• BUGÜN 16/31
  • Ve Öğretmen

    November 28, 2018 | 16:04

    Geçenlerde hayatımızın direğini oluşturan -ÖĞRETMENLER GÜNÜNÜ-kutladık. Ne güzel, çoğumuzun hayatında öğretmen hatırası vardır. Ne mutlu, öğrencilerine bilgi kaynağını verebilen Öğretmenlere…

    Öğretmenler Günü- derken Sosyal medyadan eğitici bir yazı okudum. Burada kısaca yazının özetini anlatmaya çalışacağım:“ Tahir’i sınıf arkadaşları sevmiyormuş. Nedeni de , derslerini çalışmayan, tembel bir çocuk olduğundan. Öyleki Öğretmen de her gün Tahir’i azarlıyor, -Beni delirtiyorsun- kızdığında diyormuş…Günler, haftalar geçmiş Tahir’den düzelme için tık yok. Derslerini çalışmaz, derste ilgisiz,öğretmenin söylediklerine hiç ama hiç aldırış etmiyormuş. Kendi dünyasında olan Tahir’in Annesi bir gün okula gelip Öğretmenle görüşmüş. Öğretmen Tahir’in Annesine :”Çocuğunuz ders çalışmayan, aptalca şeyler yapan bir öğrenci, hayatımda bunun kadar tembel birini görmedim”- demiş.

    Tahir’in Annesi Öğretmenin bu sözlerine çok şaşırmış, oğlunu okuldan alıp ,başka bir şehre taşınmışlar… Aradan uzun yıllar geçmiş, Öğretmenin de Kayseri’ye tayini çıkmış.Öğretmen de görevine devam etmiş. Neyse konuyu fazla uzatmadan, Öğretmen günün birinde kalp krizi geçiriyor ve Kayseri hastanesinde ameliyata alınıyor.Her şey çok güzel gitmiş. Ameliyat başarılı geçmiş. Ameliyatı gerçekleştiren genç Doktor, hastasının gözlerini açmasını bekleyip, sağlığının iyi olduğunu haber vermek istemiş. Öğretmen gözlerini açınca karşısında genç bir doktoru görür, tam da konuşmaya başlamak isterken , birdenbire gözlerini kapayıp, ölmüş… Odada ki Doktor ve ekipi birdenbire ne olduğunu anlamadan, sağa sola şaşkın şaşkın bakışmışlar!…

    Evet, hastahanenin hizmetlisi Tahir odayı temizlemek için öğretmenin bağlı olduğu solunum cihazın fişini çekip, elektrik süpürgesinin fişini takmış… Derken Öğretmen ve Öğretmen arasında dağlar kadar fark var…! Kısacası herkesin öğretmenlik görevi harcı değildir … Herşeyden önce Öğretmenlik görevini seçecek olanlar, başta çocuk dünyasıyla barışık olmalı. Her çocuğa fark yapmadan eşitçe davranan, çocuklara şefkatla sarılabilecek bir kişiyi temsil etmesi gereklidir . Öğretmenlik öyle sıradan bir görev değildir. Bu yüzden de Öğretmen olmayı kendine meslek olarak seçenler, başta çocukların dünyasını iyi anlayan, onlara eğitim süresince eşitçe davranacak, evden çıkarken, öz sorunlarını evde bırakabilecek biri olmalıdır…

    Böylece ilkokul öğretmenleri her çocuğun hayatında çok önemli izler bırakır. İlkokul öğretmeninden öğrencilerine eşitçe ilgi gösterilirse bu çocuklar hayatı boyunca başarılı bireyoluyorlar. Bunun böyle olduğunu yaşamımızda olup bitenler bunların en iyi göstergesidir…

    – Öğretmenler Gününde- her defasında kendi ilkokul öğretmenimi hatırlarım. Eğitim boyunca çok sevdiğim ve başarılı öğretmenlerim oldu ancak hepsinden de en çok hatıramda kalan ilkokul öğretmenimdir…

    Üsküp’ün “İRFAN” Okulunda ilk eğitimimi aldım. Bugün gençler bu okulu bilmez, çünkü Türkiye Cumhuriyetine Göçler başlar başlamaz, okulun öğrenci sayısı da azaldı. Öyleki okul çalışmaz durumuna geldi. Okulumuz SULTAN MURAT CAMİİ avlusundaydı. Çok mutluyduk ilkokul dönemimizde. Saygıyla andığım. Bay FAHRETTİN Öğretmenim, güzelim Türkçemizi, Matematiği bizlere nasıl da sevdirdiğini hiç unutamadığım anlarımdır. Derslerde tüm öğrencilerle ayrı ayrı çalışan Fahrettin Öğretmenimize günümüzdeki yaşantım için teşekkürler ediyorum. Nur İçinde yat değerli öğretmenim… İlkokul öğretmenlerin , Öğrencilerinin hayat yolculuğundaki önemini her anımızda, etrafımızda görüyoruz. Gerçek olan kötü öğrenci yoktur, bunu bilim söylüyor, ancak öğrencilerle çalışacak öğretmenlerin , sabırlı, her öğrenciye eşitçe yaklaşması öğretmen kişiliğinin gerçeğidir…

