“Şuur ve İrade: Mütefekkir Alim Prof. Dr. Adnan İsmaili”

Yazar Burhanettin Kapusuzoğlu’nun, Balkanlar’da İslâm düşüncesinin çağdaş temsilcilerinden Prof. Dr. Adnan İsmaili’nin fikrî duruşunu, ahlâk merkezli mücadelesini ve entelektüel mirasını ele aldığı “Şuur ve İrade: Mütefekkir Alim Prof. Dr. Adnan İsmaili” başlıklı değerlendirme yazısını ilginize sunuyoruz.

“Bazı kişiler “haza insan”dır. Bulundukları yere ve yaşadıkları zamana değer katarlar. Balkan mülkünün derin mânâsına denk düşen bir hakikat önderi Prof. Dr. Adnan İsmaili böylesi güzidelerdendir.

Aziz üstad Adnan İsmaili bey, Balkanlar’da modern zamanların İslâm düşüncesini fikir savrulmalarından ve taklide müptelâ kılarak dönüştüren modernizmden koruyarak, ilmî ve ahlâkî bir zeminde yeniden kurmaya çalışan müteyakkız bir mütefekkir alimdir. Üsküp’te ders okuyup icazet aldığı Osmanlı ilmiye geleneğinin son temsilcisi Hoca İdris Efendi silsilesi ile müşterek köklere bağlıdır ve hâfızdır da.

Adnan bey, gereksiz polemiklerden uzak; fakat derin, dengeli ve sorumluluk yüklü bir yolda ilerleyen çizgisi dosdoğru bir düşünceye sahiptir.

Adnan İsmaili’nin ilim, kimlik ve sorumluluk üçgeninde belirgin fikrî duruşunun merkezinde yer alan İslâm düşüncesi, kimliğin ahlâk ve akl-ı selim mahareti ile inşasını ifade eder. Onun için inanç ve medeniyet olarak İslâm, hayatı düzenleyen ve anlam katan bir nizamdır. Yaşadığı çağın ve coğrafyanın farkındadır. Meselelere ve hayata bakışı ile ortaya koyduğu iradede, usul ve edep mahrumiyeti ile dinin yanlış anlaşılması sonucunda artan sorunlara karşı dikkatlidir.

Adnan bey, sorunlar yumağı Balkanların zor akıl erdirilir tecrübesi içinde ezilmeyen bir Müslüman karakteri ile ahlâkî duruşu ve yüksek bir özgüveni temsil eder. Aidiyetinin hassasiyetlerini sıkı gözetmekle beraber etnik hayranlık girdabına kapılmadan geçmişe dair romantik güzellemelere mesafelidir.  

Adnan İsmaili’nin düşüncesi, Balkanlar’ın İslâm medeniyetinin ta kendisi olan Osmanlı mirasının mehabetli kodları ile çevrelidir. Osmanlı asırlarının ardı sıra gelen devirlerde, sosyalizmin ve modern ulus-devletin baskılarına rağmen, mücadelesi kimlikle var oluş safahatından ibarettir. O, şuurlu bir diriliş çabasında sığlığa düşmez, söyleyecek sözü olduğu için savunmacı bir din dili yoktur. Özgüveni gerçekçidir ve her kesimle diyaloga açıktır. Ahlâk, her zaman bir serlevhadır. Aynı dünyaya ait olduğu Bosna’nın bilgesi Aliya İzzetbegoviç gibi ahlâk, özgürlük ve özgünlük ısrarı ile zihin inşâ etmeye mesai sarf eder.

Adnan İsmaili, İslâm’ı bugünün sorunlarına çözüm üreten bir “aktif özne” olarak anlar, yaşar ve anlatır. Batı’yı bilir ama Doğu’nun kalbinden kopmaz. Hikmeti gözetir ve sürekli hareket halinde toplumun yaralarını saran hâzık bir tabip olarak yıllarını biriktirir.

İstikamet sahibi mütefekkir Adnan İsmaili’nin modernlikle münasebeti, kesin ret ve mutlak teslimiyet arasına sıkışmaz. Ne peşinen reddeder ne de tenkit, tefrik ve temyiz terazisinde tartmadan benimser. Bilim, teknoloji, demokrasi, insan hakları gibi kavramları İslâm ahlâkı ve metafiziğiyle harmanlayarak ve yenileyerek düşünür. Tavrı, onu selefî katılık ve sathî reformculuk batağına düşmekten korur.

Avrupa İslâm düşüncesinde dikkate değer bir yeri olan Prof. İsmaili’de düşünce, slogan yerine usûle riayet ederek gelişir. Müslüman bir kanaat önderi olan ahlâk, daimî önceliğidir. Birleştirici, mutedil, uzlaşmacı, dengeleyici, toplumu inşa edici ve gönüllere dokunucu bilge bir hareket adamı olarak hayli saygın bir alimdir. 

Adnan İsmaili’nin dili kışkırtıcı değildir. Sakindir, paniğe kapılmaz, fikir dünyasına ait kavramların hakkını verir. Karakteri sağlamdır ve güven telkin eder. Pek tabiî ki bu üslûbu, yaşadığı hassas coğrafyada kalıcı izler bırakmasına vesiledir.

