1.Şiir ve edebiyat sizin için ne anlam ifade ediyor?

Benim için şiir ve edebiyat dünyaya, kendime ve başka insanlara dair sözlerin, hissedişlerin yazıya dökülmesidir. İnsan şiirler varoluşunu, edebiyatın diğer türleri ile de hayatını kelimelere döker.

2. İnsan niçin ve neden yazmak ister, yazmak bir kaçış, bir başkaldırı, bir dışavurum yoksa isyan mıdır?

Hepsidir. Her şair – yazar bu soruya başka türlü cevaplar verecektir. Benim için şiir ve edebiyat, alışamadığım bir dünyada insanlarla konuşma onlara kendimi anlatma aracı oldu.

3. Eserlerinizi yazarken nelerden beslenirsiniz?

Beslenme kaynaklarını parçalara ayırıp söylemek mümkün değil. Gençken duygularımız baskın oluyor. Zamanla gelenek, toplum, tabiat ve tarih yazdıklarımıza girmeye başlıyor. Ama her hâlükârda ben yalnızlıktan besleniyorum.

4. Yazmak için özellikle seçtiğiniz bir zaman dilimi, mekân var mı?

Çoğunlukla geceleri ve masamda yazarım. Ama bu bir kural değil, günün farklı saatlerinde farklı mekânlarda yazdığım da olmuştur.

5. Sizi yazma konusunda tetikleyen koşullar nelerdir?

Dış faktörlerin etkisini küçümseyemem ama daha çok ruhsal nedenlere bağlı benim yazmam. Bir yaz günü mesela kendimi birden ıpıssız hissederim, bu yazıya bir davettir.

6. Yaşadıklarınız yazdıklarınızı nasıl etkiliyor?

Hayatın yazı üzerinde daima bir etkisi vardır. Ama bir sanatçı hangi hayatı yaşasa, yazmak için mutlaka gerekçeleri olur.

7. En yeni yazdığınız kitabınızdan biraz bahseder misiniz?

Son olarak bir şiir kitabım yayımlandı. Adı Bir Japon Nasıl Ölür. Ama bir şiir kitabını şairinin anlatması uygun olmaz. En iyisi okuyacak olanlara bırakmak.

8. Şiir, edebiyat eserlerinin okunma oranındaki düşüşü neye bağlıyorsunuz?

Bu çok tartışılan bir konu. Ben okuma oranlarının arttığını ama nitelikli eserlerin okunma oranlarının hep yerinde saydığını ya da düştüğünü düşünüyorum. Sebebi de popülerleşen dünyanın kolay edebiyatı bir tüketim malzemesi haline getirmesi.

9. Başka bir edebiyat ülkesinde doğsaydınız, orası neresi olurdu?

Benim bu konuda bir b planım yoktur. Daima Türk topraklarında doğmak isterim.

10. Türk Edebiyatında uzun zamandır tabiri caizse ‘yumruğunu masaya vurup yeni bir akım başlatan’ yenilik bekleniyor? Şiirde tekrar hâkim. Neden bu yenilik gelmiyor?

Edebiyatta yenilik planlanarak inşa edilecek bir proje değildir. Bunu doğal yoldan doğum gibi düşünmek gerekir. Demek ki henüz yeni bir oluşumun zihinsel – ruhsal koşulları oluşmadı. Oluştuğunda mutlaka yeni sözler de söylenecektir. Ama mevcut edebiyatımız içinde de tekil olarak yeni şeyler söyleyen kalemler hep oldu ve olacak.

11. İyi bir okur mu olmak daha önemlidir yoksa daha iyi bir yazar mı?

Bu soruya kestirme bir cevap vermek mümkün değil. Ben 17 yaşımdan beri iyi bir okur olduğumu düşünüyorum. Seviyorum başka kalemleri okumayı. Ama yine aynı yaşlardan beri de yazıyorum.

12. Artık edebi yaratıcılıkta felsefe ne derece önemseniyor?

Edebiyat – felsefe ilişkisi ya da edebiyatçının felsefesi meselesi hep tartışılıyor. Bence bir mesajı, felsefesi olan kalemler hala var.

13. İyi bir eseri nitelikli eser yapan güzel söz sanatları mı yoksa felsefe midir?

Bir eseri iyi yapan öncelikle dilinin iyi olmasıdır. Estetik ve etik sıralaması yapacak olursak ben estetiğin önce geldiğini söylerim. Yoksa edebiyat nutuk ya da bildiri halini alırdı değil mi?

14. Yeni eserler, yeni edebi yayınlar sizi tatmin ediyor mu?

Çok iyi kitaplar da yayınlanıyor vasat ve vasatın altında kitaplar da. Ama bu hep böyle olmuştur. İyi metinler daima azınlıktadır. Tabi bu benim kanaatim, bir de zamanın bir eser hakkında vereceği hüküm var!

15. Günümüz edebiyatında tenkit ettiğiniz hususiyetler neler?

Şairlerin – edebiyatçıların eserlerinin önüne geçmesi ve aşırı görünme arzuları. Metinden çok yazar popüler oluyor, bu iyi bir şey değil.

