• BUGÜN 16/31
  • Yol ve Sıla

    June 5, 2018 | 16:55

    Saygıdeğer okurlarım… “YOL VE  SILA” adını verdiğim beşinci kitabımın yazımını tamamlayarak, basımını ve yayınını gerçekleştirecek olan Manisa’nın Şehzadeler Belediyesinin kültür dostu ve Rumeli sevdalısı Belediye Başkanı Sayın Ömer Faruk Çelik’i makamında ziyaret ederek kitabımın kopyasını teslim ettim. Teslim töreninde, Belediyenin Kültür ve Sosyal İşler Müdürü Sayın Enes Karataş da hazır bulundu.

    Umuyorum ki bu son kitabım en kısa süre içinde siz kıymetli okurlarım ile buluşacaktır. Eski Yugoslavya’nın ve günümüzün Makedonya’sında benim ve atalarımızın 60lı yıllarda Türkiye’ye gerçekleştirdiğimiz Serbest Göç’ün öncesini, sebeplerini ve Göçü, Anaların evlatlarından kardeşlerinden ve Vatan bildikleri topraklardan ayrılmalarını, Türkiye’de yerleştiğimiz Manisa Şehrinde  1960 yılından 1990 yılına kadar geçen sürede biz göçmenlerin yaşamımızı ve çektiğimiz acıları anlattığım Göç Öyküleri ve Yol hikayelerini  “YOL VE SILA” Kitabımda anlatıyorum.

    İnsanları sevdiklerinden ayıran “Yol” ve ayrılanların dinmeyen özlemleri olan “Sıla”yı  kitabımda nasıl anlattığımı, 6-7-8 ve 9.sayfalardan bir kaç örneği sizlerle paylaşmak istedim. Umarım beğenirsiniz.

    Buyurun…

    “YOL VE SILA”

    “İçiniz yana yana, Ayaklarınızı sürüye sürüye, Sevdiğiniz ve alıştığınız ne varsa, her şeyinizi ardınızda bırakarak Başka memleketlere gittiniz mi siz hiç? Bir tren vagonuna; Kaç hasret, Kaç ayrılık Kaç memleket sığdı… Biliyor musunuz ?”

    Yollar vardır sana her durakta yeni dostluklar kazandıran, hiç bitmesini istemediğiniz yollar… Anadolu insanı ne de güzel söylemiş ; “Kalpten kalbe giden bir yol vardır” diye… Bu söz türkülerimize bile ilham olmuştur. Kalpten kalbe akıp giden bu yol, sırlı bir yoldur. Bu yolun sırrına ermek hiç te kolay değildir!

    Herkes bu sırlı yolda yürümeye cesaret edemez. Yürüyemez. Zira yol üzerinde ki yolculukların da bir kalbi vardır. Şairin;

    “Düş yola fark eyleme pa vü ser’i” mısraının sırrına erenler düşerler bu gönül yollarına…

    Hani; “Önce yol, sonra yoldaş diyenler”… Yollar vardır, özleneni özleyene kavuşturur. Yollar vardır; Gidilesi yollar. Hasret kokan yollar… Her bir kilometresinde yolcunun anıları tazelenir hafızasında. Sevdiklerinize kavuşabilmek özlemiyle gittiğiniz, Hani o bitmesini istediğin yollar.

    Bizler; Kara trene binerek 22 Ekim günü saat 17.00 de Üsküp Tren İstasyonundan hareket eden trenimiz, 29 Ekim 1960 günü saat 05.00 te İstanbul – Sirkeci Tren İstasyonuna ulaşabildik. Bir hafta süren tren yolculuğu… Buharlı Kara Tren ile , “Üsküp, Veles ( Köprülü ), Tikveş, Negotino, Gevgeliya üzerinden Yunanistan’da Selanik, Kavala, Serez, Drama üzerinden Bulgaristan’da Rodoplar, Filibe ( Plovdiv ) , Haskovo, Svilengrad üxerinden, Türkiye’de Edirne, Lüleburgaz, Çorlu ve İstanbul…”

    Bu ve buna benzer “YOL VE SILA” hikayeleri, insanların yaşamlarında çok önemli anılar içerir. Bu tür anıları bir ömür boyu zihninizden silip atamazsınız. Bu anılar, ömrünüzün sonuna kadar beyninizde ve yüreğinizde hep canlı kalırlar.

    Siz isteseniz de unutamazsınız! Türkiye’ye göç etmemizin ardından  yaklaşık 60 yıl geçmesine rağmen ben unutamadım. Unutulmuyor. Zira; Yaşadığınız travma, yaşamınızın her anında, “Göçmen” olduğunuzu ve göç yollarında ne tür acılar çektiğinizi size hatırlatır. Göç yolu ve göç yolculuğunuz öylesine acı, hüzün ve hasret yüklüdür ki, doğup büyüdüğünüz, vatan bildiğiniz toprakları bir daha geriye dönmemek üzere terk ederek, hiç görmediğiniz farklı coğrafyalarda değişik ülkeleri dolaşarak, Türkiye’ye kadar kompartıman içinde, yarı tok, yarı aç aşılan yollar… Bu yolların dili olsaydı da yüzyıllar boyunca kimlerin yolculuk yaptığını, nice acılar çekildiğini, nice sevinçlerin yaşandığını anlatabilseydi… Biz göçmenlerin , “göç ve sonrası” ile ilgili öykülerimiz aradan geçen uzun yıllara rağmen, hafızalarımızda tazeliğini korumaktadır.

    Yollar vardır ki; Seni, Makedonya’nın en uzak köşesinden alıp daha önce hiç görmediğin Türkiye’nin Manisa şehrine getirir, Yollar vardır ki; Üzerinden bir kez yolculuk edersiniz ancak  Sıla’ya o ayrıldığınız diyarlara bir daha dönemezsiniz, gidemezsiniz. Hani biz muhacirlerin, Türk olduğumuz için terk etmek zorunda kaldığımız toprakları  bir daha geriye dönmemek üzere yolculuk yapılan yollar…

    Ramazan -ı Şerifinizi kalbi dileklerime kutlar, Sizleri Allah’a emanet ediyorum…

     

     

    Yorum Yap