• BUGÜN 16/31
  • “15 Temmuz turnusol kâğıdı oldu”

    October 21, 2016 | 16:03

    Türk halkının hainlere karşı destan yazdığı bir gecede sessizliğe bürünenlerin sonradan yaptığı ‘darbeye karşıyız’ açıklamalarının hiçbir değeri olmadığını ifade eden Özlem Doğan, “15 Temmuz bir turnusol kâğıdı oldu. Kim samimi, kim sahtekâr, Türk halkı gördü” dedi.

    Mümin ALİ / TİMEBALKAN ÖZEL

    Türkiye Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ileri seviyelere taşıdığı ülkemizin başarılarını hazmedemeyen küresel güçler, yıllardır besledikleri terör örgütleriyle Türkiye’nin huzurunu kaçırmaya, bölmeye çalışıyor. Bununla birlikte Türkiye olağanüstü bir 15 Temmuz süreci yaşadı. ABD ve NATO, FETÖ’yü kullanarak bir darbe girişiminde bulundu ve 240 insanımızı şehit etti. Fakat Türk halkı bu darbeci hainlere geçit vermeyerek büyük bir destan yazdı. Türkiye’nin Osmanlı torunu olduğunu kanıtlarcasına ayağa kalktığı Erdoğanlı Yeni Türkiye’yi Gazeteci Yazar Özlem Doğan’la konuştuk.

    TB: Öncelikle bize kendinizden biraz bahseder misiniz? Gazeteci Yazar Özlem Doğan kimdir, yazı hayatınız nasıl başladı?

    İstanbul doğumluyum. Aslen Boşnağım. Milat Gazetesi’nin istihbarat şefiyim ve edebiyatçıyım. Öncelikle kendimi edebiyatçı olarak tanımlıyorum. Klişe olacak ama yazı hayatım çocukluğumda başladı. İlk kitabım Yeditepe de Bir Sultan adlı şiir kitabımdır. Ardından Sultan Abdülmecid ve Osmanlı kızı Gülistan’ın aşk hikâyesini anlattığım Gülistan-ı Aşk’ı kaleme aldım. Sonrası; Çelişki, Leyla İle Hasbihal, Bir Aşığın Gizli Günlüğü ve Yeni Türkiye Konuşuyor kitapları olarak devam etti.

    TB: Bir sanatçı olarak toplumda yaşanan siyasi olaylar, eserlerinizi ve fikir dünyanızı nasıl etkiliyor?

    Türk aydını özellikle Tanzimat’tan beri her zaman politikayla iç içe olmuştur. Özellikle istibdatla suçlanan Abdülhamid dönemindeki dergi ve gazetelerdeki sultana yönelik eleştiriler bir hayli ağırdır. Ne edebiyat siyasetten kopabilir ne de siyaset edebiyattan. İkisi birbirine oldukça bağlı. Mehmet Akif ve Necip Fazıl bu konuda iki iyi örnek ve ikisi de edebiyatımızın temel taşı. Edebiyatta ne kadar öne çıkmışlarsa siyasette de da o kadar öne çıkmışlardır. Necip Fazıl yazılarından ötürü yargılanmıştır.  Tabi burada yazdıklarından ötürü uzun yıllar hapis yatan Nazım Hikmet’i de anmadan geçmemek lazım.

    AVRUPA’NIN GÖZÜNDE BİZ HÂLÂ OSMANLI’YIZ

    TB: Halkımızın siyasete olan ilgisini nasıl değerlendiriyorsunuz?

    Bizim toplumumuz politikaya diğer toplumlardan biraz daha ilgili. Bizde yediden yetmişe herkes politikayla yakından ilgileniyor. Pekiyi neden böyle? Avrupa ülkeleri ile karşılaştırdığımız ve İslam ülkelerine baktığımız zaman bizde genç-yaşlı herkes siyasetten konuşuyor. Türkiye konum olarak diğer ülkelerden daha farklı olduğu için siyasetle yatıp kalkan bir ülke haline geldi. Çünkü coğrafi ve politik konumumuz çok önemli. Bu durum öncelikle Osmanlı’nın bakiyesi olmamızdan kaynaklanıyor. Çünkü Avrupa ülkeleri hâlâ bizi Osmanlı olarak görüyor. Bunu belki çok fazla dile getirmiyorlar ama Avrupa’da geçmişten gelen bir kuyruk acısı var.

    mumin1

    Özlem Doğan: “Ben 15 Temmuz gecesi yaşadıklarımı şu an kitaplaştırıyorum. İnşallah en kısa zamanda okuyucuyla buluşturacağız”

    TB: Osmanlı’nın yıkılış üzerinden uzun yıllar geçmesine rağmen, Avrupa bizden neden bu kadar rahatsız?

