• BUGÜN 16/31
  • “İstanbul Fırsatlar Diyarı, Ben Bu Diyarda Bir Kelebek”

    December 6, 2015 | 15:39

    TİMEBALKAN haber portalı İstanbul’da okuyan Balkanlı öğrencilerin hislerinin tercümanlı olmaya devam ediyor. Bu hafta  Marmara Üniversitesi, İletişim Fakültesi, Radyo Televizyon ve Sinema bölümünde 2. sınıf öğrencisi Muhammed Tahiri ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdik. Keyifli okumalar.. Mutlu Pazarlar..

    1. Kendinizi tanıtır mısınız?

    – Merhaba, ben Muhammed Tahiri. Makedonya Üsküp doğumluyum. 7 Mart (eski ismi Dame Gruev)  ilkokulundan mezun oldum. Liseyi Yahya Kemal Koleji’nde üstün başarı ile tamamladım. Şiir yazmayı ve okumayı çok seviyorum. Üsküp’te bulunduğum süre içinde birçok dernek ve vakıfta gönüllü olarak yer aldım. Şu an Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Radyo Televizyon ve Sinema bölümünde 2. sınıf öğrencisiyim.

    2. Liseyi bitirdikten sonra Türkiye’de okumaya karar verdin ve nihayetinde şimdi İstanbul’dasın. Karar verme ve kabul olma sürecini anlatır mısın?

    – Liseyi bitirdikten sonra, üniversiteyi kesinlikle Makedonya dışında okuyacaktım. Türkiye başta olmak üzere İsviçre, Katar ve Norveç gibi birçok ülkeye başvurdum. Hepsinden de olumlu cevap gelmişti, Türkiye hariç. Ama gönlümde hep Osmanlı yatıyordu. Aklımda sadece İstanbul vardı ve bu tek düşündüğüm şeydi. İstanbul için nice hayaller kurmuştum, şiirler dinlemiş, kitaplar okumuştum ve bir nevi aşk yatıyordu kalbimde. 14 Eylül gecesinde, doğum günüme bir hafta kala, en büyük hediyem geldi, İstanbul’da Marmara Üniversitesine kabul olduğuma dair mail geldi ve çok mutlu oldum. Eşyalarımı apar topar topladım ve ertesi gün İstanbul’a gitmek için hazırlandım. 16 Eylül sabahı İstanbul’a varmamla beraber yeni bir hayata başlayacaktım ve bu bana gerçek dışı geliyordu.

    3. İstanbul’da öğrenci olmak nasıl bir şey bize bundan bahseder misiniz?

    Şimdi bu soruyu kime sorsanız farklı cevap verecektir, ben de size benim cevabımı söyleyeceğim. İstanbul’da öğrenci olmak imkânsızlıkları aşmak, zincirleri kırmak ve dünyayı görebilmek demektir. Ben İstanbul’a, “fırsatlar diyarı” da derim. Rüyalarım buraya gelmeden önce hep imkânsız gibiydi, şimdi ise başımı aldım peşlerine koşuyorum. İstanbul demek dinamizm demek, İstanbul’da bir Üsküdar’dasın, 5 dakika sonra ise Beşiktaş’ta. İstanbul demek güneşin doğuşunu Eyüp’ten, batışını ise Moda veya Kız Kulesi’nin karşısından izlemek demek. İstanbul demek ezanlar demek, çanlar demek, simit, martılar demek, vapurlar, dalgalar demek. İstanbul yaşayıp ta doyamamak demek.

    İstanbul kültürlerin, dinlerin, dillerin, tarihin ve insanlığın buluştuğu bir kavşaktır. Napolyon da “dünya tek bir devlet olsaydı başkenti İstanbul olurdu” derken bunu en güzel şekilde ifade etmiştir. Ben kendimi İstanbul’da yeniden keşfettim, burada dünyayı da keşfettim insanları da. İstanbul’da da Yedikule’de oturuyorum, sur içinde yani eski İstanbul’da. Her gün yurttan11828711_10206339237813469_3163008697925479102_n çıktığımda büyük bir tarihe tanık olduğumu hissediyorum.

    Hayat üç gün ise, dün bugün ve yarın, ben de bir kelebeğim, İstanbul denen büyük ve muazzam bir vadide çiçek çiçek dolaşıp duruyorum. İstanbul her şeyden biraz kokar, biraz tarih, biraz uygarlık, biraz vatan biraz da boğaz.

    Doğrusu ben hiperaktif bir tipim ve Üsküp bana küçük geliyordu, bunu herkes görüp anlamıştı. İstanbul bana çok şey kazandırdı, farklı kültürleri öğrendim, farklı insanlarla iletişim kurdum, dünyanın ne kadar büyük ve ne kadar küçük olduğunu gördüm. Rusçayı öğrendim, Arapçayı öğrenmeye başladım, ve Allah’ın izniyle öğrenmeye devam edeceğim. İstanbul’daki güzel yerler, etkinlikler, programlar ne olursa olsun, hepsinden haberim var. Uluslararası öğrenciler arasında da bu özelliğimle tanınırım. İstanbul’da olup ve toplumdan dışlanmış bir insan olamazsınız çünkü her kişiye uygun bir grup bulunur.

    İstanbul için ne kadar konuşsam az olur, doyamıyorum ne boğazına ne de tarihine.

    4. Okuduğunuz üniversite ve bölüm hakkında neler söylemek istersiniz. Üniversitedeki arkadaşlık ortamından söz eder misiniz?

