• BUGÜN 16/31
  • Makedonya Türkleri ve Yaşam

    November 1, 2019 | 14:20

    29 Ekim günü Türkiye Cumhuriyeti,  kuruluşunun 96. Yıldönümünü kutladı. Görkemli bir kutlamaydı, öyleki hangi görüşten olursak olalım  tüm dünyaya varlığımızı, varoluşumuzu   birbirimize kenetlenerek gereken cevabını verdik. Evet, “ TÜRK’ÜN TÜRK’TEN BAŞKA DOSTU YOKTUR”  düşüncesinden hareketle son dönemde Türkiye Cumhuriyeti’ne ABD , AB, ve hatta Arap ülkelerinden gelen eleştirilere böyle  kenetlenmemiz gerçekten de  Türkiye Cumhuriyeti’nin ilelebet varolacağını en güzel biçimde gösterdik. Böyle görüntüler tabiki   mutluluğumun en duygusallığını yaşadığımı vurgulamak isterim. İnsanı insan yapan zaten, onun kimliğidir. Her nerede olursak olalım, hiçbir zaman  milliyetimizi, duygularımızı, milletimizi hiç ama hiçbir güce ezdirmemek gerektiği düşüncesi yeniden içimizde  hortladı. Tarihimizin en eski yazılarından hareketle Türk varlığına karşı olan dünyanın her yerinden yok etmek amacıyla nasıl da düşmanlıklar yapıldığını  okuyarak anlıyoruz. Tüm bu düşmanlıklara karşı kenetlenerek yanıtını ecdadımız verdiği gibi  Türkiye Cumhuriyeti’ni de  küllerinden var eden MUSTAFA KEMAL ATATÜRK ve arkadaşları en güzel cevabı vermiştir. Bizler de böyle tarihi zengin bir milletin evlatları olarak varoluşumuzu hep beraber kenetlenerek dünyaya duyurmak görevimiz. İşte böyle bir beraberlik havası içinde kutlanan Türkiye Cumhuriyeti’nin 96. Yıldönümü  kutlamalarıyla dünyaya gereken yanıtın verilmesi tabiki tümümüzü mutlu kılmıştır. Nice Bayramlara Türkiyem.

    Evet böyle görkemli Bayram havasından sonra gelelim memleketim Makedonya’ya. Geçenlerde Üsküp Radyosu Türkçe Yayınları dahilinde çalışan genç bir arkadaşın sosyal medyadaki paylaşımına çok üzüldüm. Sosyal medyada şöyle bir cümle yazılmıştı: ”Üsküp Radyosu Türkçe Yayınlarında bir zamanlar 5o kişi çalışırken bugün sadece 5 kişi faaliyette bulunuyor”. Doğru olabilir mi, diye düşündüm, araştırdıktan sonra gerçek  olduğunu anladım. Ancak böyle bir durumun varolduğunu duyuran olmadığı gibi ne yazık ki, şimdiye kadar memleketimizin hiçbir sivil topluluğu, dernek üyeleri ve  siyaset adamları bu durumun düzeltilmesi için girişimlerde bulunmamıştır.

    Yıllar önecisine  dönersem tam da böyle durumlarla  Biz “Birlik” çalışanları da karşılaştık. Gazetemizin ortadan kaldırılmasına hiç kimseden, hatta biz çalışanlardan bile bir ses çıkmadı, herşeyi oldu bitti olarak kabul ettik. Demek ki, bir ortamda birlik beraberlik olmazsa kötüyü amaçlayanlar herşeyi yok edip ortadan kaldırabiliyor. Makedonya Televizyon  ve Radyo Türkçe yayınlarında da  böyle durumlarla karşılaşmayı arzu etmiyorsak kenetlenerek böyle durumlara karşı koymalıyız.  Yanlış anlaşılmasın lütfen, 35 yıllık gazetecilik çalışmamda siyasetle ilgili yazılardan hep uzak durdum, ancak böyle durumlarda görev gazetecilere  ve siyasilere  düştüğünü vurgulamaktır amacım. Keşke bizler daha doğrusu  “BİRLİK” çalışanları  ve o dönemin siyasetçileri  kenetlenebilseydik bu yıl  gazetemizin 75. Yıldönümünü kutlayabilirdik. Üsküp Radyosu Türkçe Yayınları  bu yılın Aralık ayında varlığının 75 yıldönümünü kutlayacaktır. Ancak ne acıdır ki, yayınlarda çalışanların sayıları günden güne azalıyorsa ve gidenlerin yerine yeni kadrolar alınmazsa o zaman inanın ki bir gün varolan  programların da ortadan kaldırılmasının  üzüntüsüyle karşılaşabiliriz.