    Son zamanlarda AK Parti ile birlikte yeniden biz özümüze dönmeye başladık, bu da birilerini rahatsız ediyor. Bundan önce kaçımız Çanakkale zaferini biliyorduk, Sarıkamış’ta yaşananlara ne kadar vakıftık? Orada şehit olanların sayısını yalnızca akademisyenler biliyordu. Sayın Cumhurbaşkanımız Erdoğan ve AK Parti ile birlikte tarihi bir bilincin oluşma süreci de başladı.

    MUHAFAZAKÂR BAŞARIYI HAZMEDEMİYORLAR

    TB: Dünden bugüne darbeleri değerlendirecek olursak, üst akıl 15 Temmuz’u neden planladı?

    28 Şubat’ta Müslümanların ne büyük sıkıntılar yaşadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. Çok yakında da 15 Temmuz gibi bir hadise yaşadık. Şu an bizler Erdoğan sayesinde ‘ben de varım’ diyebiliyoruz. Bize ‘hasta adam’ yaftalaması yapıştıranlar Türkiye’nin yeniden şaha kalktığını gördü. Ve Yeni Türkiye’ye bakıp ‘ne oluyor’ diye kendilerine sorarak rahatsızlık duyuyorlar. 28 Şubat’ta sindirdiklerini düşündükleri muhafazakârların yeniden ayağa kalkmalarını hazmedemiyorlar.

    DÜNYANIN GÖZÜ ÜZERİMİZDE

    TB: Türkiye’yi hedef tahtasına oturtanlar hangi yollarla ülkemize saldırıyor?

    FETÖ ve PKK gibi terörist kuklalarıyla saldırıyorlar. Huzurumuzu bozmaya çalışıyorlar. Gezi’yle, Kobani olaylarıyla denediler, olmadı. Tüm dünyanın gözü üzerimize çevrildi, zira Türkiye artık zincirlerini kırmış ve ayağa kalkmıştı. Bu yüzden Amerika ve NATO’nun desteklediği, FETÖ’yü de piyon olarak kullandıkları 15 Temmuz darbe girişimini yaşadık. Eğer bu alçak darbe gerçekleşmiş olsaydı şu anda bu burada olmazdık. Büyük ihtimal sağ da olmayacaktık. O yüzden Türk halkının ülke gündemiyleilgilenmesini çok önemsiyorum. Darbe gecesi sokağa çıkan bilinçli bir halk vardı, bunu unutmamak lazım.

    TB: Siz bir Boşnak olarak 15 Temmuz sürecinin Bosna’ya yansımasını nasıl değerlendiriyorsunuz? Oradaki halkın tepkileri, desteklerini v.b?

    Bosna yıllarca Tito’nun kominizim rejimiyle yönetildi. Düşünce olarak Bosna halkının bağları Osmanlı’dan kopuktu ama Alija İzzetbegoviç’in şanlı direnişi, hayata bakış açısı, Bosna halkının gözünde onu önemli bir lider konumuna getirdi. Nasıl ki Erdoğan Türkiye için bir lütufsa, Alija da Bosna halkı için bir lütuftu. Bosna savaşı başladığında Hırvat bir komutanın Mostar köprüsü yıkılırken bir konuşmasını hatırlıyorum ‘Türklerden bugün intikamımızı aldık.’ Onlar Boşnakları yani Müslümanları Türk görüyorlar.  Savaş döneminde Türkiye hükümetinin başında Erdoğan olsaydı çok farklı olurdu. Sırplar bu kadar büyük bir soykırıma cesaret edemezlerdi.

    ERDOĞAN SEVGİSİ GİTTİKÇE ARTIYOR

    TB: Bosna medyasında Türkiye nasıl yer alıyor?

    Bosna’nın en çok okunan gazetesi FETÖ’yle işbirliği içinde.Erdoğan aleyhine haber yapıyorlar. Bosna halkının kafasını karıştırmaya çalışıyorlar aman buna rağmen başarılı olamıyorlar. Erdoğan’a olan sevgi gittikçe artıyor.

    TB: Türkiye’nin Bosna’daki çalışmalarını araştırma fırsatı buldunuz mu?

