Christian Schmidt, Birleşmiş Milletler Genel Sekreteri’ne sunduğu 69. barış uygulama raporunda, Bosna Hersek’te güvenlik durumunun istikrarlı olduğunu ancak bunun kurumsal sağlıklılıkla karıştırılmaması gerektiğini söyledi.
Schmidt, devlet kurumlarının işleyişinin engellenmesi ve siyasi blokajlar yoluyla “kasıtlı şekilde” zayıflatılmaya çalışıldığını ifade etti.
Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ne hitabında Schmidt, bu yıl için dört temel öncelik belirlediklerini açıkladı:
- Dayton Barış Anlaşması’yla kurulan kurumsal düzenin korunması
- Devlet kurumlarının yeniden işlevsel hale getirilmesi
- Devlet mülkiyeti meselesinin çözülmesi
- 2026 genel seçimleri öncesinde seçim teknolojilerinin uygulanması
Schmidt, Bosna Hersek’in anayasal düzeninin içeriden sürekli aşındırıldığını belirterek, Dayton Anlaşması’nın farklı yorumlanması, yüksek yargı kararlarına uyulmaması ve siyasi engellemelerin devletin işlevselliğini giderek zayıflattığını söyledi. Bu durumun, ülkenin sürdürülemez olduğu yönündeki söylemleri “kendi kendini gerçekleştiren bir kehanete” dönüştürdüğünü ifade etti.
Özellikle Milorad Dodik ve Bosna Sırp Cumhuriyeti yönetiminin yeniden ayrılıkçı söylemleri gündeme taşıdığına dikkat çeken Schmidt, bu yaklaşımın Bosna Hersek’in toprak bütünlüğünü ve reform süreçlerini tehdit ettiğini söyledi.
Örnek olarak Dodik’in Donja Gradina’daki anma töreninde yaptığı açıklamalara değinen Schmidt, zaman zaman diyalog, zaman zaman çatışmacı yaklaşım sergilenmesinin güven ortamını zedelediğini ve siyasi ilerlemeyi engellediğini kaydetti.
Schmidt ayrıca Bosna Sırp Cumhuriyeti’ndeki Boşnak geri dönüşçüler ve diğer kurucu halkların durumuna ilişkin endişelerini de dile getirdi. Ćamil Duraković ve bazı Boşnak siyasetçilerin gönderdiği mektuba atıfta bulunan Schmidt; ayrımcı istihdam politikaları, kapsayıcı olmayan eğitim sistemi ve savaş suçlularının yüceltilmesi gibi sorunlara dikkat çekti.
2026 yılının ekim ayında yapılması planlanan seçimlere değinen Schmidt, seçim sürecinin güvenilirliğini artıracak mekanizmaların halkın demokrasiye olan güvenini yeniden tesis etmek açısından kritik önemde olduğunu belirtti. Bu kapsamda Avrupa Birliği, AGİT, Amerika Birleşik Devletleri ve Barış Uygulama Konseyi üyeleriyle birlikte seçim şeffaflığını artıracak hukuki ve bütçesel çerçevenin hazırlandığını söyledi.
Devlet mülkiyeti konusunun çözülememesinin ekonomik kalkınma ve yatırımlar önünde ciddi engel oluşturduğunu ifade eden Schmidt, ülkenin yerli ve yabancı yatırımcılara açılmasının siyasi atmosferi de olumlu etkileyebileceğini vurguladı.
Olumlu örnek olarak ise Hırvatistan’dan Bosna Hersek’e sıvılaştırılmış doğal gaz taşınmasını öngören Güney Enterkoneksiyon Projesi’ni gösterdi.
Medya özgürlüğü konusunda da uyarılarda bulunan Schmidt, özellikle Bosna Sırp Cumhuriyeti’nde bağımsız medya kuruluşları ve sivil toplumun giderek daha baskıcı bir ortamla karşı karşıya kaldığını ifade etti.
Bosna Hersek’in Avrupa Birliği sürecine ilişkin değerlendirmesinde ise “yerel sahiplenme” anlayışının beklenen reform ve siyasi diyaloğu sağlayamadığını belirten Schmidt, sorumluluğun yalnızca söylem düzeyinde değil, uygulamada da yerine getirilmesi gerektiğini söyledi.
Konuşmasının sonunda Schmidt, Bosna Hersek Yüksek Temsilciliği görevini bırakma kararı aldığını açıkladı. Halefinin belirlenmesi sürecinin başlatıldığını ifade eden Schmidt, görevini bu yılın haziran ayında bırakmayı planladığını ve Birleşmiş Milletler Güvenlik Konseyi’ndeki bugünkü konuşmasının büyük ihtimalle son konuşması olduğunu söyledi.
Schmidt ayrıca Dayton Barış Anlaşması’nın uygulanma sürecinin artık kalıcı biçimde tamamlanması ve Yüksek Temsilcilik Ofisi’nin 5+2 gündemi doğrultusunda aşamalı olarak kapatılması gerektiğini belirtti. Uluslararası toplumun Bosna Hersek’te barışın, demokrasinin ve anayasal düzenin aşamalı şekilde çökmesine izin vermemesi gerektiğini vurguladı.












