• BUGÜN 16/31
  • Yücelcileri Anarken

    March 6, 2018 | 11:03

    Yücelciler hakkında ilk bilgilere Priştine’nin “Tan” Gazetesi’nde çalıştığım seksenli yıllarda ulaşmıştım.

    Bunu derken, o dönemde Kosova ve Makedonya Türkleri arasındaki ilişki ve işbirliğinin boyutunu düşünürken, kültürden öte gitmediğine de dikkat çekmek istiyorum. Makedonya’daki aydın kesimle sıkı işbirliğine dayanan muhabetlerimiz –  edebiyat, şiir saatleri, konserler üzerine yorumlardan öteye gitmiyordu, nedense.

    Bu fırsatla da milli ve mesleki anlamda, örnek onurlu duruşunu saygıyla andığım merhum genç meslektaşım Burhan Sait’in editörlüğünde, doksanlı yılın başında Tan Gazetesi’nin gençlik eki olarak “Yarın” Eki yayınlanmaya başladı. Bu ekte editörün kaleminden yayınlanan ilgili yazıda Yücelciler hakkında ilk bilgiyi edinmiştim.

    Tan’dan ayrılıp Üsküp’te Anadolu Ajansı’nın muhabiri olarak iş hayatına devam eden Sait, bu arada yayınlamaya başladığı cesaret içerikli Vardar Dergisi’nde de Yücelciler’in kaderini konu eden yazıya yer verilmişti.

    Fakat, ayrıntılı bilgiyi  ise  İstanbul’da Rumeli Türkleri Derneği tarafından 2003’te yayınlanan ve

    Balkan ülkelerindeki gazeteci derneklerinin Fedrasyonlaşması anlamında Edirne’deki (2003 galiba) toplantıda, bana takdim edilen Yücelciler kitabından elde etmiştim. Kitabı, hemen su gibi okumuştum.

    Çucukluğumda, okulda dağıtılan Birlik Gazetesi’nin baş köşesindeki gazetenin ilk sayısının 23 Aralık 1944’te yayınlandığı hep dikkatimi çekerdi. Oysa, ilk dört sayısının aydın Yücelciler tarafınan hazırlandığını bu kitaptan öğrenmiştim.

    Toplantı sonrası Kosova’ya dönüşümde, otobüste tanıştığım Gostivar’ın Banyiça köyünden bir gence, gençlerin bilmeleri gerekir düşüncesi içinde “Bilmeniz ve sizlerde bulunması gereken bir kitap” gerekçesiyle kendilerine, hediye ettim.

    Üç yıl sonra, 26 Subat 2006’da Istanbul’da Zeytinburnu Kapalı Spor Salonu’nda Rumeli Turkleri Kültür ve Dayanışma Derneği ile Tüm Rumeli Türkleri Dayanışma Derneği ‘nin birlikte organize ettikleri ve bircok Rumeli kökenli vakıf, dernek ve federasyon temsilcisinin katıldığı, Yücelcilerin anısına yakışır görkemli geçen, “Yücel Teşkilatı Şehitleri ve Mensupları Anma Mevlidi”nin  yankılarında ortak değerlendirme “Unutlumaz bir mevlid” idi.

    Bu olayla ilgili 27 Şubat 2006’da internet ortamında, doğrusu Rumeliler sayfasında yayınladığım anımı “İnşallah, Sizlerin ve hepimizin desteğiyle Yücelciler şehit oldukları vatanlarında da gün gelir anlılırlar.” dileğiyle, noktalamışım.

    Dileğimin yıllar sonra olsa da geçenlerde,  acı olayın 70.yıldönümünün Yücelcilerin  Üsküp’ünde, geçen cumartesi Prizren’de gerçekleşmesi, beni son derece mutlu etti.

    Prizren’de Üsküp’ün Köprü Derneği ve Kosova Türk Yazarlar Derneği’nin işbirliğiyle gerçekleşen Yücelcileri anma toplantısında MATÜSİTEB’in 5. Genel Başkanı Hüsrev Emin’in de vurgladığı gibi, Yücelcilerin aklanması, mezarlarının bulunması ve demokrasiye o kara günü unutturmayacak bir anıtın dikilmesi, sadece Yücelcilere değil, tarihe karşı da başta Makedonya hükümetinin borcudur.

    Yücelcilerin ruhuna ve gerçekler adına  yapılması gerekenlerden bir tanesi de arşivlerden, mahkeme tutanaklarının yayınlanmasıdır.

    Olayın özü ve sonucu:

    Tito’nun diktatör Stalin’e “hayır” demesinden birkaç ay önce 28 Şubat 1948’de Makedonya’da yaşayan Türklerin  varlığı ve yarınları adına faaliyet gözteren Yücelciler’in  dört üyesi idam edilmiş ve 64’ü ise farklı sürelerle hapis cazasına çarptırılmıştı.

    Ardından da, 10 yıllık bir süre içinde yaklaşık 200 bin Türk,  Makedonya’dan Türkiye’ye göç etmişti.

    KOFER VE SEFER

    Kofer, gözyaşı,  hasret dolu,
    Sefer  var, yol yine Anadolu,
    Yüzyıl geçse de gelmiyor sonu,
    Sebep Çan’mı  Can mı ayrı konu.

    İçinde herşey, musaf var,
    sararan resimler,
    anaların göz nuru klobodan çevreler,
    zorla sığdırılmış daha neler neler.

    Durak meçhul, İstanbul, İzmir, Bursa,  ne belli Bafra olabilir adresi,
    Muhacirin bilinmezdi kaderi.
    “Tutamadım ben bir vatan” der,  yüreği ah çekerdi.

    Kuşaktan kuşağa ailede hep vatan muhabeti:
    “Eşi yoktu memlektin, güneşi başka, başkaydı bereketi”
    Memleketten bir avuç toprak olsa,
    söndürsün o ateşi,  hasreti. (28022018)

     

     

    İbrahim Arslan – Kosova Türk Gazeteciler Derneği Başkanı

    Yorum Yap