    Mayıs ayında Saraybosna’daydım. Türkiye’nin çalışmaları devam ediyor. TİKA Osmanlı’dan miras kalan tarihi eserlerimizi onarıyor, Yunus Emre Enstitüsü Boşnakların Türkçe ve Türkiye ile bağlarını güçlendiriyor. Saraybosna’da çok duygulu anlar yaşadım. Üzerinde Mevlana figürü olan Konya-Saraybosna yazılı tramvay geçti önümden.  Çünkü Konya belediyesi Saraybosna’ya tramvay hediye etmiş.

    BOŞNAKLAR TÜRKİYE’YE GÖNÜLDE BAĞLI

    TB: Boşnak halkı Türkiye hakkında neler düşünüyor?

    Boşnak halkı Türkiye’ye gönülden bağlı, Türkiye de Boşnak halkına aynı şekilde. Alija İzzetbegoviç vefatından kısa bir süre önce, Erdoğan’a ‘Bosna’yı sana emanet ediyorum. Çünkü burası Osmanlı’nın bakiyesi’ dedi ve Hakka yürüdü. O yüzden ne biz Bosna’dan vazgeçeriz ne de onlar bizi unutabilir. Türkiye Balkanlarla olan ilişkilerini ısıcak tutmaya çalışıyor. Balkanlarda Türkiye’yi abi gibi görüyorlar sığınacak bir yer olarak. Türkiye’de onlara Evlad-ı Fatih’an olarak sahip çıkıyor. Bu maddi olarak değil, manevi anlamda böyle.

    TB: 15 Temmuz ve Yeni Türkiye ışığında Balkanları nasıl okumalıyız?

    Balkanlar konusu çok hassas ve birçok etnik unsurdan oluşan bir bölge, Türkiye’nin de yapacağı şeylerde sınırlı. Size bir örnek vereyim: Sırp bir akademisyenin oğlu Almanya’da bir okulda okuyor. Alman öğretmen bu Sırp çocukla aynı sınıftaki Boşnak bir öğrenciden Hitler ve Erdoğan’ın ortak özelliklerini karşılaştırarak bir kompozisyon yazmasını istiyor. Çocuk, “Erdoğan diktatör değil. Nasıl olurda hiç soykırım yapmayan biri ile Hitler’i karşılaştırırım” diyerek öğretmene itiraz ediyor. Bu olayı Sırp öğrenci İzmir’de yaşayan babasına anlatıyor. Boran Bey’le bu konu hakkında söyleşi yapmak istedim ama akademisyenliğinin tehlikeye düşebileceğini söyleyerek kabul etmedi.

    15 TEMMUZ BİZİM DESTANIMIZ

    TB: 15 Temmuz ile ilgili anlatabileceğiniz ya da paylaşabileceğiniz bir anınız var mı?

    15 Temmuz, o günü yaşayanlar için tarihi bir olay, tarihi bir destan ve tarihe tanıklık etmektir. Nasıl ki İstanbul’un fethi, Çanakkale Zaferi, Kurtuluş Savaşı Türklerin tarihine altın harflerle yazıldıysa, üst akıl ve FETÖ’nün katilerine, tanklarına, silahlarına göğsünü siper ederek bu hayasızca akını durduran Türk halkının destanı da dünya durana dek nesilden nesile anlatılacak. Ben 15 Temmuz gecesi yaşadıklarımı şu an kitaplaştırıyorum. İnşallah en kısa zamanda okuyucuyla buluşturacağız.

    TB: Siz bir gazeteci ve yazar olarak 15 Temmuz gecesi sanat camiasından gelen tepkileri yeterli buldunuz mu?

    Açıkçası sessizliğiyle beni hayal kırıklığına uğratan isimler oldu. 15 Temmuz’dan önce Erdoğan’ın her davetine katılan ama o gece ‘bakalım hangi taraf kazanacak’ mantığıyla sessiz sedasız bekleyenleri gördük. Halkın zaferinden sonra ancak meydanlara inenlerin ikiyüzlülüğüne şahit olduk. Bununla birlikte beklemediğim isimlerden de darbeye anında tepki geldi. Açıkçası 15 Temmuz bir turnusol kağıdı oldu. Kim samimi, kim sahtekâr gördü Türk halkı.

    ERDOĞAN’LA YÜKSELME DEVRİNDEYİZ

    TB: Son olarak eklemek istediğiniz bir şey var mı?  

    Türkiye, Cumhuriyet’in ilanıyla başlayan duraklama ve gerileme sürecini 2002’den sonra geride bıraktı. Artık Erdoğan’la yükselme devrindeyiz. Bu yüzden zamanımızın kudretli Kanuni’si, siyasi dehası Abdülhamid’ine hepimiz sahip çıkıyoruz ve sahip çıkmaya devam edeceğiz inşallah.

    Yorum Yap