Sivil Toplum: Aile İçi ve Toplumsal Cinsiyete Dayalı Şiddetin Gerçek Boyutu Resmî Verilerden Çok Daha Büyük

Kuzey Makedonya’da aile içi ve toplumsal cinsiyete dayalı şiddet vakalarının resmî kayıtlara geçen sayısının, gerçekte yaşanan olayların çok altında olduğu belirtiliyor.

Bu alanda çalışan sivil toplum kuruluşlarına göre, mağdurlar kurumların yeterli destek vermemesinden korktukları için çoğu zaman şikâyette bulunmuyor.

Sivil toplum temsilcileri, şikâyet edilen vakalarda çoğunlukla yalnızca fiziksel şiddetin kayda geçirildiğini, oysa psikolojik, duygusal ve ekonomik şiddet gibi diğer türlerin çoğu zaman kayıt altına alınmadığını ifade ediyor.

Vesna Şapkoski, ülkede yasal düzenlemelerin genel olarak iyi olduğunu ancak yeni getirilen yasal çözümlerin uygulamada çoğu zaman hayata geçirilmediğini söyledi.

Şapkoski, “Bu durum belki de görevlilerin kötü çalışma koşullarından, personel ve uzman eksikliğinden ya da yeterli koruma olmamasından kaynaklanıyor. Ancak genel olarak yeni yasal düzenlemelerin uygulanmasına karşı bir direnç olduğu görülüyor. Bugün sistem şiddet uygulayanlara karşı yumuşak, mağdurlara karşı ise sert davranıyor” dedi.

Şapkoski’ye göre mağdurlar, yasaların öngördüğü kapsamlı destek sistemi yerine çoğu zaman bürokrasiyle karşılaşıyor ve kurumdan kuruma yönlendiriliyor. Örneğin İçişleri Bakanlığından Sosyal Hizmet Merkezine 12 saat içinde ulaşması gereken bir bildirim bazen 7 gün, 10 gün hatta bir ay sonra ulaşıyor; bazı durumlarda ise hiç ulaşmıyor.

Ayrıca aile içi şiddet başvurularının zaman zaman polis tarafından “kamu düzenini bozma” olarak kaydedildiği de ifade edildi.

Şapkoski, şiddet uygulayan kişinin evden uzaklaştırılmasını öngören geçici koruma tedbirinin neredeyse hiç uygulanmadığını söyledi. Bu tedbirin uygulanması yetkisi Kuzey Makedonya İçişleri Bakanlığı’na ait olmasına rağmen son yıllarda bu önlemin uygulandığını gösteren resmî bir veri bulunmadığını belirtti.

“Uygulamada çoğu zaman mağdur evden uzaklaştırılıyor. Oysa yasa, failin evden çıkarılmasına imkân tanıyor. Ayrıca yaklaşma yasağı gibi diğer koruma tedbirleri de çok nadir uygulanıyor. Mahkeme bu tedbirleri kararlaştırsa bile uygulanmasının denetimi yapılmıyor. Geçici tedbir ihlal edildiğinde çoğu zaman fail herhangi bir ceza almıyor” diye konuştu.

Sivil toplum kuruluşları, bu nedenle daha sıkı bir denetim sistemi kurulmasını ve cezaların artırılmasını talep ediyor. Ayrıca her şiddet vakasının belirli bir görevli tarafından takip edilmesini ve bu kişinin sürecin tamamından sorumlu olmasını öneriyor.

Read Previous

Rahibe Teresa Üniversitesi’nin yeni kampüsünün inşaatına başlandı

Read Next

Makedonya’da Üç Ayrı Şehirde Çocuklara Fiziksel Saldırı