    “BİRLİK”,   gazetesinin ardından “RADYO TÜRKÇE YAYINLARI”, TELEVİZYON TÜRKÇE YAYINLARI”nın ortadan kaldırılmasına üzüntüyle seyirci kalmamak  için  oralarda  başta siyasiler olmakla, sivil topluluklar ve  derneklerin   görevi ortaya çıkan bu üzücü durumların peşine  düşmektir… Bunları yazarken   üzüldüğümden dolayı  böyle bir öneride bulunuyorum.  Zira kimselere akıl vermek ne haddime. Bir zamanlar büyüklerimizin kazandıklarını ve daha sonraları Bizlerin yaşattığımızı ve ancak sahip çıkamadığımız değerlerimizin yok olması düşüncesinden hareketle böyle bir öneride bulunmayı uygun gördüm.

    Derken şunu da belirtmek isterdim ki, gelecek yılın Şubat ayında Üsküp Türk Tiyatrosu varlığının 7o. Yıldönümü kutlama törenleri yapılacak  herhalde.. . Ancak Üsküp şehrinde  Türk ve Arnavut Dram’larının  perde açılması konusunda ilk  adımlarını  atan   Türk  sanatçıları ne yazık ki günümüzde sahnesi olmayan bir  Tiyatrosu’nun üzüntüsüyle karşılaşmıştır… Yıllardan bu yana Üsküp Türk Tiyatrosu başarılı sahne çalışmalarını  Makedon Tiyatro sahnelerinde sunmaktadır. Böyle bir duruma ne yazık ki oralardaki sivil topluluklar, dernekler ve  siyasiler sadece izleyici olarak kaldılar. Yeni Tiyatro sahnesinin temelinin  atılmış olmasına rağmen inşaatın ne durumda olduğu konusundan tık yok. Türk ve Arnavut  Dram’larının Tiyatro binasını  Arnavut Dram’ına bırakan Türk Tiyatrosu ne yazık ki, günümüzde sahnesi olmadığı gibi bir tiyatro festivalinin düzenlemesini düşünemez bile. Bu  Tiyatro Festivalin düzenlenmesini neden ortaya atıyorum, çünkü geçenlerde Arnavut  Tiyatrosu Kalkandelen’de “Uluslararası Tiyatro Festivali’ni “ düzenledi. Nereden nereye bir zamanlar Halklar Tiyatrosu’nun başlangıç yıllarında seyircisi olmayan bir Tiyatro Dramı  Uluslararası Festival düzenleyecek kadar ilerleyebilmiştir.

    Bu durumu sadece  bir örnek olarak ortaya attıyorum ki  Bizler Makedonya Türk’leri  hangi siyasi görüşten olursak olalım böyle değerlerimize  sahip çıkmamız için kenetlenmemiz şarttır.

    Bir zamanlar Bizler Makedonya Türkleri olan, başka  ülkelerden gelen konuklarımıza : -bizim ana dilimizde okullarımız, lisemiz, tiyatromuz,  gazetemiz, radyo ve TV yayınlarımız   var diye göğsümüzü kabarta kabarta anlatırdık. Aynı zamanda Türk Dili ve Edebiyatı  Kürsü’müzün, Devlet Üniversitesi dahilinde  olduğunu da her gelen konuğumuza  övünerek anlatırdık. Bu birzamanlar böyleydi, şimdi ise  burada saydıklarımızın bazıları   günümüzde sadece sözde kaldı, yavaş yavaş varolan değerlerimiz yok olmaya  mahkum oluyor. Bunun en büyük nedeni de aramızdaki ayrımcılıktan olsa gerek. Öyleki günümüzün en büyük üzüntüsü maalesef böyle değerlere rastlayamıyoruz. Gazetemiz ortadan kaldırıldı, Radyo ve TV  yayınlarındaki genç meslekdaşlarımızda çalışma hevesi kalmamış aynı zamanda çalışanların sayısı da gitgide azalıyor. Türk  Tiyatrosu’na gelince temeli atılan binanın akıbeti belli değil… Makedonya Devleti ve Hükümeti böyle görüntülere neden sessiz kalıyor sorusu da haliyle ortaya çıkıyor. Kuzey Makedonya Cumhuriyetinin  Türk’lerine  böyle haksız neden yapılıyor acaba. Türkiye Cumhuriyeti’nden  yapılan yardımlara karşı böyle vurdum duymazlık mı reva görülüyor sorusu da kendiliğinden doğuyor. Bir de  Osmanlı Dönem’i mimari  eserlerinin koruma ve bakımı  Kültür Bakanlığı’nın görevi değil mi?  Günümüzde beliren böyle üzücü görüntüleri kaleme almak inanın ki yüreğimi acıtıyor. Kuzey Makedonya Cumhuriyetinde Biz Türk’lere  yapılan bu haksızlığı kabul edemiyorum  derken  bu tür haksızlıkların ortadan kaldırılması için tabi ki yukarıda dediğim gibi hangi görüşten olursak olalım bizler Makedonya Türkleri kenetlenmemiz gerekiyor  ki böyle beliren görüntüleri ortadan kaldıralım zira beliren tablo ortada, sonra nekadar dövünürsek dövünelim boş.

     

     

    Yorum Yap