• BUGÜN 16/31
  • Kuzenim Avni Engüllü

    April 17, 2019 | 14:12

    Nisan   ayının  ilk  haftası   Üsküp’te   edebiyat  severlerini  biraraya  getiren ve  hatıralarda  kalacak bir buluşma  gerçekleşti.  Üsküp   MATÜSİTEB – Makedonya  Türk  Sivil  Toplum  Teşkilatları Birliği’nin  genel  Merkezinde,   Makedonya Türk  Edebiyatının  değerli   yazar – şair, gazeteci  AVNİ  ENGÜLLÜ ile  “ Edebiyat  Buluşması”nı düzenledi.  Buluşmaya,  Makedonya  Türk   yazar ve şairleri yanısıra  Kosova Türk Şair, yazarları ve  Edebiyat  sevdalıları  katıldılar… Avni  ENGÜLLÜ  ile düzenlenen  böylesi  değerli bir buluşmaya  katılamadığımdan dolayı üzüldüm. Keşke ben de oralarda olsaydım , düşündüm. Avni  ENGÜLLÜ  memleketimin  Türk yazarları arasında , yazıları, gazeteciliği ve de şiirleriyle önde gelenlerden  olduğundan dolayı  böylesi değerli bir – Buluşmayı  kaçırmamak gerekiyordu. Ancak  bir süredir  Ankara’da  ikamet  ettiğimden  dolayı  katılmak da elde değildi… Derken,  hatıralarda kalacak  değerli  BULUŞMAYI  düzenleyenleri   yürekten  kutlarım. Umarım bu tür faaliyetler  ileride de  sürdürülecektir…

    Düzenlenen “Buluşma”da değerli yazar, edebiyatçı   Avni Engüllü’nün  yazdıkları konuşulmuş, şiirleri de  katılanlara tanıtılmıştır. Ben ise yazımda   AVNİ  ENGÜLLÜ’yü   değişik  bir  açıdan anlatmaya  çalışacağım…

    Yazımın başlığı  “KUZENİM  AVNİ  ENGÜLLÜ”, evet  sevgili  – TİME BALKAN – okurları  biz AVNİ ile kuzenleriz.  Babalarımız birinci kuşak bizler de ikinci kuşak kuzenleriz. Daha doğrusu, Dedem Nebi   Efendi  ve  AVNi’nin   Babaannesi   kıymetli   Hanımefendi   Şerka Halam kardeşler. Bundandır ki   çocukluğumuz  birlikte  geçmiştir… Avni,  Suat,  Sabit  kardeşler   ve   Bendeniz   Saadet, Semiha  ve  Firdaus  kardeşler  çocukluğumuzu birlikte geçirdik derken şunu belirtmeliyim ki, en  başta b babaannem  Münüre Hanım ve   Halam  Şerka  Hanım – gelin –  görümce  arasındaki  birbirine sımsıkı sarılmalarından dolayı olacak ki,  Babam  Şerafettin  ve   Cemal  amcamlar da  gençliklerini beraber geçirdiklerinde  örnek  akrabalık bağlarını   devam  ettirmeyi  başarmışlardır. Böylesi  sımsıcacık bağların  uzun sürmesine  annem Todorka  Hanım ve de  Avni’nin  annesi  Esma  Hanım’ın da aralarından su sızmadığından  olacak ki bizlerin de çocukluğumuzun  unutulmayacak anlarını yaşatmıştır bizlere…

    Avni ENGÜLLÜ  nasıl bir çocuktu. Aslında  çocukluğundan  hiçbir şeyi geride bırakmamış, sakin, anlayışlı, çalışkanlığı tüm yaşamı boyunca  devam  etmiştir… Sakin bir çocukluğunu  geçiren Kuzenim Avni yaşamı  boyunca da sürdürmüştür. Bu yüzdendir ki, edebiyatında  da  sakinliği, içtenliği ön plana çıkmaktadır…

