BIG Genel Başkan Yardımcısı İsmet Mısırlıoğlu, bu haftaki yazısında Almanya’nın Türkiye’ye uyguladığı seyahat kısıtlamasına tepki gösterdi.

Almanya Dışişleri Bakanı Heiko Maas koronayı bahane ederek dışişleri bakanına yakışmayacak bir işe imza attı.

Almanların Türkiye’ye sıkıntısız seyahat etmelerini engelledi.

En çok turist alan ülkeler kategorisinde dünya genelinde Türkiye’den sonra yedinci sırada olan Almanya, biz turizmden kazanamadık siz de kazanmayın demeye mi getirdi?

Almanya gerçekten turizmden büyük zarar etti. Oteller kapandı. Uçak şirketleri battı. Tur operatörleri çalışanlarının işine son verdi.

Maas, bize bunlar olurken Türkiye’nin turizmden para kazanmasını kabul edemeyiz demeye mi getirdi?

Bunu yaparken Almanya’yı da aşağı çektiğinin farkına varmadı.

Türkiye’yi cezalandırayım derken kendi ekonomisini ciddi şekilde zarara uğrattı.

Uluslararası ilişkilerde her zaman iki taraf da kaybeder. Azdan az, çoktan çok gider.

Her yıl seve seve Türkiye’ye tatile giden 5 milyon Alman’a bu yıl Türkiye’ye giderseniz dönüşte sizi karantinaya alırım dedi.

Dışişlerinden cesaret alan işverenler katı kurallar koydu. Giderseniz işinizden olursunuz tehdidi savurdu. 

Ford fabrikası çalışanlarına Türkiye seyahatinden geri döndüğünüzde iki hafta karantinaya gireceksiniz. Bu zaman zarfında maaşlarınız ödenmeyecek cümlelerinin yazılı olduğu bir forma imza atmalarını istedi.

Alman şirketlerinde çalışanlar Türk vatandaşların benzer olaylarla karşılaştıklarını sık sık duyuyoruz.

Âdeta cadı avı yapılıyor. Korku ve panik havası estiriliyor. 

Heiko Mass, ne kadar Mevlüt Çavuşoğlu’na Almanya’da yaşayan Türkler kolaylıkla yakınlarını ve akrabalarını ziyaret edebilirler sözleri sarfetmiş olsa da bunun herhangi bir tutulur tarafı yok. Almanya Dışişleri Bakanlığı ve sözkonusu diğer merciler konuyla ilgili herhangi bir girişimde bulunmadı.

ALMAN MEDYASI İSYAN ETTİ 

Alman medyası da bu çifte standarta dikkat çekerek Türkiye neden cezalandırılıyor sorusunu yöneltti.

Avrupa’da salgının merkezi olan İlgiltere bile güvenli ülke olarak gösterilirken, COVID-19 ile dünya standartlarının üstünde mücadele eden bir ülkeye yapılanların akıl ve mantıkla açıklanmayacağını gündemine taşıdı.

ZDF televizyonu Antalya’dan yaptığı haberde bir tur operatörünün düşüncelerine yer verdi.

Kadir Uğur, profesyonel çalışan ve hijyenik kurallarını harfiyen uygulayan bir ülkeye yapılanlar ard niyetten başka bir şey ifade etmiyor dedi. “Bizler İspanya ve İtalya’dan çok daha iyi önlemler aldık, fakat onlar güvenilir ülke olarak gösterilirken biz riskli gösterildik. Alman politikacılar bizi kötü emellerine malzeme etti.”

WhatsApp Image 2020-07-05 at 16.47.24

BERLİN EYALET SENATÖRÜ DİLEK KOLAT

Berlin eyaleti sağlık senatörü Dilek Kolat konuyla ilgili düşünceleri ifade etti.

Berlin’de Türkçe yayın yapan bir radyo ve internet haber portaline verdiği mülakatta federal hükümetin Türkiye kararının doğru olduğunu belirtti ve Türkiye’yi yetersiz önlem almamakla suçladı.

Yanlış bilgilerle izleyicileri yanıltmaya çalışan Dilek Kalaycı’nın böylece Almanya gündeminden ne kadar uzak olduğu bir kez daha anlaşılmış oldu.

Türkiye’den çok sonraları korona önlemleri almaya başlayan Almanya’nın yaptıklarını görmemezlikten gelen Kalaycı yaptığı açıklamada “Türkiye başta pandemiyi fazla ciddiye almadı. Ben şahsen ciddiye aldım ve hemen kriz yönetimine geçtik. Elemanlarım ve uzmanlar ‘Neden panik yapıyorsunuz, erken değil mi?” dedi. Internet sitesine yaptığı açıklamada, Türkiye’ye tatile gitmeme çağrısı da yaptı. 

Dilek Kolat’a sormak lazım. Berlin başta olmak üzere Almanya ne zaman maske takmaya başladı? Korona önlemleri alınmaya başladıktan tam iki ay sonra.

Dilek Kolat boş zamanlarında parklara gider mi bilmem. Gitsin de görsün, oralarda hiç bir zaman önlem alınmadığını ve insanların ne fiziksel mesafeye ne de başka kurallara riayet etmediğini bizzat kendisi müşahade etsin.

Her Cumartesi günü Berlin’in çeşitli yerlerinde düzenli olarak yapılan gösterilere bir göz atsın bakalım orada hangi önlemleri alıyorlarmış.

Ben başından beri korona olayına farklı baktım. Normal bir gripten hiç bir farkı olmadığına inanıyorum. Sadece mutasyona uğramış yeni bir şekliyle karşı karşıyayız. Ölüm oranları, bu yıl düzenli testler yapılmasına rağmen geçen yılın aynı zaman diliminde daha fazlaydı. Sıkı önlem alınmasını da abartılı buluyorum.

Siyasiler koronanın arkasına sığınarak özgürlükleri sınırlama yolunu seçtiler. En büyük kısıtlama ise seyahat özgürlüğü konusunda yapıldı.

BERLİN’DE UCUBE BİR PROJE

Türkiye önlem almadı biz daha iyi yaptık derseniz hiç adil davranmış olmazsınız.

Hiçbir veri tabanı sizi doğrulamıyor. 

Berlin’de hastanelerde in cin top koştururken, durumdururken

Berlin fuar alanında sara hastanesi açmak da neyin nesi? 

Şimdiye kadar bir hasta bile oraya almadınız. Sayın Dilek Kalaycı oraya ödediğiniz 57 milyonu galiba kendi cebinizden vermiyorsunuz? Doktorlara, hemşirelere ve sağlık elamanlarına her ay düzenli olarak ödediğiniz paranın kaynağını başka bir yerden de bulmadınız. Sonuçta her şey bizlerin cebinden gidiyor.

Sara hastanesi için her ay fuar yönetimine 1 milyon Euro kira, personel masrafları için ise ayda 145 bin Euro ödeniyor.

2021 yılının başında kapanacak geçici hastane, şimdiden alternatif ödül törenleri için aday gösterilebilir.

Dilek Kalaycı ödül törenine kesin gitmek istemeyecektir. Bu durumda Heiko Maas’ın orada bulunması bir şekilde organize edilebilir. Sonuçta Türkiye seyahat uyarısı onun tarafından yapıldı. Dilek Kalaycı da bunu savunmak zorunda bırakıldı.

Öyle ya dışişlerine eyaletler bakmıyor.

Timeturk.com

Önceki Haber

Kuzey Makedonya tarihinin beşinci erken genel seçimlerine doğru

Sonraki Haber

K. Makedonya’da günlük iyileşen hasta sayısında rekor