• BUGÜN 16/31
  • Avrupa basınında gündem: Avrupa ekonomik daralmanın eşiğinde mi?

    August 14, 2019 | 22:11

    ABD ile Çin arasındaki ticaret savaşı Avrupa ekonomisi üzerinde giderek daha büyük bir yük oluşturuyor. Bunu bilhassa Alman şirketleri yakından hissediyor, zira dünyanın en büyük iki ekonomisine yaptığı ihracat miktarı, geçen sene aynı ayın rakamlarına göre ciddi olarak geriledi, birçok şirket bu yıl için beklentilerini aşağı çekti. Yorumcular durumun vehametini tartışıyor.

    Alman Frankfurter Allgemeine Zeitung gazetesi, ekonomik durumun Avrupa Merkez Bankası’nın müdahalesini gerektirmediğini düşünüyor:

    “Gerçekten de konjonktürün bulandığını söyleyebiliriz. … Ancak Avrupa’da konjonktürün kötüleştiği su götürmez bir gerçek olsa da köklü bir ekonomik daralma kapımıza dayanmış değil ve güncel enflasyon oranı ile ECB’nin koyduğu enflasyon hedefi arasındaki makas da ciddi bir para politikası müdahalesi gerektirecek seviyelerde değil. Avrupa Merkez Bankası bunu sakin kafayla değerlendirmek zorunda. Ne de olsa bankaların yatırım faizi daha şimdiden eksiye düşmüş durumda ve son kamu tahvili satın alma programı henüz sindirilebilmiş değil. Bu koşullar altında, birçok bankanın eylül ya da ekim ayında ECB’den beklediği kapsamlı esneklik paketi üzerine iyi düşünmek gerekiyor.”

    Durgunluk kapıda, diyor Poolonya gazetesi Rzeczpospolita:

    “Alman sanayinin kaydettiği kötü sayıların hizmet sektörüne olumsuz etki etmesi artık an meselesi. En önemli ekonomik ortağı Almanya olan Polonya’da bunun etkileri daha şimdiden hissediliyor. Hastalık sanayimize bulaşmış durumda, bilançolarımız hayal kırıklığı yaratıyor. Diğer Avrupa ülkelerinin de durumu daha iyi olmayacak. Uzmanlar daha şimdiden yüksek bir küresel kriz riskinden söz ediyor. … Kriz belki de henüz başlıyordur, belki Çin’in Washington yönetimiyle bir anlaşma imzalaması durumunda koşulların iyileşmesini bekleyebiliriz. O zaman soluk alma fırsatımız olacak. Ancak kriz önünde sonunda bizi yakalayacaktır. Bu nedenle daha şimdiden hazırlanmamız yerinde olacaktır.”

    Şu sıralar Almanya’da yaşanacak bir ekonomik daralma zamanlama açısından çok kötü olur, diyor Hollanda gazetesi De Vokskrant:

    “2012 yılındaki Avro krizi, ECB Başkanı Draghi’nin akıllıca tavrı sayesinde engellenebildi. Ancak bunun için uzun vadede, güçlü Alman motorunu kararlı şekilde kontrolü altında tutan Angela Merkel’e teşekkür etmeliyiz. Merkel Yunanistan gibi bir ülkeye yardım edebildi ve Grexit’i engelledi. O günlerde Merkel gücünün doruklarındaydı, şimdiyse sonuna gelmiş durumda. Güney Avrupa’da yeni bir Avro krizi çıkma riski var, zira popülist Aleksis Çipras’ın zamanında yaptığı gibi şimdi de sağcı popülist Matteo Salvini aynı hırsla iktidara uzanıyor. … Almanya ekonomik daralmaya girecek olursa bir daha kriz döneminde liderliği üstlenmeye o kadar da hevesli olmayacaktır.”

    Bizi bekleyen krizi göğüslemeyi ancak kötü zamanlar için baştan önlem alanlar başaracak diyor Slovenya‘nın Delo gazetesi:

    “Birçok Slovenyalı şirket son krizden bu yana yaşanan güçlü ekonomik büyümeyi, yeni ürünler geliştirmek, üretimi arttırmak, yeni pazarlara açılmak ve yeni müşteri ve projeler kazanmak için kullandı. … Bu şirketler, siparişlerde yaşadıkları kayıpları, yeni iş alanlarıyla telafi ettiklerini söylüyor. Ölçümleme teknolojisi üzerine uzmanlaşmış Dewesoft gibi ileri teknolojik ürünlere sahip kimi şirketler olağanüstü bir büyüme dahi gösteriyor. Buna karşın uygun ekonomik koşullar trenini kaçıran ve geleceği düşünmeyen diğer şirketler, şimdi Almanya’nın yaşadığı ekonomik kriz karşısında bağışık değil.”