    Marmara Üniversitesi 1883’te kurulmuş ve 70 bin öğrencinin öğretim gördüğü bir devlet üniversitesidir. Türkiye’nin önde gelen yükseköğretim kurumlarından biridir. Üniversite bünyesinde 16 fakülte, 11 enstitü, 5 yüksekokul ve 4 meslek yüksekokulu bulunmaktadır. Akademik birimlerinde Türkçe, İngilizce, Fransızca, Almanca ve Arapça olmak üzere beş dilde eğitim verilmektedir.

    Ben Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi, Radyo, Televizyon ve Sinema bölümünde 2. sınıf öğrencisiyim. İletişim Fakültesi, İstanbul’un en ünlü yerlerinden olan Nişantaşı’ndadır ve bundan dolayı çok şanslıyız diyebilirim. Şimdi insanlar sorabilir, Radyo, Televizyon ve Sinema (RTS) bölümünde okumak ne demek, mezun olduktan sonra ne yapılır. Size kısa ve öz olarak anlatmaya çalışacağım. Bu bölüm aslında gazeteciliğin ve sinemacılığın arasında bir şey gibidir. Bu bölümden Kemal Sunal gibi başarılı oyuncular da mezun olmuştur. Bu bölümden mezun olan arkadaşlar başarılı gazeteci, yönetmen, sanat yönetme11017862_10205181094100600_4723671475530907205_nni, kurgu veya akademisyen adayıdır.

    Marmara Medya Merkezi fakültemizin çok önemli bir parçası. Merkezimizin televizyon, radyo ve gazetesi var. Medya Merkezi bütün öğrencilere stüdyosuyla ve diğer alanlarıyla açık ve ücretsiz olarak faydalanabilme fırsatını sunuyor. Öğrenciler kendi TV ve radyo programlarını yapıyor, tecrübe kazanıyor kendileri için önemli bir altyapı oluşturuyor.

    Fakültemizde okul ortamı çok ilginçtir ve bu benim çok hoşuma gidiyor. Gazetecilik öğrencileri genelde eleştirmendir, RTS öğrencileri sanatsever, Halkla İlişkiler öğrencileri ise arabulucu gibidirler. Bir yabancı gibi kendimi çok rahat hissediyorum, arkadaşlarla istediğimi konuşabiliyorum, anlaşabiliyorum ve bilgi alışverişi yapabiliyoruz. Türk milleti misafirperver ve beni misafir olarak çok iyi karşıladılar. Öğrencilerin arasında Balkan göçmenleri de çok, onlarla konuşurken memleket özlemini çekmiş gibi oluyorum. Türkiye adeta öğrencilerin buluştuğu bir yer, yabancı veya misafir öğrenciler, yerli öğrencilerle bir araya gelip dünyayı keşfediyorlar.

     

    5. Üniversiteyi bitirdikten sonra ne yapmayı düşünüyorsunuz, hedef ve planlarınız nelerdir?

    Kendimi gelecekte başarılı bir gazeteci veya belgeselci olarak görüyorum. Hedefler her zaman yüksek tabi, uzun vadede istediğim Al Jazeera veya TRT WORLD gibi büyük televizyonlarda çalışmak. En sevdiğim şeyin dünyayı gezip, kültürleri tanımak ve anlamak olduğunu söyleyebilirim. Tabi bu yönde çalışmak ve kendini yetiştirmek gerekir. Bunun için de üniversiteyi bitirdikten sonra Avrupa’da yüksek lisansımı yapmak istiyorum, İngiltere ya da İsviçre.

    12336172_10207064522345129_129151636_n

    Ha, Üsküp’e dönmeyecek misin diye sorarsanız şunu demek istiyorum, dönmek veya dönmemek ikilemindeyim gerçekten, çünkü benim hayallerim  “ben bir ülkede yaşamak için değil, bütün dünyayı görmek için doğdum” felsefesinin üzerinde kurulmuştur. Ama tabi ki Makedonya’da profesyonel gazeteciliğin, belgeselciliğin ve televizyonculuğunun ne kadar eksik olduğunu görünce, dönüp oraya katkımı sağlamak isterim. Hayat kısa her şeyi yapabilmek güç ama yapabildiğimiz kadar yapmaya niyetliyiz. “Dünyada görmek istediğin değişiklik ol” diyor Gandhi ve adeta kendimizden başlayıp buraya eğitim almak için geldik, ve onu sonra yaymak için çaba vereceğiz.

    6. Makedonya’da üniversite çağında olan gençlere önerileriniz nelerdir?

    Yapabiliyorsanız, mutlaka yurt dışında okuyunuz, nerde olursa olsun, çünkü kendinize birçok şey katacaksınız. Dünyayı farklı açılardan bakma kabiliyetini benimsiyorsunuz. Gidin, ilim peşinde koşun, sonra dönün ve ülkeye, millete hizmet edin. Şunu da söylemek istiyorum, bizim gibi gençler biraz daha iddialı olmalı, son senelerde Makedonya’daki öğrencilerin nerdeyse yüzde 70’i ekonomi ve hukuk okumayı seçiyor. Ben diyorum ki, biraz daha zor, parlak gelecek vaat eden bölümlere de ilgi göstermemiz lazım. Kendinizi özveriyle yetiştiriniz ve geleceğe biraz daha geniş bir açıdan bakınız, yabancı dil öğreniniz ve korkmadan yürüyünüz.

     

    Seyyid Emin / TİME BALKAN

    Yorum Yap