada: Umuttur insanı en son terk eden…”

Neden Çocuk Edebiyatı?

Dönemin Makedonya Türk Edebiyatının öncü isimleri çocuk edebiyatına yönelmiş ve bu alanda eserler vermişlerdir. Belki de dönemin siyasi konjonktürüne baktığımızda, sistemin baskısı altında yatan ifade özgürlüğü arayışını görebiliriz. Ancak şüphesiz ki Necati Zekeriya bir istisnadır. Bunu, kendi anlatımlarında çocuklara karşı bakış açısında şu ifadesiyle görebiliriz.

“Çocuk asla küçümsenmeyecek, ona en ciddi bir düşünür, en ciddi bir birey gibi bakılacak, en ciddi yaşama sorunları imge yoluyla da olsa büyük bir sorumlulukla sunulacaktır. Ayrımlar ancak değerlerde olabilir, yazarların dil ile deyişlerinde ve onların kişiliklerinde.”

Bu ifadesinden sonra Zekeriya’nın çocukları, herkesin aksine çocuk gibi değil de bir yetişkin gibi gördüğünü anlayabiliriz. Nitekim Bizim Sokağın Çocukları serisinde baş karakter Orhan da, bir çocuk kalbinde olgun duygularla betimlenmiş bir karakter olma niteliğini taşır. Orhan’ın gelişimini ise 1961 yılında yayımlanan Bizim Sokağın Çocukları adlı eserinden başlayıp, 1967’de yayımlanan Eski Sokağın Çocukları ve Yeni Sokağın Çocukları adlı iki kitabıyla ve devamında 1978 yılında yayımlanan serinin son temsilcisi olan Bizim Sokağın Romeo ve Jüliyeti eserinden takip edebiliriz.

Orhan karakteri, Necati Zekeriya’nın yukarıda belirtilen ifadesinin kurgusal bir kimliğe bürünmüş hâlidir.

1947 yılında, daha on dokuz yaşındayken “Birlik” gazetesinde yayımlanan ilk şiirinden sonra kendisini Makedonya Türk edebiyatının bir ekolü hâline getirmiş. Sadece hikâye değil; gerek şiir, gerek antoloji ve çeviri dallarında edebiyata nice eserler kazandırmıştır. Onun bu azmi ve kaleme olan karşılıksız bağı, dönemin prestijli ödüllerinden olan “Zmaj Çocuk Edebiyatı Ödülü”nü kazanmasını sağlamıştır.

Eserleri, o dönemde Türkiye Cumhuriyeti’nin “Varlık” başta olmak üzere diğer dergilerinde yayımlanmıştır.

Vefatının 38. yıl dönümünde, Türkçenin anavatana münhasır olmadığını, gönül coğrafyasında eserleriyle gösteren Necati Zekeriya’yı saygıyla anıyoruz.                                                                                                               

Read Previous

Osmani: Hızlı bir şekilde oluşturulacak kurumlar olmadan, Kosova’nın NATO ve AB hayali çok uzakta kalacak

Read Next

Avrupa’da 2024’te aşırı doz uyuşturucudan ölenlerin sayısı 7 bin 600’ü aştı