    Eski başbakan Renzi, Salvini’ye kafa tutuyor

    İtalya‘nın eski başbakanı Renzi, Lega Partisi lideri Salvini’nin talep ettiği aceleci erken seçimi önlemek için teknokratlardan oluşan bir geçiş hükümetinin kurulmasını savunuyor. Ancak Renzi’nin partisinin lideri Zingaretti, böyle bir deney karşısında uyarıda bulundu. Lega cuma günü partisiz Başbakan Conte’yi düşürmek için güvensizlik oylaması istemişti. Lega’nın zaferi engellenebilir mi?

    Alman Süddeutsche Zeitung’un İtalya muhabiri Oliver Meiler, sosyal demokratların Beş Yıldız ile ittifak kurmasını salık veriyor:

    “Son derece meşru bu mutabakatın hedefi, Matteo Salvini’nin zafer turunu engellemek ve Lega’nın yükselişini durdurmak amacıyla erken seçimi ertelemek olmalıdır. … Karşı argümana göre, Lega’nın seçime girmesi engellenirse Salvini daha da büyüyecektir. Bazı uzmanlar yüzde 36 ile 60 arası iddialı öngörülerde bulunuyor. Gerçekten mi? İnsan kendine, Salvini’nin yaz döneminde Beş Yıldız ile yollarını bir an önce ayırmakta neden bu kadar aceleci davrandığını soruyor. … Bunun Lega’nın Moskova ile milyonlar tutarındaki olası anlaşma skandalı ‘Moscopoli’ ile ilgisi olabilir mi? Salvini bugüne kadar sustu. … İtalyan seçmeni, Salvini ve tekinsiz yükselişine daha yakından bakma fırsatı bulabilmeli, çünkü seçim şimdi yapılırsa Salvini kışkırtıcılığının meyvelerini toplayabilir.”

    İtalya’daki sosyal demokrat Demokratik Parti (PD) bir kez daha kendi kendini yıkmaya başladı, diyor İtalya’nın La Stampa gazetesinin yazı işleri müdür yardımcısı Federico Geremicca:

    “Eski bir atasözü der ki, iki kişi kavgaya tutuşunca üçüncü sevinirmiş. Ancak Demokratik Parti, böylesine köklü doğa kanunlarını bile boşa düşürmeyi başarıyor. … Bu senaryoda PD üçüncü taraf ise, arada dayağı onun yiyeceğinden emin olabiliriz. Belki 48 saat beklemek ve iki tarafın kavgasını hiçbir müdahalede bulunmadan sakin sakin izlemek yeterli olacaktı. Bunun yerine siyasi açıdan anlaması zor girişimler, partiyi öyle bir duruma getirdi ki, artık herkes kişisel çıkarlarının tuzağına düşmüş halde kendi adına konuşuyor.”

    Macaristan‘ın günlük gazetesi Magyar Nemzet’e göre İtalya’da birçok insan, nasıl düşünecekleri ve nasıl yaşayacaklarının liberal seçkinler tarafından kendilerine dayatılmasından bıkmış durumda:

    “Viktor Orbán ve Donald Trump, çoğunluğun sesine ve yardım çağrısına kulak veren ilk siyasetçilerdi. Matteo Salvini de onların yürüdüğü yoldan gitti. Salvini’nin her açıklamasının, düzenlediği her etkinliğin, tıpkı Orbán ve Trump’ta olduğu gibi hayran kitlelerce takip edildiğini açıkça görüyoruz. Nitekim Salvini de cesur ifadelerde bulunmaktan ve tabuları yıkmaktan çekinmiyor. Üstelik kendisine karşı hasmane bir tutum içinde olan yalancı medyaya karşı da kendini başarıyla korumasını biliyor. Uluslararası medyanın, önceden kurgulanmış gibi bu üç siyasetçiyi karalama çalışmasının benzeri daha önce yaşanmadı ve bizlere Sovyetler döneminin en karanlık günlerini hatırlatıyor.”

    Tanker sürücüleri Portekiz‘i yakıt krizine soktu

    Portekiz’de daha yüksek ücret ve daha iyi iş koşulları için hükümetle yapılan müzakereler sonuçsuz kalınca tanker sürücüleri pazartesi günü yeniden süresiz grev başlattı. Birçok benzin istasyonunda akaryakıt kalmadı, hükümet satışları kısıtladı. Portekiz medyası, Tehlikeli Maddeler Sürücüleri Sendikası’nı sert bir dille eleştiriyor.

     

     

    Dünyabülteni

    Yorum Yap