Milton Manaki ve Yanakis Manaki kardeşler, o zamanki Osmanlı İmparatorluğu sınırları içerisine, 35 mm Urban Bioskop 300 kamerasını getirdiklerinde Balkanlar’ı çekmeyi ve o dönemde yaşanan siyasi olayları ve Balkan insanına özgün hikayeleri dile getirmeyi başarmışlardır. O dönemden itibaren Manaki kardeşler Balkanlar’a bir araç vererek, Avrupa’dan çok kısa bir süre sonra bu topraklara da getirmeye başarmışlardır.

Seyirciye ve sinema kültürüne bu denli önem ve arz kazanmasına da bir nevi vesile olmuşlardır. Kamera Bioskop 300, Balkanlar’ın bir gözü ve kulağı olmuştur. İnsanlara ise yeni bir dünya ve sinema salonlarını vermişlerdir. Sinema salonuyla beraber gelişen sinema severlerin sinemaya gitmeleri ve farklı tecrübeler edinmelerinin en büyük faktör ve baş sahibi Manaki Kardeşler’dir.[1] Bundan sonraki süreçte Sırp ve Sloven kraliyetinin gelişiyle ve 2. dünya savaşıyla, sonraki yıllarda sinemaya önem daha da çoğalır. Yugoslavya’nın federatif yapısıyla beraber Makendonya, bu federasyonun yanında özerklik kazanmıştır. [2] Lenin’in ‘’Film bizim için en önemli sanattır‘’ deyişi, Sovyet blok ve Yugoslavya’nın sinema ve sinema salonlarının inşa edilmesindeki öneminin bir göstergesidir.[3] Bu nedenle Yugoslavya sinemasının yeni tarz ve anlayış kazanması, beraberinde yeni stil ve yeni tarz oluşturmuştur. Balkan topraklarında, 20. yy. Makedonyası’nda Vardar filmin kurulması ve hızla Makedonya filmlerinin çekilmesi, seyircinin yeni bir medya ve bir nevi tek eğlence yolu sinema olması, insanların filmleri daha çok benimsemesine ve sinema salonlarına gitmesine neden olmuştur. Kinoteka veya sinematek bu nedenle kurulur ve bütün Makedonya film arşivine sahip olur. 29 nisan 1974’de Kinoteka’nın kurulma amacı, kurumsallaşma ve Makedonya sinema tarihini ve arşivini korumaktır. Aynı zamanda sinema salonu gibi kültürel ve sanatsal yerleri ile dünya sinemasını tanıtmaktır. [4] Seyirci deneyimi, tarihi ve önemi Balkan topraklarında “sinema” fenomenini ve sinemanın çok kültürlü deneyimleri, birikimi, kültürel çalışma, sinema incelemesinde önemli bir araştırma ve bilgi kaynağı arz etmektedir.

AVM Sineması Cineplex

Makedonya’daki sinema salonlarının yeni bir heyecan kattığı ve sinema izleyicilerinin de bu heyecana ortak olması için para ve fiyat konusunda kaçınmadıkları gözükmektedir. “Genç neslin aktüeliteyi yakalama’’ çabası, Cineplexx gişe çalışanı şu şekilde değerlendirir”.

Gençlere 300 denar hiçbir şey ifade etmiyor, onlar sadece herkesin gördüğü ve duyduğu filmi görmek istiyorlar. Aynı zamanda instagrama story yüklemek için de malzemeye ihtiyaçları var. (Kizovski, 05.12.2019)

Cineplex AVM’deki sinema salonu 7 yıl önce yapılmıştır. 9 sinema salonundan oluşmaktadır. Sinema salonlarının kapasitesi en büyüğü 280, en küçüğü 103 koltuk kapasitesiyle çalışmaktadır. Cineplexx şirketi, dünya zinciri oluşturmuş bir sinema salonudur. Sahibi Ellis Jacob adında Avusturyalı bir iş adamıdır. Bu sinema salonlarının bir sponsor destekli olduğunu da ortaya çıkmaktadır. Hatta beraber çalıştıkları Mastercard’la promosyonları da beraberinde gelmektedir. Gişe çalışanı Kizovski bize bu bilgileri vermektedir.