Adnan hocanın akademik kimliği, bilgi ile hikmet arasında titizlikle tebarüz etmiştir. Nesillerin en iyi eğitimi almaları için her türlü fedakârlığa katlanır. Bilgisi ve ilgisi, hayattan kopukluktan kaynaklanan eksikliğe tahammülü götürmez. Yaptığı çalışmalarda teoriye, toplumsal ve ahlâkî karşılık mutlaka tatlı bir değer katar.

Adnan İsmaili’nin İslâm dünyasının ilim ve fikir önderleri ile münasebeti malumdur. Fakat hal böyle olmakla birlikte Türkiye ile zihin irtibatı güçlüdür. Ahlâkı merkeze alan itidal ve sorumluluk, düşüncesini inşâ etmiştir. Mehmed Âkif, Nurettin Topçu, Aliya İzzetbegoviç ve Sezai Karakoç gibi güzidelerin anlam dünyasına yakın akrabadır.

Aziz üstad Prof. Dr. Adnan İsmaili, Balkanlar’daki İslam düşüncesinin yeniden canlanışında, Kuzey Makedonya merkezli entelektüel uyanışta akleden kalple adım atan kurucu bir iradeyi temsil eder. Kalkandelen/Tetova Devlet Üniversitesi öğretim üyeliği ile öğrencilerine, STK’lar marifeti ile akıllarına ve gönüllerine ışıklar saldığı gençlere ve Logos-A Yayınevi ile de Balkan Müslümanlarına hitap etmektedir.

“Logos”tan medeniyete entelektüel bir köprü şahsiyet olan Adnan İsmaili’nin İslam düşüncesinin temel klasiklerini ve modern zamana değer katan Müslüman düşünürlerin eserlerini Arnavutça’ya kazandırması net bir kültürel müdafaadır. Çünkü zihnî boşluğu ancak böyle doldurabilirdi. Yayıncılığı, dili ve kimliği var eden bir medeniyet davası olarak görmektedir.

Adnan İsmaili, fildişi kulesinde oturan ve şöhretin keyfini süren bir akademisyen değildir. Kurduğu ve öncülük ettiği vakıf yapıları aracılığıyla genç nesillerin eğitimine tüm gücü ile ağırlık vermektedir. Eskiler; “yokluk, adam yokluğudur!” derlerdi. Hocamızın insan yetiştirme derdi, gelenekli sahih çizginin yeni yüzyıla aksından ibarettir

Etkili bir kanaat önderi olan Prof. İsmaili, barış ortamının bozulmaması için kapısını görüşmeye/diyaloğa açık tutmaktadır. Balkanlar’daki etnik gerilimlere karşı, evrensel adalet ve kardeşlik ilkelerini savunur. Bunu yaparken de asla kimlikten taviz vermeyen vakur bir duruş gösterir.

Sînesi dert yükü has bir insan olan Adnan hocamın, Müslüman topluluklar ve İslâm yurtlarına ilgisi fevkalâde yüksektir. Varlık ve yokluk arasındaki Çamerya Arnavutları’nın, Kırım’ın sürgün Müslüman Türkler’inin, mazlum Gazze’nin, esir Doğu Türkistan’ın ve soykırımdan zor kurtulan Boşnaklar’ın çilesine gönlünde ayrı ayrı yer vardır.

Gelenekle hayat bağının kopmaması için köksüzleşmeye karşı tarihî referansları ihyâ etmeye ömür adayan Adnan bey, Balkan Müslümanlığının büyük isimlerinden olan Prof. Dr. Metin İzeti ve Prof. Dr. İsmail Bardi ile beraber her alanda dikkatle takip edilen bir uyanışın mimarlarıdır.

Adnan İsmaili ve dost çevresi; “Kendi Gök Kubbemiz” altında medeniyetimizin asalet bilincini gençlere aşıladılar ve ruh kökümüzün muhabbet zeminini aydınlatan irfan kandilini Balkan mülkünde yeniden uyandırdılar. Bu kandilin sönmemesi için gerekli olan entelektüel ve toplumsal bir hisar inşâ ettiler.

İslâm medeniyetin muhâfazası, Balkanlar’ın emin istikbali için beka mevzusudur. Balkanlar’daki Müslümanlar bir folklorik unsur değildir, olanca görkemi ve müktesebatı ile tarihin kurucu özneleridir. Bu sayede hikmet ve gayret birleştiğinde Balkanlar; hiddeti yenen, hizmeti esas alan ve iki dünyayı birleştiren bir barış ve irfan yurdu olmaya devam edecektir.

Hasıl-ı kelâm…

Prof. Dr. Adnan İsmaili; Yahya Kemal’in Balkanlar’daki hüzünlü akşam vaktini Aliya İzzetbegoviç’in direniş ve diriliş sabahına çevirmeye çalışan bir gayretin adıdır. Kalkandelen’den ve Üsküp’ten yükselen sesiyle sadece bir yayıncı veya hoca değil; aynı zamanda Balkanlı İslam medeniyetinin modern çağdaki dikkatli ve rikkatli aklıdır. Ömrüne bereket…”

Kaynak: https://www.maarifinsesi.com/suur-ve-irade-mutefekkir-alim-prof-dr-adnan-ismaili/

Read Previous

Yeni yasa, sigara içmeyi daha da sıkılaştırıyor, para cezaları 5 bin euro’ya kadar çıkıyor