    Babalarımızın gençlik döneminden  kaynaklanan  beraberlikleri  yazımda  belirttiğim gibi bize de ulaşmış, bizim de çocukluğumuzun ortak geçmesini  sağlamıştır. Avni   ve  kardeşleri  her hafta bize gelirdi. Oturduğumuzun evin üst katında oturururduk hep.  Ne yapardık sorarsanız, Avni ve Suat sürekli  şiir, yazıdan bahseder,   dönemin  değerli   Türk yazarları  Şükrü   Ramo, Necati  Zekeriya, Fahri  Kaya’dan şiirler okurlardı.  Hatta  Yahya  Kemal  Beyatlı’nın   ve   Türkiye’nin  çağdaş  şairi Orhan Veli –Kanık’tan da   şiirleri  hevesle okurlardı…  Derken , Suat  lise öğrencisiyken Üsküp’te “ORHAN VELİ –  KANIK”  edebiyat grupunu da kurmuştu ki sözünü ettiğim bu grupta  değerli genç kuşak yazarlarımız toplanmıştı…   Böyle geçen  buluşmalarımızda ben  ise  tiyatro sanatını bilmiş gibi anlatırdm. Tabi ki , beraberliklerimiz  esnasında  annemin    börek, çörekleri de geride kalmazdı. Çocuk yaşamımızın  harika  buluşmalarımızı yaşıyorduk. Hepimiz kendimize göre marifetlerimizi anlatmaya çaba harcardık.  Avni ve kardeşler  inanın ki  biz kardeşlere  göre her  zaman  anlatacaklarını sakin sakin anlatırlardı. Beş taş oynamayı  da çok severdik. Bu oyunda da kızkardeşim Semiha hep başarılıydı. Ben ise her zaman bu tür oyunlarda gerilerde kalırdım. Avni   ve Suat  edebiyat   sevdalarını  daha  çocuk yaşta bize okudukları  hikaye, masalları anlatmakla  öne çıkarırlardı. İnanın ki böylesi   çocuk   buluşmalarımız  sakin  ve keyifli  geçerdi… Bizlerde  Avni’lerin evine haftada bir giderdik…  Evleri  “Vuk Karaciç” ilkokulunun  arka mahallesindeydi, anlayacağınız   “Yahya Paşa  Camisi”  yakınlarındaydı.  Buradaki buluşmalarımız ise   hatıralarımızdan hiç çıkmayan anları yaşardık.   Neden mi?  Avni’nin  Babaannesi ,  Şerka  Halam’ın  harika gül bahçesi vardı. Böylesi gül bahçesi   Üsküp’ te tek olduğunu söylesem yeridir. Gül Bahçesi derken öyle böyle  bir bahçeden söz etmiyorum. Bizim çocukluğumuzda yüreğimizi ferahlatan bu gül bahçesinin güzelliğini ömrüm buyunca   unutmayacağım  diyorum, çünkü  bu bahçenin  fotografı  hala  gözlerimin önünde   canlı bir bahçe olarak hep var ve var olacaktır. Rengarenk   güllerin  arasında bir de siyah güller vardı ki bu tür gülün  yetiştirilmesi  sadece   çok Kıymetli   Şerka  Halam’a  mahsusutu.  Bu yüzden de  Üsküp’te   başka bir bahçede böyle bir gülün  olduğuna   inanmıyorum.  Esma Yengemin de  bizler için  her gidişimizde hazırladığı  çöreklerimizi    ıhlamur  çayımızla yudumlarken, böyle   bir  bahçenin etrafında  geçen  zamanımızı şimdi bile hayal ediyorum. Gerçekten  de   aramızdaki   böylesi  karşılaşmalar  bizlere çocukluğumuzda  yaşadığımız  anlarımızın hep  hatıralarımızda kalmasını sağlamıştır… İşte böyle bir bahçenin  etrafında geçen çocukluğumuz ve tabiki bu güzelim bahçeli evde doğan ve büyüyen Avni  ve Suat ‘ın   şairliğini daha çocukluğundan yüreğine kazımıştır. Bundandır ki  Avni, Suat  soyadını  da   ENGÜLLÜ  olarak benimsiyorlar…

    Bundan   hareketle   MATUSİTEB’in  düzenlediği değerli   BULUŞMAYA  katılamadığımdan üzüldüm… Çünkü bizim  çocukluğumuzda  Avni, Suat, Sabit  Kardeşlerle   böylesi harika bir bahçede geçirdiğimiz   anlarımız tabiki yaşantımıza da önemli damgasını vurmuş olacak ki, hepimizin yaşantımız  biraz edebiyat, biraz sanat, biraz müzikle  ilgili olmuştur . Çocukluğumuzdaki  buluşmalarımız  bu güzelim aile havasında  sürdü, ta ki Üsküp depremine kadar. Depremden önce bu dünyadan göç edenler oldu, ki büyüklerimizin yokluğu bizleri derinden üzdüyse de  buluşmalarımız dediğim gibi Üsküp depremine  kadar  neşeli, eğlenceli, bu  güzelim bahçe etrafında yudumladığımız  Ihlamur  çay ve  Esma  Yengemiz  ile  Annemin  marifetli  ellerinin yaptıkları poğaçalarla  geçti. Bu güzelim güller bahçesinde aldığımız keyif özeldi, bizim evimiz de de bahçe vardı ancak  çiçekler hiç denecek  kadar  yoktu. Herkese   böylesi  marifet  nasip olmuyormuş. Sevgili  Şerka  Halamın bu gül yetiştirme marifetini  daha sonraları  Esma Yengem  devam ettirdi  . Ancak deprem felaketi  insan acılarını yaşattığı kadar  güzel bahçelerin de üzüntüsünü yaşattı…

    Depremden sonra ( önceleri bir yazımda da belirtmiştim)  yıkılan evler yerine binalar yapıldıysa da eski yaşantımızın tadını bir türlü alamadık.  Ben bu yaşıma geldim, çok bahçeler gördüm ancak Şerka Halamın bahçesi kadar güzeline rastlamadım. Böylesi  güzelliğiyle nadir  bir bahçede doğan, büyüyen Avni ve  kardeşlerini   bir  düşünün… Çocukluk  yaşantımızda   en çok   etkilendiklerimiz  bütün hayatımızda peşimizi  bırakmaz. Bu yüzden olacak ki  tıbbi  bilim adamları “çocuklarınıza edebildiğiniz  kadar  güzel ortam yaratın ve çocuklarınızı  güzel  ortamlarda yetiştirin” önerilerini yaşantımız  boyunca  örneklerini  görüyoruz…

    Yorum Yap