Mastercard sahiplerine 1 bilet alana 2. bilet bedava. (Kizovski, 05.12.2019)

İlk özel sinema salonu olan Cineplex, piyasadaki tekelliğini ortaya koymuştur. Amerikan ve popüler sinema filmlerini Makedon seyircilerle buluşturan bu sinema salonu, dünya filmlerini ve trendini yakalamak için seyirciye böyle bir imkan sunmuştur. Gişelerde patlamış mısır sırası, tacco gibi menüler sunan sinema salonu, fiyatları da Makedonya’nın standardına göre de yüksek olmaktadır. Mısır fiyatı 160 denar büyük boy, nachos ve menü fiyatları da 250 denar orta boy gibi fiyat sunmaktadır. Bilet fiyatları genellikle gündüz ve gece seansu olarak değişmektedir. Genelde 190 denar olan bilet fiyatları, 3D filmler için de 260 denardır.[5] Kizovski fiyatlar, yaptıkları indirimler ve müşterilerin tepkisi hakkında şunları söylemektedir. “0-14 arası çocuklara indirim var, öğrencilere ve salı günlerinde indirimimiz var. Genelikle içecekler pahalıdır. Gençler bu durumdan şikayet etmezler fakat bir ihtiyar amca ‘’Bizim zamanımızda 100 denarla 3 filme giderdik’’ ( Kizovski, 05.12.2019 ).

Makedonya’ya yeni standart getiren bu sinema salonu, eski ve yeni sinema salonlarını gördüklerinde şu önemli ayrımdan bahsetmektedirler.“Eski sinema salonlarında rahatlığı ve 3D tekonolojileri berbattı! 3D gözüklerinin temizliğine önem vermiyorlardı, 3D sanki 2D’ydi. Koltuklar rahat değildi, arka tarafta oturduğunda ise altyazı okunmuyordu” ( Filip Kekev, 06.12.2019).

Üsküp’te ve Makedonya’da tekelliğini koruyan bu salon, geçtiğimiz haftalarda Joker filmi için bir günde 2.800 bilet satmıştır. Halen salonlarda gösterilen Joker, 1 buçuk ay gişede kalma başarısı göstermiştir. Kizovski, bunu Cineplexx’in sunduğu yeni teknolojiyle bağlamıştır. [6]Yeni tekonoloji film platoda ses ekrandan gelir. Film sesi sanki filmin içinden gelir. Aynı zamanda koltukların rahat oluşu ve ses sistemin mükemmeliği bir nedendir” (Kizovski,06.12.2019).

Sinema salonu genelde gençlerin ziyaret ettikleri bir sinema salonuna dönüşmüştür. Tüketim toplumu ve Üsküp gibi küçük bir şehirde yapılan AVM, tekelliği korur ve sunduğu tüketim alışkanlıklarıyla da sinema salonları bu yeni alışkanlıklara eklenmiştir. Cineplexx sinema salonları 2 katta da yer almaktadır. Genelde çalışanlar da genç kesimden oluşmaktadır. Daha çok eğlenceli ve samimi gözükmek isteyen çalışanlar, bir pazarlama taktiği oluşturmuşlardır. Çünkü sattıkları şey aslında çok sık rastlanmayan bir deneyim haline gelmiştir. İnsanların farklı sinema salonlardaki deneyimleri, onların sonraki süreçte seçimi de etkileyecektir. Sinemanın bu kadar çok insan hayatında etkin bir yeri olması akla şu cümleyi getirir. Film, insan hayatını ve dünya görüşünü değiştiren, kişisel ve özel anlamlar içermektedir.[7]

O dönemin anlatılarına göre, sosyalizmin ve sinemanın birey üzerindeki pozitif etkisi şimdiki zamanla değişkenlik göstermektedir. Konuşmacıların sürekli dilinde olan bu sihir ve pozitif karakterleri taklit etmeye kadar varan bu etki kaçınılmaz bir gerçektir:

Gördüğümüz film karakterlerini takip ederdik ve onlar gibi davranırdık film bitiğinde. İyi gibi davranırdık çünkü iyiler o zaman yenerlerdi. (Tanovski, 03.11.2019)