    Alıntı yaptığım yazımdaki Tahir’e öğretmeni daha anlayışlı davransaydı, çocukla biraz daha fazla ilgilenseydi , mutlaka çocuğun yaşam yolu da değişik olurdu… Ancak ne yazık ki günümüzde de bu tür öğretmenlerimize rastlayabiliyoruz. Çocuklara şiddet kullanan öğretmenlerimiz var, her gün medyada öğretmenlerin çocuklara olan ilgisizliğini içeren yazıları okuyoruz. Böyle çocuklara davranan kişilerin neden öğretmen görevini seçtiklerine bir türlü anlam veremiyorum…

    Bugün arkadaşlarımın çoğu emekli öğretmenler. Öğretmenler Günlerinde öğrencilerinin aramaları inanın ki beni de mutlu ettiği kadar gençliğime götürüyor. Neden mi?

    Anlatayım:- Öğretmen mesleğinden söz ederken belirteyim ki, benim de ilk çalışma hayatım Öğretmenlikle başladı. Evet Makedonya’nın Köprülü yakınlarında DORFULLU Köyünde Türk sınıflarında öğretmen olarak çalışmaya başladım. Dorfullu, ahalisinin çoğu Yörük Türkleriydi. Türkçeleri mükemmel, anlayacağınız düzgün Türkçeyi konuşurlardı. Bugün oralarda herhangibir Türk ailesinin kaldığına inanmıyorum, ancak benim Öğretmen olduğum dönemde yazımda belirttiğim gibi köy ahalisinin fazlası Yörük Türkleriydi. Dört sınıf Türkçe eğitim görüyordu. Dört sınıf derken Birinci,den dördüncüye kadar öğrenci vardı. Öğrenci sayısının her gün biraz daha azaldığından dolayı,birinci ve üçüncü sınıflar beraber sabahcı, ikinci ve dördüncü sınıflar beraber öğleden sonra eğitim alıyordu. Her dört sınıfın da öğretmeniydim. Böyle bir çalışma her Öğretmen için zor olduğu gibi benim için de zordu. İlk defa Öğretmen olarak göreve başladığımdan olacak ki, daha da zor oluyordu.Ancak beliren zorlukları kendimce yenebildiğimi düşünüyorum. Tabiki çok kısa bir süre öğretmen olarak çalıştım, öğrencilerimin yüzlerindeki mutluluğu inanın ki bugün bile gözlerimin önünden gitmiyor. Kişi mesleğine kendini verince beliren güçlüklerin de üstesinden gelebiliyor.

    Öğretmenliğe ilk adımlarımı attığımda böyle dört sınıfla çalışmayı başarabileceğime kendimde bir şüphe vardı. Ancak aynı okulun Makedon sınıflarında çalışan iki öğretmen daha vardı. Karı-Koca olan bu iki öğretmenin de yardımlarını çok gördüm, sağolsunlar bana anlamadığım her konuda yardımcı oldular. Bugün nerede olduklarını bilemediğim için inanın ki üzgünüm. Elbet bir gün Köprülü’ye gidersem, kendileriyle de görüşeceğime inanıyorum…

    Altı aylık süren Öğretmenlik görevimde , anladığım en önemli şey , her bireyin öğretmen olamaz olduğudur. Öğretmenlik çalışmaları esnasında beliren birçok güçlükleri yenebilecek kişiler tabiki en başarılı öğretmen olacağı da şüphesizdir. Günümüzde de dört sınıf ortak çalışan okulların olduğuna inanıyorum. Bu okullarda çalışan öğretmenlerin nasıl da yıprandıklarını ancak bu tarzda çalışan öğretmen anlayabilir. Çünkü dört sınıfın eğitim programı tabiki değişiktir, böyle programla atbaşı mgiden öğretmeni kutlamak gerekir bence. Kendimde böyle bir güçlüğü yaşadığım için bu öğretmenleri anlayabilirim.Neden öğretmenlikten altı aylık kısa bir süreden sonra ayrıldığımı da anlatayım, evimdem uzak olduğumdan dolayı bir de oğlum küçüktü, köyde oğluma bakabilecek birinin olmadığından dolayı mesleğe devam etmediğimin en büyük nedenidir. Ancak o dönemde Dorfullu köyündeki ahalinin bana karşı nasıl da iyi davrandıklarını hiç unutamıyorum. Öğretmene oralarda BAYAN denilirdi, bütün köy ahalisi Türkçe sınıfındaki Bayan’a nasıl da sımsıkı sarılmışlardı o da kendine göre ayrı bir hikaye…

    Yazımda belirttiğim gibi arkadaşlarımın çoğu Öğretmen emeklileri, – Öğretmenler Gününde- kendilerini arayan öğrencilerin çoğunun da öğretmen olduklarını biliyorum. Sonunda şunu belirtmek isterdim, Öğretmen olmak çok güzel, ancak öyle sıradan Öğretmen değilde, emekli olduklarında bile öğrencilerinin unutamadıkları ve her Öğretmenler Bayramında, Öğretmenlerini saygıyla anan ve arayan nadir Öğretmen olmak tabiki her Öğretmen için özel duygu olsa gerek…

     

    Yorum Yap