16. Edebiyatın, şairin ideolojisi olmalı mıdır? Müellif bu ideolojiyi mısaralar ve cümleler arasından okuyucusuna empoze etmeli midir?

Her insanın bir dünya görüşü mutlaka vardır. Bazıları hoşumuza gider bazıları ise bizi kızdırır. Ben ideolojinin, düşüncenin ve dünya görüşünün metne girmesine karşı değilim ama bu sanatın incelikleri içinde olmalı.

17. Liberal ve sol kanattaki şair ve yazarların eserlerini izliyor musunuz, edebiyatımızın bu kanadındaki edebi çalışmaları nasıl buluyorsunuz, bu camiadaki çalışmamaları nasıl değerlendiriyorsunuz?

Elbette izliyorum, nihayetinde bu ülkede yazılıp çizilenlerin hepsi “Türk Edebiyatı”nın ürünleri. Türkçe yazılan metinler. Bizim edebiyatımız. Arkadaşlarım da var ayrıca. Zaman zaman konuşup tartışırız. Ben edebiyatımızdaki siyasi fay hatlarının ortadan kalkması gerektiğine inanan biriyim. Bu tür bölünmeler ülkemize, edebiyatımıza zaman kaybettiriyor.

18. Türk Dünyası edebiyatlarını takip edebiliyor musunuz? Balkan Türk Edebiyatını nasıl buluyorsunuz?

Takip etmeye özen gösteriyorum. Zaman zaman Türk dünyasına Balkanlar dâhil değişik vesilelerle seyahatlerimiz de oluyor. Bu coğrafyalardaki şair-yazarlarla tanışıyoruz, konuşuyoruz. Kuşkusuz her bir coğrafyanın ortak özellikleri olduğu gibi farklı sorunları da var.  Tanışıklıkları artırmak, özellikle İstanbul merkezli bir Türkçe edebiyat evreni oluşturmak ve başka yerlerdeki dildaşımız yazarların daha fazla tanınmasını sağlamak zorundayız. Türk dili yazarlarını dünya edebiyatı içerisindeki yerini güçlendirmek, söyleyiş standartlarını da artırmak gerekiyor. Edebiyatınız güçlü değilse kimse sizi dinlemez!

19. Balkanlar’a, özelde Yahya Kemal’in şehri Üsküp’e dair, orada yaşayan soydaşlara iletmek istediğiniz bir mesaj var mı?

Üsküp’te yaşayan dostlarımız benim Üsküp’e, Gostivar’a, Kalkandelen’e, Ohri’ye, yüksek yerlerdeki Yörük köylerine muhabbetimi bilirler. Manastır’ı görmek nasip olmadı henüz. İnşallah görürüz. Oralardaki bütün arkadaşlarımıza-kardeşlerimize candan selamlarımı gönderiyorum. Tek bir mesajım var: Türkçe, Türkçe, Türkçe. Lütfen dilimize sahip çıkalım ki o da bize sahip çıksın. Dil yaşadıkça her şey ya yolundadır ya da yoluna girecektir.

20. Genç yazar adaylarına tavsiyeniz ne olur?

Gençlik yıllarımızdayken İsmet Özel’in söylediği bir sözü hatırlıyorum. “Size tek tavsiyem tavsiyelere fazla kulak asmamanızdır.”

21. Son olarak bizim sormadığımız, sizin eklemek istediğiniz bir şey var mı?

Size ve Time Balkan’a teşekkür ediyorum.

Ali Ayçil

1969 yılında Erzincan’da doğdu. İlk, orta ve lise eğitimini Erzincan’da, yükseköğrenimini Erzurum Atatürk Üniversitesi Kazım Karabekir Eğitim Fakültesi Tarih Bölümü’nde tamamladı. Bir tarih ve kültür derhisi olan ve Balkanlara özel bir hassasiyet gösteren Mostar Dergisinin editörlüğünü ve haftalık Gerçek Hayat haber – kültür dergisinin Genel Yayın Yönetmenliğini üstlendi. TRT ve bazı özel televizyonlarda program danışmanlığı yaptı ve bazı kültür programlarını hazırlayıp sundu.  Şiirleri ve şiir üzerine yazıları Dergâh, Hece, Kitaplık, Varlık gibi dergilerde yayınlandı. Halen Dergâh Dergisi’nin Genel Yayın Yönetmenliğini yapmaktadır.  



KİTAPLARI

-Arastanın Son Çırağı (Şiir)
-Naz Bitti (Şiir)

-Bir Japon Nasıl Ölür (Şiir)

-Sur Kenti Hikâyeleri (Hikâye)

-Ceviz Sandıklar Ve Para Kasaları (Deneme)

-Kovulmuşların Evi (Deneme)

-Yenilgiden Dönerken (Deneme)

Önceki Haber

Kuzey Makedonya’da hükümet kurma süreci ve sıkıntıları

Sonraki Haber

“Bu açıklama, bölgede bulunan tüm gemilerin kıyı ve seyir emniyetini tehlikeye atan bir şımarıklıktır”