Filmin dünyayı değiştireceği fikri sadece sosyalist ülkelerde değil, bütün ülkelerde vardı. Ben o dönemde küçük bir anını yakaladım. İyimserlik ve filmin insanların yüreğine bağlı olduğu yıllardı. Filmin o dönemdeki sihri bambaşkaydı. (Blazevski, 06.12.2019)

Sinema Salonları ve Korzo:

Sinema salonları, aynı zamanda Korzo’dan sonra kullanılar bir kaçış mekanı olarak da karşımıza çıkar. Sinema salonunun bu gizemli tarafı gençleri de sinema salonuna gitmeye itmiştir:

Korzo vardı, bilmeyenler için anlatayım, Korzo bir ortak yerdi bir sokakta o sokaktan sevgilini ya da arkadaşlarını görmek için oraya gidilirdi. Bu Korzo meydanı, Çarşı’da olurdu. Sağ ve solda pastaneler vardı. Boza veya ekler yenilirdi. Sonra’da sinema salonuna gidilirdi. (Tanovski, 03.11.2019)

Eskinde Korzo’ya 20-30 kişi giderdik, grup olarak daa gecenin sonunda sinema salonuna giderdik. O dönemdeki filmlerde romantizm vardı ve gençler o romantizme aldanıp arka koltuklarda film izlerlerdi. ( Vujosevikj, 06.12.2019 )

Üsküp’deki Sinema Salonları:

Üsküp’ün her yerinde sinema salonlarının olduğu bilinir:

Kino Bambi, Kino Kultura, Kino Karpoş, Kino Vardar gibi sinemalar vardı ve bunlar Üsküp’te her yeri kapsıyordu. Bir de yaz sineması vardı, şehir parkında düzenlenirdi. Bilet 20-30 denar idi. Bilet ödememek için gençler binalara binip oradan izliyorlardı. ( Vujosevikj, 06.12.2019)

Benim zamanımda en az 20 sinema salonu vardı Üsküp’te. Şimdi gişe filmleri gösteren sadece 2 tane kaldı. ( Blazevski, 06.12.2019)

Biletler ve Tapkaçiler:

Bilet almanın zorluğu, aslında bu sinsi insanlar olarak görülen siyah borsada bilet satan ‘’Yerinde sayanlar’’ Makedoncası ‘’Tapkaçi’’ler olurdu. Onlarla beraberinde gelen anılar bunlardır:

30 denar ( 50 sent/euro ). Dönemin karaborsacıları önceden bilet alıp daha pahalıya satarlardı. Bilet sırası çok fazlaydı ve çok beklenirdi, hatta kavga da çıkardı. ( Tanovski, 03.11.2019)

Biz küçük yaşta olanlar, son ana kadar beklerdik, çünkü o zaman fiyatlar düşerdi. Fakat bu şanstı, her zaman bilet alamıyorduk, onların yanında genelikle 40 veya daha çok bilet vardı. Alamadığımızda üzülür eve giderdik. ( Blazevski, 06.12.2019)

Sinema Deneyimlerinde Farklılıklar:

Sosyalizm’in 80’lerde çökmesine yakın olduğunu ve dünya seyrinin değiştiğini düşünürsek, sinema deneyimlerinde de farklılıklar olmaktadır. Kötülerin artık filmlerde kazandığı ve video kasetlerin, TV’nin girdiği bu dönem, konuşanların şu sözleriyle idda edilmektedir:

Kubrick’in  Clockworth Orange ve Apocalypse Now filmleri unutulmazdı. Apocalypse now filminden 3 gün sonra kendime gelebildim. Bunuel filmleri de harikaydı, onları izleyince gerçek bir dünya izler gibiydim. Filmlerin mesajları daha yıkıcı hal almış, artık kötülerde kazanmaya başlamıştı. Artık eğlence yerine film eleştirisi ve problem sunan bir medya aracıydı. Karaborsa, video kasetleri ve TV işin içine girdiğinde artık sinema salonlarında tamamen boşalma oldu. (Tanovski, 03.11.2019)

Film onu video, TV’yle kaybetti çünkü kolektif izleme yerine bireysel izleme gibi bir şans doğdu. (Blazevski, 06.12.2019)

Cineplexx’in Meydana Getirdiği Alışkanlıklar:

Sinema salonlarının boşluğu 2000’lere kadar sürmüştür ve 2012’den sonra Cineplexx sinema salonu açılmıştır. Bu sinema salonu yeni teknoloji ve yeni alışkanlıkları beraberinde getirmiştir. Konuşmacılar bu alışkanlıkları şöyle ifade etmektedirler:

Ben artık 15 yıldır sinema salonuna gitmiyorum çünkü sadece blockbuster filmere yer veriyorlar. Sadece Kinoteka’da farklı ve sanatsal filmler var. Eskiden edindiğim sinema deneyimi ile modern çağ ve sineması sayesinde, artık sinema salonuna gitmeme kararı aldım. ( Tanovski, 03.11.2019)

Artık filmler bir eğlence oldu. Entelektüel bireyler de bunlara katıldı, artık her şey tüketilir, her şey izlenir oldu. Video oyunları, tv ürünleri bu olaylar dijital topluma hitap eder. Artık biletler kapıdan değil dijital ortamdan alınıyor. Telefonlar, boş muhabetler ve sinema salonunun sihri burada kayboldu.( Blazevski, 06.12.2019)

Yeni teknoloji beni çok etkiliyor. Artık görmediğim, dikkat etmediğim özelikleri filmlerde görüyorum. Ses sistemi, görüntüler ve özel efektler… Artık filmlerde eski anlatılar yok, filmlerde daha çok kamera, kurgu, efektler konuşulmaya başlandı. İlk film Deprem filmiydi ve biz o depremi gerçekten orada hissetik. (Vujosevikj, 06.12.2019)

Kuşaklar arasında, jenerasyonlar arasında, kültürel yapı ve ideolojik farklılıklar arasında, sinema dönemleri ve film konuları arasında başlatığımız bu yolculuk, Kuzey Makedonya Cumhuriyeti tarihinde birçok farklılık olduğunu görürürüz. Yugoslavya döneminin aslında o kadar çok sansüre uğramaması ( genç kuşağın düşündüğü gibi ) ve o dönemin filmleri ile şimdiki dönemlerin filmleri ya da popüler sineması ile farklılıklar meydana gelir. Yeni dönemde daha dar ve sadece Amerikan pöpüler sinema filmleri izleyebilen seyirciler, bazı kesimlerce beğenilen bazı kesimlerce beğenilmiyen bir olaydır. Sinema salonlarının daha rahat ve kaliteli olduğu, konuşmacılardan anladığımız zamanla gelişen önemli bir farktır. İki kuşak arasında bazı şeylerin kaybolduğu, bazı şeylerin değiştiği ya da yeniden üretildiği bir dönemde yaşıyoruz. Fakat geriye tek bir gerçek kalıyor o da sinemaya gitmek halen “ deneyim “ yaşamak için olanak sağladığıdır. Konuşmacıların sinema deneyimlerini iki sistemde anlattıkları hissleri ve geçmişe dönük anılarıyla birlikte, bu çalışmaya ortak bir bellek sunulmuştur.


[1] Christodoulou,C.( 1995), The Manaki Brothers, Thessaloniki, Thessaloniki Org for the Cultural Capital of Europe, , s.87.

[2] Кастелан, Ж, (2002), Историја на Балканите-XIV-XX век, Софија, Хермес,  s.355-356

[3] Vladimir Lenin, Directives on the Film Business. January 17, 1922

http://soviethistory.msu.edu/1924-2/socialist-cinema/socialist-cinema-texts/lenin-on-the-most-important-of-the-arts/ Erişim Tarihi ( 30.12.2019)

[4] www.kinoteka.com.mk Erişim tarihi ( 13.12.2019)

[5] www.cineplexx.com.mk Erişim Tarihi ( 16.12.2019)

[6] Kosta Kizovski, Cineplexx çalışanı, 05.12.2019 tarihinde alınmıştır.

[7] Elsaesser & Hagener, ( 2014), Sinemaya Giriş, İstanbul, Dipnot Yayınevi,s.273

Önceki Haber

Sırp polisinin mülteci gençlere şiddeti Sırbistan’da gündemi değiştirdi

Sonraki Haber

Çin’de klinik testleri süren Kovid-19 aşısı orduda kullanılmaya başlandı