• BUGÜN 16/31
  • “Yeteneğinizin olduğu yöne koşun”

    October 4, 2019 | 23:55

    “Aziz Kiril ve Metodiy Üniversitesi” “Filoloji Fakültesi” Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü jenerasyon birincisi Müradiye Abdül ile keyifli bir söyleşi gerçekleştirdik. Türkoloji bölümünün önemine dikkat çeken Müradiye Abdül, Türk tarihine, edebiyatına, diline, kültürüne derin bir ilgi duyduğunu kaydederek, “Yeteneğinizin olduğu yöne koşun, çünkü o yönde mutlaka başarılı olursunuz.” dedi.

    TİMEBALKAN ÖZEL

    Öncelikle kendinizi biraz tanıtır mısınız?

    Ben Müradiye Abdül, 1996 yılında Üsküp’te doğdum. İlk ve orta öğrenimimi “Tefeyyüz İ.Ö.O.” tamamladıktan sonra liseye Yosip Broz Tito’da devam ettim. Ardından kararsızlığıma rağmen Üniversiteye “Aziz Kiril ve Metodiy Üniversitesi” “Filoloji Fakültesi” Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde devam ettim. Bugün, bu bölümü seçtiğim ve maneviyatı yaşatan bir bölümden mezun olduğum için memnunum. Öğrencilik yıllarımda Türkiye ve Almanya’daki Türkologlarla irtibat kurarak ek bilgilerle bu alanda kendimi geliştirmeye çalıştım.

    Balkanlar’ın en önemli ve saygın üniversitelerinden biri olan Üsküp “Aziz Kiril ve Metodiy” Üniversitesi, “Blaje Koneski” Filoloji Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü’nde jenerasyon birincisi oldunuz. Duygu ve düşüncelerinizi bizimle paylaşır mısınız?

    Bu bölümü seçmem, çok önceden hayal ettiğim bir şey değildi. Lise yıllarımda psikoloji kitaplarına, özellikle çocuk psikolojisi üzerine yazılanlara yönelmiştim böylelikle çocuklara karşı aşırı ilgimin olduğunu farkedince, öğretmenliğin bana uygun bir meslek olduğunu düşündüm. Ancak lise son sınıftayken etrafımda Türk olmalarına rağmen Türkoloji bölümünü küçümseyen insanlar vardı. Türk olup da, Türklüğün, Türkçenin, Türk’lerin merkezi olduğu bir bölüm nasıl değerli sayılmaz diye düşünerek bu bölüm hakkında araştırma yapmaya başladım ve araştırmalarımın sonucunda gönül rahatlığıyla bu bölümü seçtim. Birincilikle mezun olduğum için tabi ki mutluyum, ama hedeflerim arasında diploma almaktan, meslek sahibi olmaktan, takdirname almaktan çok daha fazlası vardı. Üniversiteye başladığım ilk andan beri kendime verdiğim sözü tutmaya çalıştım.

    Çalıştığımız, araştırdığımız her konu üzerinde, ilgi ve azimle, bu öğrendiklerimi yarın birine aktarmam lazım olur gerekçesiyle özellikle öğretmen olursam nesiller yetiştireceğim, benim yetiştirmiş olduğum nesiller bilinçli, okuduğunu anlayan, yazdığını konuşan nesiller olmalı diyordum. Benim içim, öğrencilerin hakkına girmediğim için onlara gerekenleri öğrettiğim için rahat olmalıydı, ya da çalışacağım herhangi bir işte uzmanlığımı kanıtlayacak bir seviyede olmalıydım ve çok şükür bugün bu hedeflerim doğrultusunda göstermiş olduğum çabanın karşılığını gördüm. Birinci olmamla birlikte aynı zamanda hocalarımın “senin gibi bir öğrencimiz olduğu için şanslıyız” sözlerini duyduğum için gururlu hissediyorum.

    Tabi insanlar sadece başarının görünen kısmını görüyor. Bu başarıya gelene kadar yürüdüğünüz bir yol ve verdiğiniz çabalar var. Bu başarıya gelinen süreçle ilgili neler söylersiniz?

    Hayatım boyunca sorumluluk almaya çalıştım, sorumluluğu olan insanların daha olgun davrandıklarını düşünüyorum. Her işimde prensipli davranmaya, titiz olmaya çalışmışımdır. Türk tarihine, edebiyatına, diline, kültürüne derin bir ilgim olduğu için derste anlatılanları dinlemeye çalışırdım, eve gidince de ek bilgilere ulaşacağım kaynaklara başvururdum. Sınav haftaları yaklaşınca temel bilgileri önceden öğrendiğim için hocalarımın vermiş olduğu notlara ve çalıştığımız kitaplara yönelirdim. Tabi ki gitmeyi isteyip de gidemediğiniz yerler, eksik kaldığınız davetler olacaktır ancak kendinizi kazanacağınız hedefe hazırlarsanız kaçırmış olduğunuz eğlencelere üzülmezsiniz. Üniversite yıllarınızda ağladığınız, güldüğünüz anlar çok olacaktır her öğrenci tadını çıkarsın diyorum.

