Üsküp’teki iftar sofralarının vazgeçilmezi ‘paça’

Kuzey Makedonya’nın başkenti Üsküp’e has lezzetlerden biri olan paça, ramazanda iftar sofralarının başköşesinde yer alıyor.

Kuzey Makedonya‘nın başkenti Üsküp‘te yaşayan Müslümanlar, ramazana has gelenekleri ve özel yemekleri özveriyle yaşatmaya devam ediyor.

Dünyanın birçok şehrinde olduğu gibi Üsküp’te de sahur ve iftar sofraları özenle hazırlanırken, Üsküp’e has lezzetlerden paça, iftar sofralarının “olmazsa olmazı” olarak nitelendiriliyor.

Hamur işlerinin yanı sıra etli yemeklerin tercih edildiği sahur ve iftar sofralarını, paça gibi geleneksel tatlar da süslüyor.

Un, yumurta, yoğurt, sarımsak, sirke, sıvı yağ ve kırmızı toz biberle yapılan bu özel lezzet, ramazan dışında neredeyse hiç tüketilmiyor.

Üsküp’teki iftar sofralarında genellikle çorbadan sonra ana yemekten önce yenen paça, hafif bir tatolduğundan “iftar sofrasının vazgeçilmezi” olarak da nitelendiriliyor.

Paça yapma geleneğini sürdüren Üsküplülerden 71 yaşındaki Melek Şaban, AA muhabirine yaptığı açıklamada, Üsküplü Müslümanların ramazan geleneklerini, iftar ve sahur sofralarını süsleyen lezzetleri anlattı.

Şaban, geçmişteki iftar geleneklerini bugüne de taşımayı başardıklarını belirterek, gençliğinde büyüklerinden öğrendiği yemekleri bugün de yapmaya ve gelecek nesillere aktarmaya devam ettiğini söyledi.

Geleneksel Üsküp iftarlarına da değinen Şaban, “İftar sofrası 20 dakika önce kurulurdu. Etrafında toplanır, dua ederdik. Gül suyundan şerbetler yapılırdı.” dedi.

Şaban, paça ve köftenin Üsküp iftarlarının başlıca yemekleri arasında yer aldığını dile getirerek, bunlar dışında iftarlarda genellikle çorba, yahni, bamya, sarma, kadayıf, baklava ve şekerpare gibi lezzetlerin tüketildiğini anlattı.

Sahurda hoşaf ya da ayran

Orucu açtıktan sonra önce akşam namazını kıldıklarını, ardından sofraya geçip yemeğe devam ettiklerini söyleyen Şaban, “Yemekler yenir, sofradan kalkılırdı. Sonra birer sade kahve içilir, biraz muhabbet edilir, evde teravih kılınırdı. Sonra çay içilir, muhabbet edilirdi.” ifadelerini kullandı.

Yaşlıların genç kızlara yemek yapmağı öğrettiğini aktaran Şaban, “Yorulmayı bilmezdik. Yorulmak yok. Misafir geldiği için de keyifliydik. Sanki melekler bizi doyururdu.” diye konuştu.

Sahurda ise hoşaf ya da ayran eşliğinde daha çok et, soğan veya çökelekli börek ile mantı tükettiklerini anlatan Şaban, hamur işlerinin insanı tok tuttuğundan sahurda daha çok tercih edildiğini söyledi.

Şaban, sahurda eskiden daha fazla börek yendiğini belirterek, “Eskiden börekler yapılırdı. Gün uzunsa ikindiden sonra börek yapılır, sahurda pişirilirdi. Gün kısaysa börekler teravihten sonra yapılırdı.” dedi.

 

AA

Read Previous

TDV’den Sırbistan’da İftar

Read Next

“Kosova ordusu yasalarla kurulamaz”

Leave a Reply

Your email address will not be published. Required fields are marked *