T.C. İçişleri Bakanlığı Sivil Toplumla İlişkiler Genel Müdürlüğü tarafından desteklenen ve Balkan Düşünce Okulu tarafından yürütülen Balkan Düşünce ve Kültür Projesi kapsamında düzenlenen “Batı Trakya Türk Azınlığı ve Siyasi Faaliyetleri” başlıklı seminer, Batı Trakya Türklerinin tarihsel, siyasal ve kurumsal mücadelesini kapsamlı biçimde ele aldı.
Seminerde konuşmacı olarak yer alan Mavi Gök Yayınları Genel Yayın Yönetmeni Yavuz Selim Birtane, Batı Trakya Türk Azınlığının siyasal portresini tarihsel arka planı, hukuki statüsü ve güncel siyasal gelişmeler çerçevesinde değerlendirdi. Sunumda, Batı Trakya’nın coğrafi konumu, demografik yapısı ve 1923 Lozan Barış Antlaşması sonrasında şekillenen idari ve hukuki düzenlemeler ayrıntılı biçimde ele alındı.
Birtane, Batı Trakya Türklerinin Lozan Antlaşması ile azınlık statüsü kazandığını, ancak bu statünün Yunanistan tarafından uzun yıllar boyunca çeşitli uygulamalarla sınırlandırıldığını ifade etti. Özellikle kimlik meselesinin, Batı Trakya Türklerinin temel sorun alanlarından biri olduğu vurgulandı. Yunanistan’ın “Türk” kimliğini tanımaktan kaçınan yaklaşımının, siyasal, kültürel ve toplumsal alanlarda ciddi hak ihlallerine yol açtığı belirtildi.
Seminerde, 1930’lu yıllardan günümüze kadar Batı Trakya Türklerinin karşı karşıya kaldığı baskı politikaları, eğitim ve mülkiyet alanındaki kısıtlamalar, dernekleşme faaliyetlerine yönelik engeller ve siyasi temsil sorunları tarihsel süreklilik içerisinde ele alındı. İkinci Dünya Savaşı, Yunan İç Savaşı ve Cunta Rejimi dönemlerinde artan baskıların, Türk azınlığın kamusal görünürlüğünü zayıflatmayı hedeflediği ifade edildi.
Batı Trakya Türklerinin siyasal temsil arayışlarının önemli bir aşaması olarak Dostluk, Eşitlik ve Barış Partisi (DEB)’nin kuruluş süreci de seminerin dikkat çeken başlıkları arasında yer aldı. DEB’in ortaya çıkışının, Yunanistan’daki seçim sistemi ve yüzde üçlük ülke barajı nedeniyle azınlığın parlamentoda temsil edilememesine karşı bir siyasal tepki olduğu vurgulandı. Parti’nin, Batı Trakya Türklerinin kolektif hafızasını ve siyasal taleplerini temsil eden önemli bir yapı olduğu ifade edildi.
Sunumda ayrıca, Batı Trakya Türklerinin siyasal mücadelesinin yalnızca ulusal düzeyle sınırlı kalmadığı, Avrupa Birliği ve uluslararası insan hakları mekanizmaları nezdinde de sürdürüldüğü belirtildi. Bu bağlamda, azınlık haklarının bireysel haklara indirgenmesi yönündeki yaklaşımların, kolektif hakları zayıflattığına dikkat çekildi.
Program kapsamında gerçekleştirilen değerlendirmelerde, Batı Trakya Türk Azınlığının siyasal mücadelesinin tarihsel bir arka plana dayandığı, günümüzde ise temsil, kimlik ve hak arayışı ekseninde devam ettiği ifade edildi. Seminer, katılımcılara Batı Trakya Türklerinin geçmişten bugüne uzanan siyasal deneyimlerini bütüncül bir perspektifle değerlendirme imkânı sundu.