    Üniversiteye başladığınız dönemde bu başarıyı kendinize bir hedef olarak mı koydunuz yoksa sınav sınav mı baktınız. Bu başarınızda üniversite dışı etkenler nasıl bir rol oynadı?

    Sevdiğiniz bir alanda başarılı olmanız daha bir mümkün, o yüzden herkesin seveceği alana yönelmesini tavsiye ediyorum. Yeteneğinizin olduğu yöne koşun, çünkü o yönde mutlaka başarılı olursunuz. Ben hedef noktalarının dışında insanın kapasitesini denetlemeye çalışması gerektiğini düşünüyorum, ben öyle yapmıştım ve hedeflerimin bu yönde olmasına rağmen ilk girdiğim sınavlarda kendi bilgimi ve ilgimi ölçmüştüm, zamanla kapasitemin başvurduğum alana yatkın olduğunun kanaatine varmıştım. Başarıya ulaşmadaki en önemli rölü ailenin oynadığını düşünüyorum ve ailem her daim en güçlü destekçimdi.

    “Yeni Türkçe Dönemi” konulu bitirme tezini savundunuz. Teziniz ve hocalarınız hakkında bilgi verir misiniz?

    Osmanlıcaya karşı ayrı bir sevgim olduğu için bu yazı dilinin girdiği bir devir üzerine çalışmak istedim. Dilin gramer bakımından incelenmesi kolay olmamıştır, her dil birçok yüzyıllar içerisinde tekamül dereceleri oluşturmuş ve kendine has bir dil halini almıştır. Yeni Türkçe Dönemi, Türk dilinin devirlerinden altıncısıdır ve bu dönem 16-20. yy. gelişen bir dönemdir. Bu dönemde, Batıda Osmanlı Türkçesi, Doğuda Çağatay Türkçesi gelişmiştir. Her ikisi de ayrı birer dil değil, aynı dönemde farklı bölgelerde gelişen iki yazı dilidir. Önemli şahsiyetlerin yetiştiği, önemli eserlerin yazıldığı bir dönemdir. Güzide danışmanım Prof. Dr. Nazım İbrahim ve sevgili komisyon üyeleri Prof. Dr. Oktay Ahmed ile Doç. Dr. Osman Emin’e aynı zamanda her zaman destekçimiz olan sayın Prof. Dr. Fadıl Hoca’ya şükranlarımı arz ederim. Hocalarımın bölümden mezun olan her öğrencinin başarısında payları olduğunu düşünüyorum ve öğrencilerle kurmuş oldukları iletişim ile her sorunumuzda arkamızda duracaklarını hissettirdikleri için müteşekkirim.

    Ülkemizin en önemli üniversitesinden ve Makedonya Türkleri için de bir o kadar önemli bir bölümden birincilikle mezun oldunuz. Bu noktadan sonra gelecekteki hedefleriniz hakkında bilgi verebilir misiniz?

    Bu alanda uzmanlaşmak istiyorum o yüzden de hem Kiril ve Metodiy Üniversitesi’nde hem de Balkan Üniversitesi’nde yüksek lisans ile ilgili araştırmalar yapıyorum ve her şeyin başı nasip diyerek Rabb’imden hayırlısını diliyorum.

    Genç arkadaşlara, üniversiteye yeni başlayanlara eğitim hayatlarında ne gibi tavsiyelerde bulunursunuz?

    Üniversiteye yeni başlayacak olanlara bilinçli bir şekilde, eğitimin hayatlarında ne kadar büyük rol oynayabileceğinin farkında olarak hareket etmelerini rica ediyorum. Ailelerinin, güvendikleri kişilerin de düşüncelerini aldıktan sonra gerçekten sevdikleri, o alanın içinde olmazlarsa eksik hissedecekleri alanlara yönelmelerini tavsiye ediyorum.

    Son olarak bizim sormayı unuttuğumuz, sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

    Öncelikle benimle böyle bir röportaj yaptığınız için size teşekkür ediyorum. Son olarak liseyi bitirmiş veya bitirecek olan gençlere sesleniyorum, Türk Dili ve Edebiyatı bölümü hakkında araştırma yapın ve o bölümü seçin, bir yandan hem diploma alıyorsunuz hem de dilinizi, kültürünüzü, ulusunuzun İslamiyet’le tanışmasını, edebiyatınızı öğreniyorsunuz. Yani Evlad-ı Fatihan gençleri olarak, buranın gelecek umudu bizler olarak hem çift kazançlı iş yapmış oluyoruz hem de milli şuurumuzu kazanmış oluyoruz.

     

    Yorum Yap